Yaz boyunca biraz sokak çalgıcılığı yaptım.I did some busking during the summer.
Tom sokak çalgıcısının şapkasına biraz para attı.Tom threw some money into the busker's hat.
Bilinen modern ksilofon çalgıcıları Bob Becker, Evelyn Gnennie ve Ian Finket’tır.Modern xylophone players include Bob Becker, Evelyn Glennie and Ian Finkel.
Banjo çalgıcısı Béla Fleck de parçada yer almaktadır.Banjo player Béla Fleck appears on the track.
Annesi piyanist, babası ise klarnet çalgıcısı idi.His mother was a pianist and father is a clarinet player.
Siyasal bilimler öğrencisi Haydar (Umut Kurt); "Biz çalgıcı adamız."Science Literacy: The Enemy Is Us".
Bunlar birkaç çalgıcı müzisyen.So these are a couple of instrumentalists.
Bu "Tlön" üç bestecisi var ve hiçbir çalgıcısı yok.This is "Tlön," for three conductors and no players.
İçeri gelin, çalgıcılarım.Come in, my musicians.
İSO'daki çalgıcıların sayısı bu dönemde artmış ve büyümeye devam etmiştir.The number of players in the ISO had grown and kept growing during this period.
Orkestranın 1950'de 40, 1986'da 65, 2000'de 72 ve 2016'da 95 maaşlı çalgıcısı vardı.The orchestra had 40 salaried players in 1950, 65 in 1986, 72 in 2000 and 95 in 2016.
Bir kemancı olan Sakari, orkestranın yaylı çalgıcılarını eğitme konusunda oldukça hırslıydı.Sakari, a violinist, was markedly ambitious about training the orchestra's string players.
1868’de Mandolin Çalgıcısı adlı tablosu Paris Salonu’na kabul edildi.En 1868, sa Joueuse de mandoline est acceptée au Salon de Paris.
29 Aralık - Ross Lynch, Amerikalı aktör, şarkıcı, çalgıcı ve dansçı.29 décembre : Ross Lynch, chanteur et acteur américain.
29 Aralık - Ross Lynch, Amerikalı aktör, şarkıcı, çalgıcı ve dansçı.29 de diciembre: Ross Lynch, actor, cantante, instrumentista y bailarín estadounidense.
Bundan sonra ikisi beraber seyyar satıcılık ve meyhanede çalgıcılık yapmaya başlarlar.Horas más tarde, ambos están tomando champaña y hablando.
Çalgıcıların koruyucusu olarak tanımlandığı da görülür.También es considerado como protector de las artes.
Örneğin: Çalêr (Çalgıcı, Müzisyen).El reñidero (intérprete).
Tıva Uluslararası Halk Müziği Festivalinde en iyi çalgıcı seçilmiştir.È stato accreditato per la composizione musicale nell'EP The Most Beautiful Moment in Life, Pt.
Çalgıcıların koruyucusu olarak tanımlandığı da görülür.Также считается покровителем воров.
Banjo çalgıcısı Béla Fleck de parçada yer almaktadır.O tocador de banjo Béla Fleck aparece na trilha.
1868’de Mandolin Çalgıcısı adlı tablosu Paris Salonu’na kabul edildi.Uma de suas pinturas, em 1868, The Mandolin Player, foi aceito por um juri selecionado no Salão de Paris.
Gahirgiller geleneksel olarak çalgıcıdırlar.Os judeus são tradicionalmente festivos.
Eric, bir klavye aldı ve birlikte pratik yapmak için bazı çalgıcıları topladı.Eric tinha um teclado e outros integrantes se juntaram a banda.
Ardından Mitchel Forman, T Lavitz ve Russell Ferrante gibi klavye çalgıcıları ile çalıştı.Hij studeerde daar met andere keyboardspelers als Mitchel Forman, T Lavitz en Russell Ferrante.
1868’de Mandolin Çalgıcısı adlı tablosu Paris Salonu’na kabul edildi.In 1868 werd voor het eerst een van haar werken, The Mandoline Player, aanvaard voor de Parijse Salon.
Çalgıcıların koruyucusu olarak tanımlandığı da görülür.Vandaar dat hij wordt gezien als de schutspatroon van de vertalers.
Siyasal bilimler öğrencisi Haydar (Umut Kurt); "Biz çalgıcı adamız.Співупорядник збірників наукових праць: «Жовківщина.
Çalgıcıların koruyucusu olarak tanımlandığı da görülür.Jako na hlídače je na něj spolehnutí.
1868’de Mandolin Çalgıcısı adlı tablosu Paris Salonu’na kabul edildi.În 1868, lucrarea Cântăreață la mandolină a fost prezentată în cadrul Salonului de la Paris..
Banjo çalgıcısı Béla Fleck de parçada yer almaktadır.Kappaleella esiintyy myös banjonsoittaja Béla Fleck.
Annesi piyanist, babası ise klarnet çalgıcısı idi.Hänen äitinsä oli pianisti ja hänen isänsä klarinetisti.
"Düğün çalgıcılığı" onlar için çoğu zaman tek ve en önemli meslektir.Οι Σέρβοι τη θεωρούν συνήθως τη σημαντικότερη και επισημότερη γιορτή.
