Ana içeriğe geç
Sözlük

çalan ile cümle

çalan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu, çalan aygıtın oynatma kısıtlamalarını göstermesini ayarlar여기서는 재생 장치에서 해독되는 관람 등급 제한 수준을 설정할 수 있습니다.
Bu, çalan aygıtın oynatma kısıtlamalarını göstermesini ayarlarTato položka umožňuje nastavit omezení náhledu která mohou být interpretována přehrávacím zařízením.
Bu, çalan aygıtın oynatma kısıtlamalarını göstermesini ayarlarПозволяет установить возрастные ограничения на просмотр фильма.
Bu, çalan aygıtın oynatma kısıtlamalarını göstermesini ayarlarТози елемент позволява настройванетос ограниченията за гледане, които влияят на възпроизвеждащото устройство.
Bu, çalan aygıtın oynatma kısıtlamalarını göstermesini ayarlarЦей елемент дозволяє встановити обмеження перегляду фільму, яке буде розпізнаватись пристроєм програвання.
Bu, çalan aygıtın oynatma kısıtlamalarını göstermesini ayarlarプレーヤーデバイスによって解釈されるかもしれない視聴制限をセットします。
Bu durumu ilk farkeden ve alarm zillerini çalan ilk kişidir.Anh ấy là người đầu tiên nhận ra tình trạng này và đưa ra lời cảnh báo.
Bu durumu ilk farkeden ve alarm zillerini çalan ilk kişidir.El este primul care a identificat această maladie și a dat alarma.
Bu durumu ilk farkeden ve alarm zillerini çalan ilk kişidir.Er hat dieses Syndrom zuerst herausgestellt und die Alarmglocken schrillen lassen.
Bu durumu ilk farkeden ve alarm zillerini çalan ilk kişidir.Foi o primeiro a identificar esta doença e a fazer soar o alarme.
Bu durumu ilk farkeden ve alarm zillerini çalan ilk kişidir.Han er den første der har identificeret denne sygdom og slår alarm.
Bu durumu ilk farkeden ve alarm zillerini çalan ilk kişidir.Hän tunnisti taudin ensimmäisenä ja pani hälytyskellot soimaan.
Bu durumu ilk farkeden ve alarm zillerini çalan ilk kişidir.Hij signaleerde de ziekte als eerste en sloeg alarm.
Bu durumu ilk farkeden ve alarm zillerini çalan ilk kişidir.Il est le premier qui découvrit cette condition et sonna l'alarme.
Bu durumu ilk farkeden ve alarm zillerini çalan ilk kişidir.최초로 지금과 같은 상황을 파악하고, 위험을 알렸던 분입니다.
Bu durumu ilk farkeden ve alarm zillerini çalan ilk kişidir.Ő az első, aki leírta ezt a jelenséget és megkongatta a vészharangot.
Bu durumu ilk farkeden ve alarm zillerini çalan ilk kişidir.Он тот, кто первым определил это состояние и поднял тревогу.
Bu durumu ilk farkeden ve alarm zillerini çalan ilk kişidir.Той е този, който първи идентифицира това състояния и наду алармите.
Bu durumu ilk farkeden ve alarm zillerini çalan ilk kişidir.הוא הראשון שזיהה את המצב הזה והפעיל את פעמוני האזעקה.
Bu durumu ilk farkeden ve alarm zillerini çalan ilk kişidir.انه هو الذي اكتشف لاول مرة هذا الشرط وقرع وأجراس الإنذار.
Bu durumu ilk farkeden ve alarm zillerini çalan ilk kişidir.警告を発しました また彼はトラック輸送の歴史を作りました
Bu kapıyı çalan da kim?노크하는 사람이 누구지
Bu kapıyı çalan da kim?Quien es el que toca?
