Ana içeriğe geç
Sözlük

çan ile cümle

çan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Anne! Hector benim canımı sıkıyor!Mom! Hector's bugging me!
Canın yemek istiyor mu?Do you feel like eating?
Ziyaretine ne kadar çok can attığımı sana anlatamam.I can't tell you how much I've been looking forward to your visit.
Ben felçli bir adamın kurtçuklar tarafından canlı canlı yenildiğini duydum.I heard that a paralyzed man was eaten alive by maggots.
Asla canlı bir ahtapot yemedim.I've never eaten a live octopus.
O kadının iki tane çantası var.That woman's got two bags.
Fransa canlı bir demokrasidir.France is a vibrant democracy.
Ben ona evrak çantasını taşıttım.I made him carry the briefcase.
Onlar canlı mı?Are they live?
Anahtarı çantasına koydu.She put the key in her bag.
Gerçekten canımı sıkıyorsun.You really annoy me.
Bugün canım bir şey yapmak istemiyor.Today I don't feel like doing anything.
Tom'un gözleri kan çanağı.Tom's eyes are bloodshot.
Tom oğluna çocukları yiyen bir canavar hakkındaki hikayeyi anlattı.Tom told his son the story about a monster that ate children.
Tom canının koşmak istemediğini söylüyor.Tom says that he doesn't feel like jogging.
Tom canının dışarı çıkmak istemediğini söylüyor.Tom says that he doesn't feel like going out.
Tom bu gece canının bira içmek istemediğini söylüyor.Tom says that he doesn't feel like drinking beer tonight.
Tom çantalarını bagaja koydu, sonra arabaya bindi ve arabayla uzaklaştı.Tom put his bags in the trunk, then hopped in the car and drove off.
Tom çantalarını bagaja koydu, sonra arabaya atladı ve uzaklaştı.Tom put his bags in the trunk, then hopped in the car and drove off.
Tom evrak çantasıyla birlikte evden ayrıldı.Tom left the house with his briefcase.
Tom çantasını masasının üstüne bıraktı.Tom left his briefcase on his desk.
Tom hâlâ tamamen eskisi kadar arkadaş canlısı.Tom is still just as friendly as he used to be.
Tom çantasını cevizle doldurdu.Tom filled his bag with walnuts.
Tom'un canı tekrar Boston'a gitmek istedi.Tom felt like going to Boston again.
Tom'un canı yürüyüş için dışarı çıkmak istedi.Tom felt like going out for a walk.
Tom'un canı vazgeçmek istedi.Tom felt like giving up.
Tom'un canı dans etmek istedi.Tom felt like dancing.
Tom canlı müzik dinlemeyi sever.Tom enjoys listening to live music.
Tom'un çantasında bir şey yok.Tom doesn't have anything in his bag.
Tom'un şu anda konuşmayı canı çok istemiyor.Tom doesn't feel much like talking right now.
Tom'un bu sabah çalışmayı canı istemiyor.Tom doesn't feel like working this morning.
Tom'un bu sabah köpeği ile yürümeyi canı istemiyor.Tom doesn't feel like taking a walk with his dog this morning.
Tom'un canı şimdi bir şey yemek istemiyor.Tom doesn't feel like eating anything right now.
Tom'un canı gerçekten yüzmek istemiyordu.Tom didn't really feel like swimming.
Tom'un canı gerçekten dışarı çıkmak istemiyordu.Tom didn't really feel like going out.
Tom'un canı gerçekten Kore yemeği yemek istemiyordu.Tom didn't really feel like eating Korean food.
Tom'un canı golf oynamak istemiyordu.Tom didn't feel like playing golf.
Tom'un canı yemek yemeği istemiyordu.Tom didn't feel like eating.
Tom'un canı öğle yemeği yemek istemiyordu.Tom didn't feel like eating lunch.
Tom piranalar tarafından canlı olarak yenilen bir adam gördüğünü iddia etti.Tom claimed that he saw a man being eaten alive by piranhas.
Tom çantasını bulamıyor.Tom can't find his bag.
Tom arkadaş canlısı bir adam gibi görünüyor..Tom appears to be a friendly guy.
Tom'un her zaman omuzunda asılı bir sırt çantası vardır.Tom always has a backpack slung over his shoulder.
Tom her zaman çantasında bir harita ve pusula taşır.Tom always carries a map and compass in his bag.
Bu Tom'un çantası mı?Is this Tom's bag?
Tom'un kırmızı bir çanta taşıdığını hiç hatırlamıyorum.I don't remember ever seeing Tom carrying a red bag.
Tom Mary ile sinemaya gitmeye can atıyordu.Tom was looking forward to going to a movie with Mary.
Tom Mary ile karşılamak için can atıyordu.Tom was dying to meet Mary.
Tom Mary'nin çantasını arabada bıraktı.Tom left Mary's bag in the car.
Tom bu önümüzdeki hafta Mary'yi görmeye can atıyor.Tom is looking forward to seeing Mary this coming weekend.
Tom, Mary'yi tekrar görmeye can atıyor.Tom is looking forward to seeing Mary again.
Tom'un bu gece Mary ile konuşmayı canı istemiyor.Tom doesn't feel like talking to Mary tonight.
Kediler arkadaş canlısı hayvanlardır.Cats are social animals.
O, büyük babanın canlı görüntüsüdür.It's the living image of your grandfather.
Tom'un canı beklemek istemiyordu.Tom didn't feel like waiting.
Çantan ağır görünüyor.Your bag looks heavy.
Canım bügün evde kalmak ve bir şey yapmamak istiyor.Today I just feel like staying at home and doing nothing.
Çantalarım tıka basa dolu.My bags are packed.
Şu çantaları arabaya koyar mısın?Would you put those bags in the car?
İşte çantan.Here's your bag.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod