Buonafede'nin bundan kurtulama çaresini ona bildirirler.Bond knows exactly how to remove it.
Kendisine bunun çaresinin olmadığı söylendi.He was told that a cure did not exist.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.I'll to the friar to know his remedy; If all else fail, myself have power to die.
Anlat bir. Belki beraber bir çaresini buluruz.Tell me, maybe we can find a solution together..
İlk klip, "Yalnızlığın Çaresini Bulmuşlar" şarkısına çekilmiştir.Sa première chanson originale est "It's OK to be Alone".
Buonafede'nin bundan kurtulama çaresini ona bildirirler.Sarà Bones a trovare il modo per farlo uscire.
Dönemin hekimleri bu durumun çaresini bulamamışlardır.مع العلم أن الطب الحديث فشل في حل المشكلة.
Dönemin hekimleri bu durumun çaresini bulamamışlardır.Hiện tượng này các bác sĩ thời đó không giải thích được.
Ailemden bazı kişiler ve üniversiteye giden bazı arkadaşlarım... ...uzun zaman önce çaresini buldular.대학교를 다닌 저의 친구들과 가족들은 오래 전에 그 존경과 애정을 잃었는데 말이죠.
Ailemden bazı kişiler ve üniversiteye giden bazı arkadaşlarım... ...uzun zaman önce çaresini buldular.שחבריי ובני משפחתי שהלכו לאוניברסיטאות, החלימו מהם לפני זמן רב.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.Będę do brata poznać jego naprawienia; Jeśli wszystko inne zawiedzie, sam ma prawo umrzeć.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.Budem na mnícha poznať jeho nápravu; Ak všetko ostatné zlyhá, sám som moc zomrieť.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.Budu na mnicha znát jeho nápravu; Pokud všechno ostatní selže, sám jsem moc zemřít.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.Eu vou para o frade a conhecer o seu remédio; Se tudo isso falhar, eu tenho poder para morrer.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.Ik zal de broeder om zijn middel te kennen; Als al het andere mislukt, heb zelf de macht om te sterven.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.Io al frate di conoscere il suo rimedio; Se tutto il resto fallisce, io stesso il potere di morire.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.Jag ska till munken känna sin rätta; Om allt annat misslyckas, har själv makt att dö.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.Jaz bom na patra vedeti njegovo odpravo; Če vse drugo ne, sam imajo moč, da umre.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.Jeg vil til munk at kende sin rette; Hvis alt andet svigter, mig selv har magt til at dø.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.Je vais au capucin de connaître son remède; Si tout cela échoue, moi-même avons le pouvoir de mourir.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.내가 그의 구제를 알 수있는 수사에 전화 할게, 모든 다른 실패하면 자신이 죽을 힘을있다.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.Majd, hogy a barát tudni a jogorvoslatot; Ha minden mást nem, magam is erő kell halnia.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.Minä ja Veli tietää hänen korjaamiseksi; Jos kaikki muu epäonnistuu, itselläni on voimaa kuolla.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.Tôi sẽ cho anh em biết khắc phục của mình, Nếu tất cả các khác thất bại, bản thân mình có sức mạnh để chết.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.Voi să calugar a cunoaşte remedia lui; În cazul în care toate nu altceva, eu am puterea de a muri.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.Voy al fraile a conocer su remedio; Si todo lo demás falla, me tienen el poder de morir.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.Θα την friar να ξέρει την άρση του? Αν όλα τα άλλα αποτύχουν, ο ίδιος έχει την εξουσία να πεθάνουν.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.Ще на монаха да познава своите средство; Ако всичко друго се провали, като се имат власт да умре.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.Я к монаху узнать его защиты; Если ничего не получится, сам власть, чтобы умереть.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.אני לנזיר לדעת התרופה שלו, אם כל השאר נכשל, עצמי יש כוח למות.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.سآخذ على الراهب أن يعرف له علاج ، وإذا فشل كل شيء آخر ، والقدرة على نفسي تموت.
Ben onun çaresini bilmek rahibi edeceğiz; her şeyden başarısız olursa, kendim ölmek güç var.[終了。]
Fakat bunlar bizim çaresini aradığımız hastalıkların karakteristiklerini taşımıyorlar.Aber ihnen fehlen die Eigenschaften der Krankheiten, die wir zu heilen versuchen.
