çaplı ile cümle

çaplı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Deprem geniş çaplı hasara yol açtı.The earthquake caused widespread damage.
Geniş çaplı bir buzdolabı satın almak istiyorum.I want to buy a large sized refrigerator.
İşe giderken ufak çaplı bir trafik kazası geçirdim.I had a fender bender on my way to work.
Hokkaido'daki şiddetli deprem geniş çaplı hasara neden oldu.The strong earthquake in Hokkaido caused extensive damage.
Gösteri küçük çaplı bir rezalet çıkardı.The exhibition caused a minor scandal.
Yangın geniş çaplı hasara neden oldu.The fire caused extensive damage.
Zarar çok geniş çaplıdır.The damage is too extensive.
Güvenlik hizmetlerinin büyük çaplı bir reformu o ay izledi.A large-scale reform of the security services followed that month.
Kitap Nisan 1979'da Rummidge Üniversitesi'ndeki ufak çaplı bir akademik konferans ile başlar.The book begins in April 1979 at a small academic conference at the University of Rummidge.
Al Mezan’ın yönettiği büyük çaplı bir ankete göre, 129 sivil ve 39 militan öldürülmüştü.Based on a large-scale survey, Al Mezan counted 129 civilians and 39 combatants killed.
Sovyet-Japon sınır çatışmalarının sona ermesiyle büyük çaplı yardım kesildi.Large-scale aid ceased by the end of the Soviet-Japanese border conflicts.
Asıl muharebe, daha küçük çaplı çatışmalarla geçen iki günün ardından gerçekleşmiştir.The main action of the battle took place after two days of smaller engagements.
IPsec kullanımı geniş çaplı yayılmamıştır.The use of IPsec is not widespread.
Alfredo Dugès, daha çok Meksika sürüngenbilimi üzerine yağtığı geniş çaplı araştırmalarla tanınır.Alfredo Dugès is largely remembered for his extensive studies of Mexican herpetology.
Bir ABD gözlemcisine göre, sarayın bombalanması, "Diệm'e karşı geniş çaplı entrikaları" teşvik etti.According to one US observer, the palace bombing provoked "full scale plotting against Diệm".
McNeill, küresel çaplı insan ilişkilerini esas alan bir yaklaşım sergilemiştir.McNeill took a broad approach organized around the interactions of peoples across the Earth.
Mauricius'un motivasyonu zor birlikler, küçük çaplı ve yerel başarıya ulaşmayı zor buldu.Maurice's badly-motivated troops found it difficult to achieve even minor and local success.
Büyük çaplı kurumlar içindeki kayıp eşya büroları çok ve çeşitli sayıda eşyayı barındırabilir.Lost and found offices at large organizations can handle a large and varied collection of articles.
Yahudilerin Filistin'e geniş çaplı göçü 1882'de başladı.The large-scale immigration of Jews to Palestine began in 1882.
Beyaz Kent'e ilişkin en geniş çaplı inceleme Nitza Metzger Szmuk tarafından yapıldı.The widest architectural survey of the White City has been held by Nitza Metzger Szmuk.
Olaylar ayrıca Arap ve Yahudilerin geniş çaplı ayaklanmalarını içerdi.The events also saw large-scale rioting by both Arabs and Jews.
508 mm çaplı teleskop tüpü grafit lif/siyanat esterinden 2 bölmeli olarak yapılmıştır.The 508 mm diameter telescope tube is made of graphite fiber/cyanate ester in two sections.
Başkan olduktan sonra geniş çaplı reformlara girişti.As Minister he undertook some major reforms.
Bir Brayton çevrimi ısı motoru, daha geniş çaplı borularla daha düşük basınçta çalışabilir.A Brayton cycle heat engine can operate at lower pressure with wider diameter piping.
Jeulmun dönemi, avcılık, toplama ve küçük çaplı bitki yetiştirme dönemiydi.The Jeulmun was a period of hunting, gathering, and small-scale cultivation of plants.
Ayrıca geniş çaplı bombalama ve suikast eylemlerinin de mimarıdır.They also have a strong background in bomb making and mortars.
Geminin aldığı başka iki isabet de küçük çaplı hasar yarattı.The bombers made two hits on the ship, which did only minor damage.
Kars Kuşatması, Kırım Savaşı'nın son büyük çaplı askeri harekatıdır.The Siege of Kars was the last major operation of the Crimean War.
Daha önceleri ufak çaplı bir balıkçılık kooperatifi vardı.He also previously worked in a fisheries cooperative.
LİNEAR, Yeni Meksika'da bulunan iki 1 metre ve bir yarım metre çaplı teleskopla çalışmaktadır.LINEAR uses two one-meter telescopes and one half-meter telescope based in New Mexico.
