çamaşır ile cümle

çamaşır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Çok eğildi, anne bir moda mağazası için ince iç çamaşırları dikilir.בנט הרבה יותר, האם תפרה תחתונים קנס חנות אופנה.
Çok eğildi, anne bir moda mağazası için ince iç çamaşırları dikilir.انحنى حتى الآن ، والدة بخياطة أثواب غرامة لمتجر أزياء.
Çok eğildi, anne bir moda mağazası için ince iç çamaşırları dikilir.売り子としての仕事で撮影していた妹が、、夕方に研究
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Azt mondta: "Most Hans, bepakoltuk a mosógépet, a gép fog dolgozni. És most elmehetünk a könyvtárba."
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Ea a spus: "Acum Hans, am încărcat rufele, mașina face treaba. Iar noi putem merge la bibliotecă."
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Ela disse: "Hans, já pusemos a roupa a lavar; "a máquina vai fazer o resto.
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Hon sa, "Nu Hans, har vi ladda tvätten; maskinen kommer göra jobbet. Och nu kan vi gå till biblioteket."
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Hun sagde, "Så Hans, vi har puttet vasketøjet ind; maskinen gør arbejdet. Og nu kan vi gå på biblioteket."
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."어머니가 말했죠. "자, 한스. 우리가 세탁물을 넣고, 세탁기는 세탁을 할거란다.
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Me dijo: "Ahora, Hans, metemos la ropa, y la lavadora hará el trabajo. Y nosotros podemos ir a la biblioteca."
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Povedala, "Hans, zapli sme práčku, ona za nás operie. A my môžeme ísť do knižnice."
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Powiedziała, "Hans, włożyliśmy pranie, a pralka zacznie prać. Teraz możemy iść do biblioteki."
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Rekla je, "Zdaj Hans, sva naložila perilo. Stroj bo opravil svoje delo. In midva greva lahko v knjižnico."
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Řekla: "Tak, Hansi, my jsme tam dali prádlo, pračka udělá to hlavní. A teď můžeme jít do knihovny."
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Ze zei: "Hans, we hebben de was ingeladen. De machine zal het werk doen.
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."Вона сказала, "Гансе, ось ми заклали брудні речі; машинка зробить все решту. А ми підемо до бібліотеки".
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."היא אמרה, "עכשיו הנס, מילאנו את הכביסה, המכונה תעשה את העבודה.
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."قالت لي " هانس .. كل ما علينا فعله هو وضع الغسيل .. في هذه الآلة وهي سوف تقوم بالعمل
Dedi ki "Hans, çamaşırı makineye koyduk; o çamaşırları yıkarken biz de kütüphaneye gidebiliriz."洗濯物を入れたから あとは洗濯機がやってくれる その間図書館に行けるのよ」と
Dhobi nedir biliyorsunuz değil mi? Bir çamaşırcı. Tabii bu haber Ram'a ulaşınca,-iar când acestea au ajuns la urechile lui Rama -
Dhobi nedir biliyorsunuz değil mi? Bir çamaşırcı. Tabii bu haber Ram'a ulaşınca,Kiedy Rama o tym usłyszał, powiedział, "Nie mogę rządzić, jeśli poddani mnie nie szanują.
Dhobi nedir biliyorsunuz değil mi? Bir çamaşırcı. Tabii bu haber Ram'a ulaşınca,Och när nyheten når Rama säger han:
Dhobi nedir biliyorsunuz değil mi? Bir çamaşırcı. Tabii bu haber Ram'a ulaşınca,И когда известия об этом дошли до Рамы...
Dhobi nedir biliyorsunuz değil mi? Bir çamaşırcı. Tabii bu haber Ram'a ulaşınca,「人々が私を尊敬しないと支配できない」
Dhobi nedir biliyorsunuz değil mi? Bir çamaşırcı.Vocês sabem que Dhobi é um lavador, certo?
Dhobi nedir biliyorsunuz değil mi? Bir çamaşırcı.הייתה לו מכבסה. -כשראמה שומע זאת, הוא אומר,
Dost bir çamaşırcı yoldaşa sırtımı dönmem.Я не повернусь спиной к знакомой из прачечной.
Eğer 'Basitliğin Kuralları'nı basitleştirirsem, elimde 'kurabiye karşısında çamaşır' denen şey olur.Als ik de wetten van eenvoud vereenvoudig, krijg ik het 'koekje versus was' -fenomeen.
Eğer 'Basitliğin Kuralları'nı basitleştirirsem, elimde 'kurabiye karşısında çamaşır' denen şey olur.Dacă simplific Legile Simplităţii, am ceva ce se numeşte "prajitură versus rufe".
Eğer 'Basitliğin Kuralları'nı basitleştirirsem, elimde 'kurabiye karşısında çamaşır' denen şey olur.Jeśli więc uproszczę Prawa Prostoty, otrzymam coś co nazywa się zjawiskiem "ciastko a pranie".
