çamaşır ile cümle
çamaşır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
Annemi hayatımda ilk defa bir çamaşır makinasını doldururken izlediğimde dört yaşındaydım.Yo tenía solo cuatro años cuando ví a mi madre llenar una lavadora de ropa por primera vez en su vida.
Annemi hayatımda ilk defa bir çamaşır makinasını doldururken izlediğimde dört yaşındaydım.Ήμουν μόλις τεσσάρων ετών όταν είδα τη μητέρα μου να βάζει ρούχα στο πλυντήριο για πρώτη φορά στη ζωή της.
Annemi hayatımda ilk defa bir çamaşır makinasını doldururken izlediğimde dört yaşındaydım.Бях само на четири години, когато видях майка ми да зарежда пералня за първи път в живота си.
Annemi hayatımda ilk defa bir çamaşır makinasını doldururken izlediğimde dört yaşındaydım.Мені було всього чотири роки, коли я побачив, як моя мати уперше в своєму житті закладає речі в пральку.
Annemi hayatımda ilk defa bir çamaşır makinasını doldururken izlediğimde dört yaşındaydım.Мне было всего 4 года, когда я увидел, как моя мама загружает стиральную машину в первый раз в своей жизни.
Annemi hayatımda ilk defa bir çamaşır makinasını doldururken izlediğimde dört yaşındaydım.הייתי רק בן ארבע כאשר ראיתי את אמא שלי ממלאה מכונת כביסה בפעם הראשונה בחייה.
Annemi hayatımda ilk defa bir çamaşır makinasını doldururken izlediğimde dört yaşındaydım.كان عمري أربع سنوات عندما رأيت والدتي تضع الملابس في الغسالة للمرة الاولى في حياتها
Annemi hayatımda ilk defa bir çamaşır makinasını doldururken izlediğimde dört yaşındaydım.初めて使うのを見た時 私はたったの4歳でした 母にとっては最高の日でした
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Az anyja már örömmel látja őt, és ők van a sütő-és mosási all out az út.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Haar moeder was blij haar te zien en ze had gekregen van de bakken en wassen van alle uit van de weg.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Hänen äitinsä oli iloinen nähdessäni hänet ja he olivat saaneet paistamisen ja pesun kaikki ulos tieltä.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Hendes mor havde været glad for at se hende og de havde fået bagerier og vaske alle ud af vejen.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Hennes mor hade varit glad att se henne och de hade fått baka och tvätta alla ute av vägen.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Ibunya telah senang melihatnya dan mereka telah mendapat baking dan mencuci semua dari jalan.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Její matka byla ráda, že ji a dostal na pečení a mytí všech z cesty.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Jej matka bola rada, že ju a dostal na pečenie a umývanie všetkých z cesty.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Jej matka była przyjemnością ją zobaczyć i oni dostali do pieczenia i mycia na całość z drogi.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.그녀의 엄마는 그녀를보고 기쁘게했다 그리고 그들은 베이킹 있고 모두를 세척했다
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Mama ei a fost bucuros să o vadă şi ei au luat de coacere şi de spălare toţi afară din drum.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Mẹ cô đã được vui mừng khi thấy cô và họ cũng đã có những nướng và rửa tất cả ra ngoài cách.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Njena mati je bila vesela, da jo videli in jih je dobil peko in pranje vsi ven poti.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Sa mère avait été heureux de la voir et ils avaient eu la cuisson et lavage de tous les de la voie.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Sua madre era stata felice di vederla e avevano ottenuto la cottura e il lavaggio tutti fuori del cammino.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Sua mãe tinha sido feliz em vê-la e que tinha começado a cozer e lavar tudo do caminho.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Su madre había sido feliz de verla y que habían conseguido la cocción y el lavado de todas las de la forma.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Η μητέρα της ήταν ευτυχής να δει και είχαν πήρε το ψήσιμο και το πλύσιμο όλα έξω του τρόπο.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Ее мать была рада видеть ее, и они получили выпечки и мытье всех сил в сторону.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Її мати була рада бачити її, і вони отримали випічки і миття всіх сил в сторону.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.Нейната майка е била радвам да я видя и те има на печенето и измиване на всички изложени от пътя.
