Bir bankacılık skandalı Capitol Hill'i baştan başa süpürüyor.A banking scandal is sweeping across Capitol Hill.
Sıkıntıya rağmen, mimar dünya çapında üne ulaştı.Despite adversity, the architect achieved worldwide fame.
Tolstoy dünya çapında bir ün kazandı.Tolstoy achieved worldwide fame.
Gölet 100 metre çapındadır.The pond is 100 meters in diameter.
Deprem geniş çaplı hasara yol açtı.The earthquake caused widespread damage.
Mimar dünya çapında ün kazandı.The architect achieved worldwide fame.
Ben üstü açık bir arabayla ABD çapında dolaşmak istiyorum.I'd like to drive across the USA in a convertible car.
Başkalarıyla konuşurken, kollarınız çaprazlama bağlı şekilde onu yapıyorsunuz.When you talk to others, you're doing it with your arms crossed.
Polis ülke çapında yüzlerce uyuşturucu baskınları yaptı.The police have made hundreds of drug busts across the country.
Polis suçlu için ülke çapında bir ava başladı.The police have started a nationwide hunt for the criminal.
Şu anda Japonya çapında 200 tane iyi örgütlenmiş satış büromuz var.We currently have 200 well organized sales offices all over Japan.
Şubelerimiz tüm ülke çapında uzanır.Our branches extend all over the country.
Dünya çapında bir geziden az önce döndük.We have just returned from a trip around the world.
Onlar balayları için dünya çapında bir yolculuk yaptılar.For their honeymoon they took a voyage around the world.
Dünya çapında ünlü olmak onlar için kolaydı.It was easy for them to be famous all over the world.
Hükümetin etkinlikleri dünya çapında kınandı.The government's actions were condemned worldwide.
Gemi çapa attı.The ship dropped anchor.
Ülke çapında bir ekonomik patlama ile ziyaret edildik.We have been visited by a nation-wide economic boom.
Geniş çaplı bir buzdolabı satın almak istiyorum.I want to buy a large sized refrigerator.
Onun adı tüm ülke çapında bilinir.His name is known all over the country.
O çapraz bulmacayı kolaylıkla çözdü.He did the crossword with ease.
Onun kendi çapında bir şair olduğunu düşünüyorum.I think he is something of a poet.
O, ülke çapında seyahat etti.He traveled throughout the country.
Hayalim dünya çapında gezi yapmaktır.My dream is to take a round-the-world trip.
Bir arkadaşımın düğün töreninde capella söyleyeceğim.I'm going to be singing a cappella at a friend's wedding ceremony.
Önce çapakları kaldırın.First, remove the burrs.
Göl 3 millik bir çapa sahiptir.The lake has a diameter of 3 miles.
Dünya çapında ünlü oldu.He became world famous.
Caddenin çaprazlama karşısında bir mahalle bakkalı var.There's a convenience store diagonally across the street.
Avrupa çapında, insanlar paralarını bankalardan çektiler.Throughout Europe, people withdrew their money from banks.
Dünya çapında yaklaşık bir milyar insanın temiz, güvenli suya erişimi yok.Nearly one billion people around the globe lack access to clean, safe water.
Param olsa dünya çapında seyahat yaparım.If I had money, I would travel around the world.
İngilizce Dünya çapında konuşulur.English is spoken around the world.
Ben bir çapkınım.I'm a womaniser.
Tom'un hayali Mary ile dünya çapında rahat etmek.Tom's dream is to travel around the world with Mary.
Onun ölüm haberi ülke çapında büyük endişeye neden oldu.News of her death caused great concern throughout the country.
Capri, İtalya'nın en güzel adalarından biridir.Capri is one the most beautiful islands of Italy.
Onlar benimle Avrupa çapında seyahat etti!They travelled all throughout Europe with me!
O sadece Japonya'da değil, dünya çapında da ünlü bir fizikçi.He's a famous physicist not only in Japan, but throughout the world.
Her geminin bir çapaya ihtiyacı vardır.Every ship needs an anchor.
Biyolojik çeşitlilik dünya çapında hızla azalıyor.Biodiversity is declining rapidly throughout the world.
İngilizce dünya çapında ortak bir dil gibidir.English is like a world-wide common language.
Kral uzun yıllar boyunca ülke çapında saltanat sürdü.The king has reigned over the country for many years.
Ben üstü açık bir arabayla ABD çapında dolaşmak isterim.I'd like to drive across the USA in a convertible.
Kumaşı çaprazlama kes.Cut the cloth diagonally.
Tom bir çapkın.Tom is a rake.
Al Capone sonunda vergi kaçırmaktan hapse atıldı.Al Capone was finally sent away for tax evasion.
Deniz seviyeleri dünya çapında yükseliyor.Sea levels around the world are rising.
Onlar capoiera dansçısıdırlar.They're capoiera dancers.
İşe giderken ufak çaplı bir trafik kazası geçirdim.I had a fender bender on my way to work.
Annem, babamın eski şortunu çaput olarak kullanıyor.My mother uses my father's old short as a dust rag.
Hokkaido'daki şiddetli deprem geniş çaplı hasara neden oldu.The strong earthquake in Hokkaido caused extensive damage.
Portekizcede Cape Verde'ye "Cabo Verde" denir.Cape Verde is called "Cabo Verde" in Portuguese.
Gölün çapı 100 metredir.The lake has a diameter of 100 metres.
Tekne bir zincirle çapaya bağlıdır.The boat is attached to the anchor by a chain.
Sen öyle bir çapkınsın.You're such a flirt.
Bounty, Cape Hatteras yakınında battı.The Bounty sank near Cape Hatteras.
Çapayı indir!Drop the anchor!
Bir kamyon yolun ortasında çaprazlamasına durdu.A truck stopped crosswise in the middle of the road.
Çapraşık olabilirdi.It could get complicated.