Eğer 'Basitliğin Kuralları'nı basitleştirirsem, elimde 'kurabiye karşısında çamaşır' denen şey olur.만약 제가 단순함의 법칙을 단순화한다면 전 쿠키 대 세탁물의 법칙이라고 부르겠습니다.
Eğer 'Basitliğin Kuralları'nı basitleştirirsem, elimde 'kurabiye karşısında çamaşır' denen şey olur.Quindi se semplifico le Leggi della Semplicità, Ho una cosa dal titolo "biscotto contro biancheria".
Eğer 'Basitliğin Kuralları'nı basitleştirirsem, elimde 'kurabiye karşısında çamaşır' denen şey olur.Så, hvis jeg forenkler enkelhedens love, jeg har det der kaldes en småkage kontra vasketøj ting.
Eğer 'Basitliğin Kuralları'nı basitleştirirsem, elimde 'kurabiye karşısında çamaşır' denen şey olur.Simplifions donc "Les lois de la simplicité". J'ai un truc qui s'appelle "cookie versus linge".
Eğer 'Basitliğin Kuralları'nı basitleştirirsem, elimde 'kurabiye karşısında çamaşır' denen şey olur.Takže, pokud zjednoduším Zákony jednoduchosti, mám tu něco, čemu říkám "sušenka versus prádlo".
Eğer 'Basitliğin Kuralları'nı basitleştirirsem, elimde 'kurabiye karşısında çamaşır' denen şey olur.Tehát, ha leegyszerűsítem a szimplicitás törvényeit, kapok egy ún. süti vs. ruhakupac helyzetet.
Eğer 'Basitliğin Kuralları'nı basitleştirirsem, elimde 'kurabiye karşısında çamaşır' denen şey olur.Wenn ich also die Gesetze der Einfachheit vereinfache, habe ich das, was man 'Keks gegen Wäsche' nennt.
Eğer 'Basitliğin Kuralları'nı basitleştirirsem, elimde 'kurabiye karşısında çamaşır' denen şey olur.Значи, ако опростя Законите на простотата, имат онова, което се казва "бисквитка спрямо пране".
Eğer 'Basitliğin Kuralları'nı basitleştirirsem, elimde 'kurabiye karşısında çamaşır' denen şey olur.Итак, чтобы упростить законы простоты, давайте я сравню печенюшки с чистым бельём из стирки.
Eğer 'Basitliğin Kuralları'nı basitleştirirsem, elimde 'kurabiye karşısında çamaşır' denen şey olur.אז, אם אני מפשט את ״חוקי הפשטות״, יש את העניין של ״עוגיה לעומת כביסה״.
Eğer 'Basitliğin Kuralları'nı basitleştirirsem, elimde 'kurabiye karşısında çamaşır' denen şey olur.و لأبسط قوانين البساطة، لدي هذا الشيء عن "الحلوى مقابل الغسيل".
Eğer 'Basitliğin Kuralları'nı basitleştirirsem, elimde 'kurabiye karşısında çamaşır' denen şey olur.「クッキー対洗濯物」という例えがあります。 お子さんがいる方はわかると思いますが、もし皆さんの子供に
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?Bạn có biết bao nhiêu người mà chúng tôi có được nếu chúng tôi đặt các tở bướm trong tiệm giặt quần áo?
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?Imaginam quantas pessoas teríamos conseguido se tivéssemos colocado panfletos na lavandaria?
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?세탁기 위에 전단지를 붙인다면 얼마나 더 많은 사람들이 모이겠습니까?
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?¿Saben a cuánta gente habría llegado si hubiésemos puesto volantes en la lavandería?
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?Sapete quante persone ci avrebbe portato se avessimo messo dei volantini nelle lavatrici a gettoni?
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?Ştiţi câţi oameni am fi adunat dacă puneam pliante la spălătorie?
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?Tudjátok mennyi embert szereztünk volna, ha mosodákban szórólapoztunk volna?
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?Víte, kolik lidí by se nám podařilo oslovit, kdybychom prostě dali letáky do veřejných prádelen?
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?Vous savez combien de gens on aurait attiré si on avait mis des annonces à la laverie ?
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?Was glauben Sie, wie viele Teilnehmer es gewesen wären, wenn wir Flyer im Waschsalon aufgehängt hätten?
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?Weet je hoeveel mensen we hadden gehad als we flyers ophingen in de wasserette?
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?Wiecie do ilu osób dotarlibyśmy rozkładając ulotki w pralni samoobsługowej?
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?Ξέρετε πόσους ανθρώπους θα είχαμε αν είχαμε βάλει φυλλάδια σε καθαριστήρια;
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?Знаете ли, колко хора бихме получили, ако сложим флайери в пералня на самообслужване?
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?Как думаете, сколько бы людей мы привлекли, если бы просто разбрасывали рекламные листовки в прачечных?
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?אתם יודעים כמה אנשים היינו משיגים אילו הדבקנו עלונים במכבסות האוטומטיות?
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?هل تدرك كمية الناس كان بإمكاننا جمعهم اذا نشرنا اعلانات في لاندرمات
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?何人が集まったと 思いますか? 米国での 慈善事業への寄付は

İlgili Sayfalar