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.אמה היתה שמחה לראות אותה והם קיבלו את האפייה כביסה הכל
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.والدتها كانت مسرورة لرؤيتها وأنها حصلت على الخبز وغسل كل من
Annesi onu görmekten mutluluk olmuştu ve kabartma var ve hepsini çamaşır vardı yol.道の。彼女も子供たちのそれぞれをしていた
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.Két generációval ezelőtt Svédországban -- vizet hoztak a patakból, tűzzel melegítették és így mostak.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.Kijk hier, twee generaties geleden in Zweden -- water uit de stroom halen, verwarmen met vuur en zo wassen.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.여기를 보세요. 두 세대 전에 스웨덴에서는 하천에서 물을 길어와서 불을 피워 물을 데우고 세탁을 했습니다.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.Miren aquí, hace dos generaciones en Suecia estaban cogiendo agua del rio, calentándola en leña y lavando así.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.Poglejte tukaj, dve generaciji nazaj na Švedskem -- zbiranje vode v potoku, gretje na ognjišču in pranje.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.Pozrite sa, pred dvoma generáciami vo Švédsku -- doniesť vodu z potoka, zohriať ju nad ohňom a tak prať.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.Vedeți, cu două generaţii în urmă în Suedia -- își luau apă din pârâu, încălzeau la foc şi spălau cu mâna.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.Vejam aqui, há duas gerações, na Suécia a retirar água do riacho, a aquecê-la na fogueira e a lavar assim.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.Вижте тук, преди две поколения в Швеция - донасяйки вода от потока, отоплявайки с дърва и перейки така.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.Погляньте, два покоління тому у Швеції - воду брали з річки, гріли на вогні і так прали.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.Посмотрите, два поколения назад в Швеции воду брали из реки, нагревали на костре и так стирали.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.הביטו, לפני שני דורות בשבדיה -- שואבות מים מהנהר, מחממות בעזרת עצי הסקה ומכבסות כך.
Bakın, iki nesil önce İsveç'te de -- nehirden su çekilip, su odun ateşinde ısıtılarak çamaşır yıkanıyordu.川から水を汲んで 火で水を温め洗濯していました この女性達も全く同じ状況で洗濯機を欲しがっているのです
Bak, perşembe gününün çamaşırı kayıp.Der Slip für Donnerstag fehlt.
Bak, perşembe gününün çamaşırı kayıp.Il manque la culotte du jeudi !
Bak, perşembe gününün çamaşırı kayıp.Patrz, zginęły czwartkowe majtki.
Bak, perşembe gününün çamaşırı kayıp.Uite, chiloþii Joiei lipsesc.
Bak, perşembe gününün çamaşırı kayıp.Κοίτα, τα εσώρουχα της Πέμπτης λοίπουν.
- Bayan Kim, sizi buraya getiren nedir? Buraya kirli çamaşırlarınızı yıkamak için geldim Bay Park.- Miss Kim!
- Bayan Kim, sizi buraya getiren nedir? Buraya kirli çamaşırlarınızı yıkamak için geldim Bay Park.Park.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.A niekedy musia nosiť vodu zďaleka, aby mohli prať doma.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.A občas také musí vodu nanosit z velké dálky, aby praly doma.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.Czasami muszą przynosić wodę z daleka aby zrobić pranie w domu.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.Dan kadang mereka harus membawa air dari tempat yang jauh untuk mencuci di rumah.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.E qualche volta devono anche portarsi l'acqua da lontano per fare il bucato a casa.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.És sokszor messziről kell vizet hozniuk, hogy otthon mossanak.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.때로는 집에서 세탁을 하기 위해 아주 멀리서 물을 길어와야 하기도 합니다.
Bazen, evde çamaşır yıkarken çok uzaklardan eve su taşımak zorunda da kalıyorlar.Manchmal müssen sie außerdem von weit her Wasser holen, um zu Hause die Wäsche machen zu können.