Bu kapıyı çalan da kim?Siapa yang mengetuk.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.Acesta este o cutie care se aprinde si din care se aude muzica cand pui deasupra ei niste obiecte in concret.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.Das ist eine Box die leuchtet und Musik spielt, wenn man die richtigen Dinge auf sie stellt.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.Det är en låda som tänds och spelar musik när man lägger vissa saker på den men inte andra.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.Det er en kasse, som lyser og spiller musik, når du putter visse ting på den, og ikke andre.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.Dit is een doos die oplicht en muziek speelt als je er bepaalde dingen opzet en bij iets anders niet reageert.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.Esta es una caja que se enciende y suena la música cuando apoyas sobre ella algunas cosas y otras no.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.È una scatola che si illumina e suona mettendo sopra alcune cose e non altre.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.Ez egy doboz, ami fevillan és zenél amikor beleteszel bizonyos meghatározott dolgokat.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.Jde o skříňku, která se rozsvítí a hraje hudbu, když na ni položíte jen určité věci.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.Je to skrinka, ktorá svieti a hrá hudbu, keď na ňu položíte tie správne predmety.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.이것은 어떤 물건을 이 위에 올려 놓으면 불이 켜지고 음악이 연주되는 상자일 뿐입니다.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.To je škatla, ki zasveti in zaigra glasbo, kadar nanjo položiš določene stvari, kadar položiš druge, pa ne.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.To pudełko, które świeci i gra muzykę, kiedy umieści się na nim pewne rzeczy, ale nie inne.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.Тя представлява една кутия, която свети и свири музика, когато сложите определени неща на нея.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.Це коробка, що підсвічується й програє музику коли ви вставляєте на ньому певні речі, а не інші.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.Это коробка, которая светится и проигрывает музыку, когда на неё ставят определённые предметы.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.מדובר בקופסה בה נדלקת נורה ומנגנת מוסיקה כאשר מניחים עליה פריטים מסוימים, ואילו עם אחרים, לא.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.وهو عبارة عن صندوق يضىء ويعزف الموسيقى عندما تضع فوقه أشياء محددة وليس عندما تضع أشياء أخرى.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.光って音楽が流れます 私達の研究所はこの単純な機械を使って
Çalana kadar size ne olduğunu anlatamam.A nejsem schopný vám to říct, dokud to nezahrajeme.
Çalana kadar size ne olduğunu anlatamam.Ich kann Ihnen nicht sagen, was es sein wird, bis es geschieht.
Çalana kadar size ne olduğunu anlatamam.Ik kan jullie niet vertellen wat het is tot het zover is.
Çalana kadar size ne olduğunu anlatamam.Je suis incapable de vous dire ce que c'est tant que ce n'est pas arrivé.
Çalana kadar size ne olduğunu anlatamam.그래서 연주 전에는 어떤 곡이 될지 말씀드릴 수가 없을 것입니다.
Çalana kadar size ne olduğunu anlatamam.Não serei capaz de vos dizer o que é, até que aconteça.
Çalana kadar size ne olduğunu anlatamam.Nebudem vám to vedieť povedať, až kým sa to nestane.
Çalana kadar size ne olduğunu anlatamam.Nie będę w stanie wam powiedzieć dopóki to się nie stanie.
Çalana kadar size ne olduğunu anlatamam.Non saprò dirvelo finché non succederà.
Çalana kadar size ne olduğunu anlatamam.No podré decirles de qué se trata hasta que suceda.
Çalana kadar size ne olduğunu anlatamam.Nu o să vă pot spune ce e până se întâmplă.
Çalana kadar size ne olduğunu anlatamam.Saya tidak bisa mengatakan hingga kami memainkannya.
Çalana kadar size ne olduğunu anlatamam.Tôi không thể nói đó là bản nhạc gì cho đến khi chúng tôi thật sự chơi nhạc.
Çalana kadar size ne olduğunu anlatamam.И пока не начнём — не узнаем.
Çalana kadar size ne olduğunu anlatamam.І я не знатиму, доки ми не почнемо грати.
Çalana kadar size ne olduğunu anlatamam.Не мога да ви кажа какво ще бъде, докато не се случи.
Çalana kadar size ne olduğunu anlatamam.אני לא אוכל לומר לכם מה זה, עד שזה יתנגן.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod