çal ile cümle
çal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ailesi tarlada çalışıyor.His family works in the fields.
Onun yüzüne bir bakış, bana çalışmaya isteksiz olduğunu söyledi.One glance at his face told me that he was reluctant to work.
Boş yere onun düşüncesini değiştirmeye çalıştık.We tried in vain to make him change his mind.
O, kim için çalışır?Who does he work for?
Erkek kardeşi bir ticaret şirketinde çalışır.His brother works for a trading company.
Onun görüşlerini anlamaya çalıştım.I tried to sound out his views.
Onun en son çalışmaları belediye binasında sergileniyor. Onlar açıklama ötesinde harika.His latest works are on display at the city hall. They are fabulous beyond description.
Onun en son çalışmaları geçici sergide.His latest works are on temporary display.
Onun çalışması kabul edilebilir, ama mükemmel olmaktan uzak.His work was acceptable, but far from excellent.
Onun çalışması şimdi tam.His work is now complete.
Onun çalışması tatmin ediciydi.His work was satisfactory.
Onun hobileri gitar çalmak ve şarkı söylemektir.His hobbies are playing the guitar and singing.
Geliriyle geçinmeyi zor bulduğu için o çalışmaya başladı.Finding it hard to make ends meet on his income, she started to work.
Çalışmasında yüzlerce kitap var.There are hundreds of books in his study.
Çalışmasında 1000'den az kitap yoktur.He has not less than 1,000 books in his study.
Çalışma odasında bir sürü kitap var.There are plenty of books in his study.
Onun yeni saç stilini gördüğümde kahkahamı bastırmaya çalıştım.When I saw his new hairstyle I tried hard to suppress my laughter.
Onun başarısı çok çalışmanın sonucuydu.His success resulted from hard work.
O, başarısını hem çok çalışmaya hem de şansına borçlu.He owes his success both to working hard and to good luck.
Kardeşi çok çalışır.His brother is a hard worker.
O, çok çalışmasına rağmen bir şey değişmedi.Though he tried hard, nothing changed.
Onun annesi on beş yıldır bir eczane çalıştırıyor.His mother has been running a drugstore for fifteen years.
Anne ve babası bir otel çalıştırıyor.His parents ran a hotel.
Bütün gün boyunca çalışmaktadır.He's been working all day long.
O, piyanoyu notasız çalardı.He played piano by ear.
Çok çalışmasına rağmen, her zamanki gibi fakir kaldı.Though he worked hard, he remained poor as ever.
Ailesine bakmak için çok çalıştı.He worked hard to provide for his family.
O gençken daha çok çalışmasını diliyor.He wishes he had studied harder when he was young.
Çalıştırdığı on işçisi var.He has employed ten workers.
O, on sekiz yıldır çalıştığı firmadan ilişkisini kesti.He dissociated himself from the firm he had worked for for eighteen years.
O, günde sekiz saat çalışır.He works eight hours a day.
Bütün yıl çok sıkı çalışır.He works hard all the year round.
O iki aydır yeni bir kitap üzerinde çalışıyor.He has been working on a new book for two months.
Sekiz yıldır Fransızca çalışıyor.He has been studying French for eight years.
O dokuzdan beşe çalıştı.He worked from nine to five.
O, dokuzdan beş otuza kadar çalışır.He works from nine to five-thirty.
Şu otoparkta arabasını çaldırdı.He had his car stolen in that parking lot.
O, çok çalışmıyor ama okulda çok iyi yapıyor.He does not study hard, but does very well at school.
O, karıncalardan kurtulmaya çalıştı.He tried to get rid of the ants.
O, zengin bir adam için çalıştı.He worked for a rich man.
Zengin bir adam için çalıştı.He worked for a rich man.
O, her zamankinden daha çok çalıştı.He worked harder than ever.
O her zaman çok çalışır.He always studies hard.
O her zaman çok çalışıyor.He always works hard.
O, her zaman kendi bildiğini okumaya çalışır.He always tries to have his own way.
O, çalışırken her zaman mırıldanır.He always hums while working.
O her zaman bize bir şey söylemeye çalışıyor.He's always trying to say something to us.
O her zaman başkalarının iyi tarafını görmeye çalışır.He always tries to see the good in others.
O her zaman sabahtan akşama kadar çalışıyor.He is always working from morning till night.
Her zaman imkansızı yapmaya çalışıyor.He is always trying to do the impossible.
O her zaman çalışıyor.He is always studying.
Ona dahi denilmez, daha doğrusu o çalışkan bir işçidir.He is not what is called a genius. Rather, he is a hard worker.
Keman çalmada çok iyidir.He is very good at playing violin.
O motoru çalışırken bıraktı.He left the motor running.
Para çalmakla suçlandı.He was accused of stealing money.
Parayı çaldığını inkar etti.He denied having stolen the money.
Parayı çaldığı için tutuklandı.He was arrested because he stole the money.
Para çaldığı için cezalandırıldı.He was punished for stealing the money.
O, çok iyi şekilde gitar çalar.He plays the guitar very well.
O, nasıl gitar çalacağını bilmiyor.He doesn't know how to play the guitar.