Eric, bir klavye aldı ve birlikte pratik yapmak için bazı çalgıcıları topladı.אריק השיג מקלדת, ואסף כמה נגנים יחד על מנת להתחיל להתאמן.
Bundan sonra ikisi beraber seyyar satıcılık ve meyhanede çalgıcılık yapmaya başlarlar.לאחר שובו ארצה החל לשחק על בימות התיאטרון והבידור.
1868’de Mandolin Çalgıcısı adlı tablosu Paris Salonu’na kabul edildi.В 1868 картината ѝ „Свирач на мандолина“ е показана в Парижкия салон.
Çalgıcıların koruyucusu olarak tanımlandığı da görülür.Това е причината да се счита за покровител на крадците.
Çalgıcıların koruyucusu olarak tanımlandığı da görülür.Smatra se i zaštitnikom lopova.
Çalgıcıların koruyucusu olarak tanımlandığı da görülür.Je považovaná aj za ochrankyňu mŕtvych.
Klasik dönem Haydn, Mozart, Beethoven, bu dönemdeki orkestrada 40 kadar çalgıcı bulunuyordu.V dobe Haydna, Mozarta a Beethovena už mala sonátová forma pevne danú štruktúru.
Çalgıcıların koruyucusu olarak tanımlandığı da görülür.Pojasni se tudi vloga Skrbnika.
Başta okuyucular, arkada çalgıcılar, Ortada tef çalan genç kızlar.(67:26) впереди шли поющие, позадииграющие на орудиях, в средине девы стимпанами:
Başta okuyucular, arkada çalgıcılar, Ortada tef çalan genç kızlar.Appare il tuo corteo, Dio, il corteo del mio Dio, del mio re, nel santuario
Başta okuyucular, arkada çalgıcılar, Ortada tef çalan genç kızlar.Các người hát xướng đi trước, kẻ đờn nhạc theo sau, Ở giữa có những con gái trẻ đánh trống cơm.
Başta okuyucular, arkada çalgıcılar, Ortada tef çalan genç kızlar.Các người hát_xướng đi trước , kẻ đờn nhạc theo sau , Ở giữa có những con_gái trẻ đánh trống_cơm .
Başta okuyucular, arkada çalgıcılar, Ortada tef çalan genç kızlar.De ser dine seierstog, Gud, min Guds, min konges, seierstog inn i helligdommen.
Başta okuyucular, arkada çalgıcılar, Ortada tef çalan genç kızlar.Die Sänger gehen vorher, die Spielleute unter den Jungfrauen, die da pauken:
Başta okuyucular, arkada çalgıcılar, Ortada tef çalan genç kızlar.Iam na frente os cantores, atrás os tocadores de instrumentos, no meio as donzelas que tocavam adufes.
Başta okuyucular, arkada çalgıcılar, Ortada tef çalan genç kızlar.În frunte merg cîntăreţii, apoi ceice cîntă din instrumente, în mijlocul fetelor cari sună din timpane.
Başta okuyucular, arkada çalgıcılar, Ortada tef çalan genç kızlar.Julkinähtävät ovat sinun juhlasaattosi, Jumala, minun Jumalani, kuninkaani juhlasaatot pyhäkössä.
Başta okuyucular, arkada çalgıcılar, Ortada tef çalan genç kızlar.소고 치는 동녀 중에 가객은 앞서고 악사는 뒤따르나이다
Başta okuyucular, arkada çalgıcılar, Ortada tef çalan genç kızlar.Látták a te bevonulásodat, oh Isten! Az én Istenem, királyom bevonulását a szentélybe.
Başta okuyucular, arkada çalgıcılar, Ortada tef çalan genç kızlar.Los cantores van delante, los músicos detrás, y en medio van las jóvenes tocando tamboriles
Başta okuyucular, arkada çalgıcılar, Ortada tef çalan genç kızlar.Man ser, o Gud, ditt högtidståg, min Guds, min konungs, tåg inne i helgedomen.
Başta okuyucular, arkada çalgıcılar, Ortada tef çalan genç kızlar.Sangerne forrest, så de, der spiller, i Midten unge Piger med Pauker:
Başta okuyucular, arkada çalgıcılar, Ortada tef çalan genç kızlar.Spatřili slavné jití tvé, Bože, jití silného Boha mého a krále mého v svatyni.
Başta okuyucular, arkada çalgıcılar, Ortada tef çalan genç kızlar.spredaj so šli pevci, potem godci na strune sredi deklic, ki so bile na bobnice.
Başta okuyucular, arkada çalgıcılar, Ortada tef çalan genç kızlar.Videli tvoje idenia, Bože, idenia môjho silného Boha, mojeho Kráľa v svätosti.
Başta okuyucular, arkada çalgıcılar, Ortada tef çalan genç kızlar.Widzieli ciągnienia twoje, Boże! ciągnienia Boga mego i króla mego w świątnicy.
Başta okuyucular, arkada çalgıcılar, Ortada tef çalan genç kızlar.Προεπορευοντο οι ψαλται κατοπιν οι παιζοντες οργανα, εν τω μεσω νεανιδες τυμπανιστριαι.