Merhaba canikom.Hello, sunshine.
Merhaba canısı.Hello, sunshine.
Top kitaplarını içine koymak için çantasını açtı.Tom opened his bag to put his books in.
Eziklenme huyun insanın canını sıkıyor.Your "poor me" attitude is quite annoying.
Bizi çantada keklik görmeyin.Don't take us for granted.
Can kaybı olmamasından memnunum.I'm glad that nobody died.
Sırt çantasına bakayım.Let me look in the backpack.
Evrak çantamı kim aldı?Who took my briefcase?
Canlı yayındayız.We're on the air.
Trafiğe takılınca canım sıkılıyor.I feel depressed when I am stuck in traffic.
Canımızı kurtarmak için kaçmak zorundaydık.We had to run for our lives.
Bu mağazadaki insanlar çok cana yakınlar, haliyle de çok sayıda müşteri çekiyorlar.The people at this store are very friendly, and get very many customers as a result.
En yüksek can kaybının olduğu saldırı 20 Ekim'de oldu.The deadliest attack was on October 20th.
Bunun canını sıkmasına izin verme.Don't let this get you down.
Son hava saldırımız düşmanın zaten can çekişen hava savunmasını tamamen imha etti.Our last air raid completely destroyed the enemy's already-crippled air defences.
Şu anki durumunuzun dışında canınızı sıkan başka önemli bir sorun var mı?Are you worried about any major problems other than your current situation?
Bu el çantası ekoseli ceketime çok yakışıyor.This handbag goes perfectly with my checkered jacket.
Bu el çantası damalı ceketimle harika uyuşuyor.This handbag goes perfectly with my checkered jacket.
Öksürürken canınız yanıyor mu?Does it hurt when you cough?
Tom arkadaş canlısı mı?Is Tom friendly?
Canın abur cubur çekerse onun yerine sağlıklı bir alternatife yönel.If you find yourself craving junk food, then pick a healthy alternative.
Bırakın Tom canı ne istiyorsa yapsın.Let Tom do what he likes.
Bu boş çantalarla ne yapmalıyım?What should I do with these empty bags?
Biz canavar değiliz.We aren't monsters.
Mary'nin çantası boş.Mary's bag is empty.
Yanni bir alışveriş çantası taşıyordu.Yanni was carrying a shopping bag.
Üç can kaybedildi.Three lives were lost.
İçimde canımı sıkan bir boşluk hissi var.I feel an overbearing emptiness inside of me.
Can eriğini severim.I like green plums.
Can eriği severim.I like green plums.
Oyuna can veren piyonlardır.Pawns are the lifeblood of the game.
Piyonlar oyunun can damarıdır.Pawns are the lifeblood of the game.
Piyonlar oyunun can suyudur.Pawns are the lifeblood of the game.
Gecikilen her dakika canlara mal oluyor.Every minute of delay costs lives.
Yalnızlık canıma yetti.I have had enough of being alone.
Kendi ellerimle alacağım onun canını.I'll take his life with my own hands.
Bu çantana sığacak mı?Will this fit in your purse?
Bugün canım sıkkın.I'm depressed today.
Canım ne isterse onu yaparım.I do whatever the heck I want.
Başarısızlık Tom'un canını sıktı.The failure depressed Tom.
Ayıyla dans ettiğinde ayının canı durmak isteyene dek duramazsın.When you dance with the bear, you can't stop until the bear wants to stop.
Mary telefonunu el çantasından çıkardı.Mary got her phone out of her handbag.
Canım ya, kıyamam. Eee sonra?Other than that, how was the play, Mrs. Lincoln?
Tom ona canavar dedi.Tom called him a monster.
Bu çanta boş.This bag is empty.
Tembelliği bıraktı, işe canla başla sarıldı.He gave up his laziness and embraced work with excitement.
Robert, Martha'nın bir canavara dönüşmesini durdurabilir.Robert can stop Martha's transformation into a monster.
Tom beni can sıkıcı bulur.Tom considers me annoying.
Onlara bu çantayı verin.Give them this bag.
Karl çantayı aldı ve kaçtı.Karl retrieved the bag and escaped.
Karl uzaylı organizmayı canlandırdı.Karl revived the alien organism.
Canavar kavruldu ve öldü.The monster got roasted and killed.
Lukas, canavarın kafatasını ezmeyi başardı.Lukas managed to crush the monster’s skull.
Pavlus buraya canavarı öldürmek için geldi.Paul came here to slay the monster.
Paul, canavarı yakalamaya çalıştı.Paul attempted to capture the monster.
Canavar, Stefan'ı tek bir ısırıkla yuttu.The monster devoured Stefan in a single bite.
Canavar, kaçan tüm insanları yuttu.The monster devoured all the people that were running away.
Stefan canavarın yaşamasına izin verme kararı aldı.Stefan decided to let the monster live.
Stefan beyzbol çantasında her zaman bir el feneri tutardı.Stefan always kept a flashlight in his baseball bag.
How You Can Kill Al Qaeda (In 3 Easy Steps) (İngilizce).How You Can Kill Al Qaeda (In 3 Easy Steps).