Birkaç ay önce ofisimdeydim ve telefon çaldı.Jeg var i mit kontor for nogle måneder siden og fik et telefonopkald.
Birkaç ay önce ofisimdeydim ve telefon çaldı.Kilka miesięcy temu odebrałem w biurze telefon.
Birkaç ay önce ofisimdeydim ve telefon çaldı.몇달 전 제 사무실에서 전화를 받았죠.
Birkaç ay önce ofisimdeydim ve telefon çaldı.Néhány hónappal ezelőtt az irodámban voltam, és kerestek telefonon.
Birkaç ay önce ofisimdeydim ve telefon çaldı.Quelques mois en arrière j'étais dans mon bureau lorsque j'ai reçu un coup de téléphone.
Birkaç ay önce ofisimdeydim ve telefon çaldı.Tôi đã ở trong văn phòng một vài tháng trước và nhận 1 cú phone.
Birkaç ay önce ofisimdeydim ve telefon çaldı.Vor einigen Monaten war ich in meinem Büro, als ich einen Anruf bekam.
Birkaç ay önce ofisimdeydim ve telefon çaldı.Ήμουν στο γραφείο μου πριν κάποιους μήνες και δέχτηκα μια κλήση.
Birkaç ay önce ofisimdeydim ve telefon çaldı.Несколько месяцев назад я был в своём офисе, и мне позвонили.
Birkaç ay önce ofisimdeydim ve telefon çaldı.Преди няколко месеца бях в офиса си и получих телефонно обаждане.
Birkaç ay önce ofisimdeydim ve telefon çaldı.לפני כמה חודשים הייתי במשרד שלי וקיבלתי שיחת טלפון.
Birkaç ay önce ofisimdeydim ve telefon çaldı.كنت متواجدا ً في مكتبي قبل عدة أشهر و وردني إتصال هاتفي.
Birkaç ay önce ofisimdeydim ve telefon çaldı.かかってきました 電話の向こうの女性 キャロルというのですが
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.Akonáhle budeme presmerované jej batožinu, keď cestoval.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.Amint átirányítva neki poggyász, amikor utazott.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.Jakmile budeme přesměrovány jí zavazadla, když cestoval.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.일단 우리가 그녀의 가방을 전환했을 때, 그녀 여행.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.Ko bomo preusmeril svojo prtljago, ko je potoval.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.Kun me siirretään hänen matkatavarat kun hän matkusti.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.Một khi chúng ta chuyển hành lý của cô khi cô đi du lịch.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.När vi vidarekopplas hennes bagage när hon reste.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.Når vi viderestilles hendes bagage, da hun rejste.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.Odată ce am deviat ei bagaje, atunci când ea călătorit.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.Po przekazywane jej bagaż, kiedy podróżował.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.Setelah kami dialihkan nya bagasi ketika dia bepergian.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.Sobald wir abgelenkt ihr Gepäck, als sie gereist.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.Una volta deviato il suo bagaglio quando lei percorsa.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.Une fois que nous avons détourné ses bagages quand elle parcourue.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.Zodra we doorgeschakeld haar bagage toen ze gereisd.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.Όταν θα εκτραπεί της αποσκευές όταν ταξίδεψε.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.Как только мы отвлек ее багаж, когда она путешествовал.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.След като отклонени си багаж, когато тя пътува.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.Як тільки ми відвернув її багаж, коли вона подорожував.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.ברגע שאנו הסיטה אותה המטען כשהיא נסע.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.مرة واحدة ونحن حولت لها الأمتعة عندما سافر.
Bir kez biz onu bavullarını çaldık zaman o gezdi.旅。 回彼女は待ち伏せされています。
Bir önceki ağda; alarmın çaldığı şartıyla ikisi birbirinden bağımsızdı.Im vorherigen Netz waren sie unabhängig, falls wir wussten, dass der Alarm ausgelöst wurde.
Bir önceki ağda; alarmın çaldığı şartıyla ikisi birbirinden bağımsızdı.Nella rete precedente, erano indipendenti, dato che sapevamo che l'allarme si era verificata.
Bir önceki ağda; alarmın çaldığı şartıyla ikisi birbirinden bağımsızdı.V predchádzajúcej sieti boli nezávislé, pretože sme vedeli, že sa alarm spustil.
Bir önceki ağda; alarmın çaldığı şartıyla ikisi birbirinden bağımsızdı.V předchozí síti byly nezávislé, protože jsme věděli, že alarm spustil.
Bir önceki ağda; alarmın çaldığı şartıyla ikisi birbirinden bağımsızdı.W poprzedniej sieci, były niezależne pod warunkiem, że wiedzieliśmy, że alarm się aktywował.
Bir önceki ağda; alarmın çaldığı şartıyla ikisi birbirinden bağımsızdı.В предыдущем сети, они были независимыми, учитывая, что мы знали, что тревоги не было.
Bir önceki ağda; alarmın çaldığı şartıyla ikisi birbirinden bağımsızdı.ここではアラームの状態が分からないので
Bir şey çaldığımda her şey değişir.Alles verandert wanneer ik uit een winkel steel...
Bir şey çaldığımda her şey değişir.Keď si tie veci beriem zadarmo, situácia sa mení.
Bir şey çaldığımda her şey değişir.Todo cambia cuando hurto.
Bir şey çaldığımda her şey değişir.Totul se schimbă când fur din magazin.
Bir şey çaldığımda her şey değişir.Tudo muda quando roubo.
Bir şey çaldığımda her şey değişir.Όλα αλλάζουν όταν κλέβω το μαγαζί.
Bir şey çaldığımda her şey değişir.يتغير كل شئ حينما أقوم بسرقة المتجر.
Bir şey çaldığımda her şey değişir.僕はその途端、僕の幸福を考えない顔のない非人間的な企業と交渉しているのではない。
Bu bir müzikal ve sen müzik çaldığı sürece... ...şarkı söyleyip dans etmelisin.Era una cosa musicale e ci si aspettava che tu cantassi o ballassi finché ci fosse stata musica.
Bu bir müzikal ve sen müzik çaldığı sürece... ...şarkı söyleyip dans etmelisin.Ez egy zenei dolog volt és neked... ...énekelni vagy táncolni kellett volna, míg szól a zene.
Bu bir müzikal ve sen müzik çaldığı sürece... ...şarkı söyleyip dans etmelisin.Foi uma coisa musical e que era suposto a cantar ou a dançar, enquanto a música estava a ser tocada.
Bu bir müzikal ve sen müzik çaldığı sürece... ...şarkı söyleyip dans etmelisin.Se trataba de algo musical y debiste cantar o bailar mientras la música sonaba.
Bu bir müzikal ve sen müzik çaldığı sürece... ...şarkı söyleyip dans etmelisin.To była muzyczny podróży i mieliśmy śpiewać albo tańczyć podczas tej podróży.
Bu çocuk iki tane çizgi roman çaldığı için tutuklanmış,A ten chłopiec przemycił ze sobą dwa komiksy,
Bu çocuk iki tane çizgi roman çaldığı için tutuklanmış,Cậu ấy mang vào được hai quyển truyện tranh, 2 quyển truyện
Bu çocuk iki tane çizgi roman çaldığı için tutuklanmış,Era riuscito a portare dentro di nascosto due fumetti, due libri di fumetti -
Bu çocuk iki tane çizgi roman çaldığı için tutuklanmış,Hij had twee stripverhalen binnengesmokkeld --