Ancak bu tür, yalnızca 1920'li yıllarda geniş çaplı üretildi.However, the style only became widely brewed in the 1920s.
Geniş çaplı tutuklamalar yaşandı.Mass arrests took place.
Fakat şu an bireysel alarak birkaç madende bireysel olarak küçük çaplı üretim yapılmaktadır.In some countries, that has led to a removal of at least individual installations.
2002 yılında ufak çaplı bir makyaja uğradı.One small tree imported 2011.
1946 yılında Dünyâ Sağlık Teşkilâtı sıtma eradikasyonunu geniş çaplı olarak ele almıştır.In 1964 the Department of Health ordered adequate treatment for the sewage.
Çaplı, Jimi Hendrix ile beraber Woodstock'ta bulundu.Spirit was invited to open for Jimi Hendrix at Woodstock.
Atölye çalışmaları ve küçük çaplı prodüksiyonlar sayesinde oyunlarını geliştirirler.Through workshops and small-scale productions, they have the opportunity to improve their work.
Bu olaydan sonra ülkede geniş çaplı protestolar başladı.This triggered widespread protests in the state.
Darwin'in kitabı çok büyük bir ilgiyle karşılandı ve geniş çaplı bir tartışma başlattı.Dunne's theory became well known and was widely discussed.
Fotoğraflar ve videolar, depo çevresinde geniş çaplı hasar olduğunu göstermiştir.Satellite images show extensive damage to villages.
Gemi 1902-1904 yılları arasında büyük çaplı bir modernizasyondan geçti.The ship underwent a major modernization in 1904–1905.
Ancak bundan sonra geniş çaplı bir onarım dönemi başladı.Around this very time reform began.
Olay küçük çaplı protestolara sebep oldu.The case triggered a swell of protest.
Son yıllarda meyvacılık yeniden canlanmış ayrıca ufak çaplı seracılık faaliyeleri başgöstermiştir.The team has done well in recent years, always atop the tier 3 ladder.
İlk büyük çaplı direniş Ulusal Kurtuluş Cephesi (EAM] tarafından örgütlenir.The first major resistance group to be founded was the National Liberation Front (EAM).
Porter, Londra Tarihi hakkında da büyük çaplı araştırmalar yürütmüştür.Kent wrote many works on the history of London.
Su havzası oldukça küçüktür ve sadece küçük çaplı akarsularla beslenir.Its watershed is relatively small, and it only has small tributaries.
Geniş çaplı yağmalar, Sanayi Devrimi'nin en önemli finans kaynağı olmuştur.The railroads may have been that most important factor of the industrial revolution.
İngiltere'de ise ordu birlikleri büyük çaplı muharebelerden çok asayiş görevlerinde kullanılmıştır.In the United Kingdom, the style is notably still controlled by royal officers of arms.
Bu aynı zamanda geniş çaplı bir Arap milliyetçiliğinin önünü açtı.It also opened them up to a larger, international audience.
Ufak çaplı silahlı çatışmadan sonra komplocular teslim oldu.After a brief battle the lightly armed Americans surrendered.
2 Şubat 1982'de Suriye ordusu geniş çaplı bir top saldırısının eşliğinde şehre saldırdı.On 7 June 1982, the city of Tyre was threatened by an Israeli tank attack.
Yazma ve basma eserlerden oluşan kütüphanesinin ve arşivinin geniş çaplı oldukları bilinmektedir.In fact, how organisms perceive and filter information from their environment varies widely.
Örneğin ihracat pazarları için su yoğunluklu ürünlerin büyük çaplı ekimiyle.For example, by the large scale cultivation of water intensive crops for the export markets.
Ne zaman bir çukur engerek yese, ufak çaplı bir zehir alejisine tutuluyor.Whenever he eats the pit viper he gets this little venom rush.
Bu tartisma-- ki medya bunu capli bir sekilde ele aldi,The media has covered this somewhat extensively.
Uyguladığınız diyette hayatınızı koruyabilecek ufak çaplı bir değişiklik yapmak ister misiniz?Would you be willing to make a simple change in your diet that could potentially save your life?
Geniş çaplı bir araştırma bile bulamayacaktır seni. Seni delisin! Açamazsın.Even a massive search wouldn't find you. you're insane! you can't open it.
Bunlar küçük çaplı şeker fabrikaları.They're small-scale sugar mills.
Deri bir valiz. Bunlar mekanik olarak tekrar üretilmiş objeler, evinde küçük çaplı üretim yapıyor.A leather valise, because these are mechanically reproduced objects he had a little cottage industry

İlgili Sayfalar