Fakat bunlar bizim çaresini aradığımız hastalıkların karakteristiklerini taşımıyorlar.Dar astea n-au caracteristicile bolilor pe care vrem să le vindecăm.
Fakat bunlar bizim çaresini aradığımız hastalıkların karakteristiklerini taşımıyorlar.Jednak wszystkim brakowało cech chorobowych, które próbowaliśmy leczyć.
Fakat bunlar bizim çaresini aradığımız hastalıkların karakteristiklerini taşımıyorlar.그러니까, 우리가 실제로 치료하고자 하는 세포와 질병으로 연구를 하지 않는다는 겁니다.
Fakat bunlar bizim çaresini aradığımız hastalıkların karakteristiklerini taşımıyorlar.Но таким клеткам не свойственны заболевания, которые мы пытаемся излечить.
Fakat bunlar bizim çaresini aradığımız hastalıkların karakteristiklerini taşımıyorlar.אבל אין להם את המאפיינים של המחלות שאנו רוצים למעשה לרפא.
Fakat bunlar bizim çaresini aradığımız hastalıkların karakteristiklerini taşımıyorlar.ولكن ليس لديها خصائص الأمراض التي نحاول في الواقع علاجها.
Fakat bunlar bizim çaresini aradığımız hastalıkların karakteristiklerini taşımıyorlar.病気の特性を持っているわけではありません 我々はマウスではありませんので
Kendisine bunun çaresinin olmadığı söylendi. AIDS, duyduğuna göre ölümcüldü ve tedavi sunulmuyordu.Auzise că SIDA era letală și nu se oferea niciun tratament.
Kendisine bunun çaresinin olmadığı söylendi. AIDS, duyduğuna göre ölümcüldü ve tedavi sunulmuyordu.Povedali mu, že liečba neexistuje, že AIDS je smrteľné ochorenie a liečba nie je dostupná.
Kendisine bunun çaresinin olmadığı söylendi.AIDS(エイズ)は死に至る病、と。
Kendisine bunun çaresinin olmadığı söylendi.Disseram-lhe que não existia cura.
Kendisine bunun çaresinin olmadığı söylendi.Gli era stato detto che non esistevano cure.
Kendisine bunun çaresinin olmadığı söylendi.Ihm wurde gesagt, dass es kein Heilmittel gäbe.
Kendisine bunun çaresinin olmadığı söylendi.치료법이 없다고 들었습니다.
Kendisine bunun çaresinin olmadığı söylendi.Le dijeron que no existía cura.
Kendisine bunun çaresinin olmadığı söylendi.Men vertelde hem dat er geen behandeling bestond.
Kendisine bunun çaresinin olmadığı söylendi.Ông được bảo rằng đây là căn bệnh vô phương cứu chữa.
Kendisine bunun çaresinin olmadığı söylendi.On lui a dit qu'il n'existait pas de traitement.
Kendisine bunun çaresinin olmadığı söylendi.Powiedziano mu, że nie ma na to leku
Kendisine bunun çaresinin olmadığı söylendi.Ему сказали, что лекарства не существует.
Kendisine bunun çaresinin olmadığı söylendi.Йому сказали, що ліків не існує.
Kendisine bunun çaresinin olmadığı söylendi.Казаха му, че няма лечение.
Kendisine bunun çaresinin olmadığı söylendi.נאמר לו שאין תרופה למחלה.
Kendisine bunun çaresinin olmadığı söylendi.فتم إخباره أن العلاج غير موجود
Önceden kirlenmenin çaresinin seyreltme olduğunu düşünüyorduk ancak durumun bu olmadığı ortaya çıktı.Costumávamos pensar que a solução para a poluição era a diluição, mas provou-se que já não era assim.
Önceden kirlenmenin çaresinin seyreltme olduğunu düşünüyorduk ancak durumun bu olmadığı ortaya çıktı.Credeam că soluţia poluării este diluarea, dar s-a dovedit că nu mai este aşa.
Önceden kirlenmenin çaresinin seyreltme olduğunu düşünüyorduk ancak durumun bu olmadığı ortaya çıktı.Dulu kita berpikir jalan keluar dari polusi adalah pengenceran, namun itu terbukti sudah tidak berlaku lagi.