Canın bunu bugün yapmak istiyor musun?Do you feel like doing that today?
Tom ve Mary cankurtaranlar.Tom and Mary are lifeguards.
Sırt çantamı tren istasyonunda bozuk para dolabına bıraktım.I left my pack in a coin locker at the train station.
Tom arkadaş canlısı bir adam, değil mi?Tom is a friendly guy, isn't he?
Tom arkadaş canlısı bir çocuk, değil mi?Tom is a friendly kid, isn't he?
Tom çantasını topladı.Tom packed his bag.
Canım peynir çekiyor.I'm hungry for cheese.
Bugün canım yüzmek istemiyor.I don't feel like swimming today.
Sırt çantan sugeçirmez mi?Is your pack waterproof?
Sırt çantan su geçiriyor mu?Is your pack waterproof?
Kamp çantan sugeçirmez mi?Is your pack waterproof?
Kamp çantan su geçiriyor mu?Is your pack waterproof?
Canım dışarıda yemek yemek istiyor.I feel like eating out.
Tom her zaman arkadaş canlısı, değil mi?Tom is always friendly, isn't he?
Bazı medya kuruluşları Arapları canavar gibi gösteriyor.The Arabs are being dehumanized by some media.
Bazı medya kurumları Filistinlileri canavar gibi gösteriyor.The Palestinians are dehumanized by some media.
Sıkma canını Tom.Tom, don't feel down.
Tom'un canı gerçekten patenle kaymak istemiyordu.Tom really didn't feel like going skating.
Tom canı diğer erkeklerle içmeye gitmek istemiyorduTom didn't really feel like going out drinking with the other guys.
Tom sırt çantasını tuttu.Tom grabbed his backpack.
Tom'un üzerinde tilki resmi olan bir sırt çantası var.Tom has a backpack with a picture of a fox on it.
Tom az daha canından oluyordu.Tom almost lost his life.
İyi uykular, canım!Sleep well, darling!
Tom canının istediğini yapabilecek yaşta.Tom is old enough to do whatever he wants.
Ejderha bir masal canavarıdır.Dragons are fictional creatures.
Eski hatıraları canlandırmak istemiyorum.I don't want to stir up old memories.
Çantadan çıkanlar arasında bir adamın resmi de vardı.Among the items found in the purse was the photo of a man.
Tom bizim can düşmanımız.Tom is our mortal enemy.
Her gün her gün aynı şeyi yapmak canıma yetti.I'm sick of doing the same thing every day.
Tom sırt çantalı bir gezgin.Tom is a backpacker.
Kafamda canlandırabiliyorum.I could imagine that.
Canın ne zaman istiyorsa o zaman ye.Eat whenever you want to.
Kendi canından, kendi kanından birine nasıl böyle davranabilirsin?How can you treat your own flesh and blood that way?
Canımı sıkma.Don't piss me off.
Sami canlı müzik yapıyor.Sami is a live musician.
Sami bir canlı müzik sanatçısı.Sami is a live musician.
Sami canını mankenlik sektörüne feda etti.Sami sold his soul to the modeling industry.
Sami canlı görüntüleri sildi.Sami deleted the live footage.
Cankurtaran başkalarına yardım etmeye her zaman hazırdır.The lifeguard is ever ready to help others.
Bunu kafamda canlandıramıyorum.I just can't picture that.
Benim kanımdan ve canımdansın.You are my flesh and blood.
Komşularımız çok cana yakın.Our neighbors are very friendly.
Çantamı istiyorum.I want my bag.
Sana hayat boyu başarılar dilerim, canım arkadaşım.Wishing you success forever, my dear friend.
Sınırların canı cehenneme!Down with borders!
Tanrı'nın kuralları, kan yemeyi yasaklamıştır çünkü canlılara yaşam veren kandır.God's law forbids eating blood, because the life of all flesh is the blood.
Çantadan bir şeker çıkardı.He took a piece of candy from the bag.
Oğluna çocukları yiyen bir canavarla ilgili hikayeyi anlattı.He told his son the story about a monster that ate children.
Cana yakın birine benziyor.He seems to be a friendly person.
Canının koşu yapmak istemediğini söylüyor.He says that he doesn't feel like jogging.
Canının dışarı çıkmak istemediğini söylüyor.He says that he doesn't feel like going out.
Bu gece canının boza içmek istemediğini söylüyor.He says that he doesn't feel like drinking boza tonight.
Canının dışarı çıkmak istediğini söyledi.He said that he feels like going out.
Çantalarını bagaja koyup arabasına atladı ve gitti.He put his bags in the trunk, then hopped in the car and drove off.
Ya canını ya onurunu seçmeli.He must choose between honor and death.
Canı istediğinde bisikletimi kullanabilir.He may use my bicycle whenever he wants.
Ona verdiklerimle canı ne isterse yapabilir.He may do whatever he likes with what I gave him.
Canı istediğinde ziyaretime gelebilir.He may come and visit me any time he wants to.
Hava kararmadan önce çitleri boyamayı bitirmek için canla başla çalıştı.He made a frantic attempt to finish painting the fence before dark.
Tom bir klavye canavarı.Tom is an edgelord.