Ana içeriğe geç
Sözlük

çan ile cümle

çan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bazı sebeplerden dolayı geceleri daha canlı hissediyorum.For some reason I feel more alive at night.
Ondan sonra, ayrıldım ama onların evinde çantamı unuttuğumu fark ettim.After that, I left, but then I realized that I forgot my backpack at their house.
"Canım iskambil oynamak istiyor." "Benim de.""I feel like playing cards." "So do I."
Ailem aptal şeyler hakkında tartışmayı sürdürüyor. Bu çok can sıkıcı!My parents keep arguing about stupid things. It's so annoying!
Bu konu ile ilgili düşüncelerini duymaya can atıyorum.I look forward to hearing your thoughts on this matter.
Bu konu hakkındaki düşüncelerini duymaya can atıyorum.I look forward to hearing your thoughts on this matter.
Tavsiyen olmasaydı çantam çalınmış olurdu.Without your advice, I would have been robbed of my bag.
Evrak çantanın ağırlığı nedir?What's the weight of your suitcase?
İşte senin çantan.Here is your bag.
Seni görmek için can atıyorum.I am looking forward to seeing you.
Seni görmeye can atıyorum.I am looking forward to seeing you.
Çantayı sadece siz taşıyabilirsiniz.Only you can carry the bag.
Senden haber almaya can atıyorum.I'm looking forward to hearing from you.
Düşen faiz oranları otomobil pazarını canlandırdı.Falling interest rates have stimulated the automobile market.
Çok geçmeden seni tekrar görmeye can atıyorum.I'm looking forward to seeing you again before long.
Bu günlerde seni görmeye can atıyorum.I'm looking forward to seeing you one of these days.
Kilise çanları çalıyor.The church bells are ringing.
Kilise çanı saat üçte çalardı.The church bell used to ring at three.
Bütün kilise çanları beraber çalmaya başladı.All the church bells started ringing together.
Balık hâlâ canlı mı?Is the fish still alive?
Canım ağlamak istiyor.I feel like crying.
Cankurtaran başkalarına yardım etmek hiç hazırdır.The lifeguard is ever ready to help others.
O, tatil sırasında canlı.He is lively during recess.
Canınız dinlenmek istiyor mu?Do you feel like resting?
Ben, Kumiko'yu görmek için can atıyorum.I'm dying to see Kumiko.
Ben sizinle karşılamaya can atıyorum.I've been anxious to meet you.
Masanın üzerinde bir çanta vardır.There is a bag on the desk.
Aksi olmamalısın ve arkadaş canlısı olmalısın.You must not be stubborn and should be friendly.
Kısa sürede seni görmeye can atıyorum.I'm looking forward to seeing you soon.
Kısa sürede seninle görüşmeye can atıyoruz.We are looking forward to seeing you soon.
O, çantada kekliktir.He's a pushover.
Çantanı bırakman dikkatsizlikti.It was careless of you to leave your bag.
Çantayı açar mısın?Will you open the bag?
Çantanı buraya bırakabilirsin.You may leave your bag here.
Bir çantaya ihtiyacım var. Bir tane ödünç verir misin?I need a bag. Will you lend me one?
Ben ona can atıyorum.I'm looking forward to it.
Canım dışarı çıkmak istemiyor.I don't feel like going out.
Canım dışarı gitmek istiyor.I feel like going out.
Dışarıdaki gürültü sinirime dokunduğu için canım çalışmak istemedi.I didn't feel like studying because the noise outside was getting on my nerves.
Biz onu canlı bulduk.We found him alive.
Ben çantalarımı kontrol edebilir miyim?Could I check my bags?
Benim için çantalarımı taşır mısın?Could you carry my bags for me?
Kaç tane çantan var?How many bags do you have?
Yağmurdan sonra çiçekler yeniden canlandı.The flowers revived after the rain.
Çiçekler odayı canlandırdı.The flowers brightened the room.
Yangın 13 can aldı.The fire took 13 lives.
Yangın durumunda, çanı çal.In case of fire, ring the bell.
Yangında yirmi kişi can verdi.Twenty people perished in the blaze.
Ateşi canlı tut.Keep the fire alive.
Canını sıkan ne?What's biting you?
Canım tatlı bir şey yemek istiyor.I feel like eating something sweet.
Canın yüzmeye gitmek istiyor mu?Do you feel like going swimming?
Canın sinemaya gitmek istemiyor mu?Don't you feel like going to the movies?
Canım sinemaya gitmek istemiyor. Onun yerine yürüyelim.I don't feel like going to the movies. Let's take a walk instead.
Sürücünün canı dinlenmek istedi.The driver felt like taking a rest.
Canım yağmurda şarkı söylemek istiyor.I feel like singing in the rain.
Yağmur bu ağacı canlandıracak.The rain will revive this tree.
O, bir gecelik iyi bir uykudan sonra canlanmış görünüyordu.He looked refreshed after a good night's sleep.
Canım içki istiyor.I feel like a drink.
Canım içki içmek istiyor.I feel like having a drink.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod