çal ile cümle
çal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İşinde, 30 çalışanı denetler.In her job, she supervises 30 employees.
Su polosu takımı sabah 5:30'da çalışma yapar.The water polo team practices at 5:30 a.m.
Bahçede çalışırken elbiselerimi yırtarım.I tear my clothes when I work in the garden.
Biz yoğun çalılıkların arasından yürüdük.We walked through thick bushes.
Bir kömür madeninde yıllarca çalışmaktan hastanın akciğer dokusu hasar gördü.The patient's lung tissue was damaged from years of working in a coal mine.
Dün gece saat 10:00 kadar çalıştık.Last night we worked until 10 p.m.
Ben az önce bu MP3 çaların en son sürümünü satın aldım.I just bought the latest version of this MP3 player.
Çalışanlar yöneticinin önerisini oyladılar.The employees voted on the manager's proposal.
Her ay maaşımın %10'unu biriktirmeye çalışırım.I try to save 10% of my wages each month.
Çalışmak için genellikle ne giyersiniz?What do you usually wear to work?
Çocuklar birlikte iyi çalışırlar.The children work well together.
Tom arkadaşlarla dışarı gitmektense ders çalışmanın daha akıllıca olacağını karar verdi.Tom decided it would be wiser to study than to go out with friends.
On yıldır kendini biyoloji çalışmalarına adadı.He dedicated himself to biology studies for almost ten years.
Lisanları hırsla çalışırım.I study languages ambitiously.
Tutuklanmaktan kaçınmaya çalışırken yakalandı.He was caught trying to avoid getting arrested.
Herhangi bir tartışmadan kaçınmaya çalışıyorum.I am trying to avoid any arguments.
Çalışanların mükemmel performans için nasıl tanınabileceğini söyleyebilir misiniz?Can you say how employees may be recognized for excellent performance?
Ne kadar hatırlamaya çalışsam da adresi aklıma gelmiyor.I can't remember her address no matter how much I try.
Baskı altında iyi çalışır mısın?Do you work well under pressure?
Çalar saat ötüyor.The alarm clock is ringing.
Çalar saat çalıyor.The alarm clock is ringing.
Sıkı çalışman için teşekkürler.Thanks for your hard work.
Hiçbir bilgisayar yanmış bir kartla çalışmaya devam edemez.None of the computers can continue to run with a burnt card.
Bilgisayarların hiçbiri yanmış bir kartla çalışmaya devam edemez.None of the computers can continue to run with a burnt card.
O bana üzümleri attı ve ben ağzım ile onları yakalamaya çalıştım.She tossed me grapes and I tried to catch them with my mouth.
Ne üzerinde çalıştığın sorabilir miyim?May I ask what you're working on?
Ben MP3 çalar satın aldım.I bought the MP3 player.
Bir yabancı dili öğrenmek istiyorsan mümkün olduğu kadar çok çalışmalısın.If you want to master a foreign language, you must study as much as possible.
Aynştayn keman çalmayı seviyordu.Einstein liked to play the violin.
Hatalısın. O, trombon değil bass çalar.You're mistaken. He plays bass, not trombone.
Dinle! Favori müziğimi çalıyorlar.Listen! They're playing my favorite music.
Onun ebeveynleri onun viyolonsel çalacağına karar verdi.Her parents decided that she would play the cello.
Fırında çalışan kız şirin.The girl who works at the bakery is pretty.
O intihar etmeye çalışıyor.He's trying to commit suicide.
Annem çifti barıştırmaya çalıştı.My mother tried to reconcile the couple.
Şarkımızı çalıyorlar.They're playing our song.
Italo Calvino hâlâ henüz bir çocukken İtalya'ya döndü.Italo Calvino returned to Italy when he was still just a boy.
Italo Calvino 1923'te Küba adasında doğdu.Italo Calvino was born on the island of Cuba in 1923.
Önümüzdeki ay keman çalmaya başlayalı beş yıl olacak.Next month it'll be five years since he began playing the violin.
Dün çalar saat çalmadı ve Kurt uyanmadı.Yesterday the alarm clock didn't go off and Kurt didn't wake up.
O klasik ya da folk, her türlü enstrümanı çalabilir.She can play all kinds of instruments, classical or folk.
Şimdi çalışmalıyım ama Tatoeba'da kalmayı tercih ediyorum.I should study now, but I prefer staying on Tatoeba.
Geceleyin çalışmayı neredeyse tüm işçiler reddetti.Almost all workers refused to work during the night.
Elektrikli arp çalarken, o elektrik çarpmasından öldü.He was electrocuted while playing the electric harp.
İngilizce çalışmak zorundaydım.I had to study English.
Telefon çalıyor.The telephone is ringing.
Birisi kapıyı çalıyor.Someone's knocking at the door.
Yorulsan da çalışmaya devam etmelisin.There is no rest for the weary.
O da Çince çalışıyor.He studies Chinese as well.
Pazartesi günleri çalışmıyorum.I'm not working on Mondays.
O, o laboratuvarda çalışmaktadır.He works in that lab.
Bu nasıl çalışır?How does this work?
Onun ilk çalışması insanlar arasında büyük popülerlik kazandı.His first work gained great popularity among people.
Marge, İskoçya Kraliyet Bankası için çalışıyor.Marge works for the Royal Bank of Scotland.
Çok çalıştım.I'm so overworked.
Birçok şirket 8 saatlik bir çalışma gününü uyguladı.Lots of companies have implemented an eight-hour working day.
John nasıl gitar çalınacağını bilmiyor.John doesn't know how to play the guitar.
24 saat çalıştım.I studied around the clock.
Baskı altında daha iyi çalışırım.I work better under pressure.
Yeni yıl için umudum daha çok çalışmak.My hope for the new year is to study harder.