çal ile cümle
çal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Durumundan yararlanmaya çalışmalısın.You should try to make the most of your opportunities.
Bir müzik aleti çalarsın, değil mi?You play a musical instrument, don't you?
Kaç saattir çalışmaktasın?How many hours have you been studying?
Senin çalışmanı ne engelledi?What prevented you from working?
Ne yapmaya çalışıyorsun?What are you trying to do?
Ne yapmaya çalışıyorsunuz?What are you trying to do?
Bütün gün çalıştıktan sonra bitkin olmalısın.You must be worn out after working all day.
Çok sıkı çalışmalısın.You need to work very hard.
Senin çok çalışman gerekli.It is necessary for you to work hard.
Sıkı çalışmak zorundasın.You have to work hard.
İngilizceyi sıkı çalışmalısın.You must study English hard.
Daha çok çalışmanız gerekli.It is necessary for you to study harder.
Daha fazla dil bilgisi çalışmalısın.You must study grammar more.
Daha çok Japonca çalışmalısın.You have to study Japanese harder.
Daha çok İngilizce çalışmalısın.You should study English harder.
Yapmanız gereken bütün şey daha çok çalışmaktır.All you have to do is study harder.
Dinlendikten sonra çalışmana devam etmelisin.After you have taken a rest, you must carry on your study.
Senin piyano çaldığını duyuyorum.I hear that you play the piano.
Duyduğuma göre piyano çalıyormuşsun.I hear that you play the piano.
Keman çalabilir misin?Can you play the violin?
Nasıl oluyor da hâlâ çalışıyorsun?How come you're still working?
Niçin yabancı bir dil çalışıyorsun?What do you study a foreign language for?
Teste çalışmak için evde kaldın mı?Did you stay home to study for the test?
Bu kadar çok çalışmak zorunda değilsiniz.You don't have to work so hard.
Gitarın nasıl çalındığını hiç öğrendin mi?Have you ever learned how to play the guitar?
İki saattir çalışıyor musun?Have you been studying for two hours?
Çalışmayı sever misin?Do you like to study?
Hayatın boyunca çalışmak zorundasın.You must study your whole life.
Kız kardeşin tüm arkadaşlarımın en çalışkanıdır.Your sister is the most diligent of all my friends.
Sana çalışmana uygun olarak ödeme yapılacak.You will be paid according as you work.
Baş ağrın aşırı çalışmaktan kaynaklanıyor.Your headache comes from overwork.
Zamanını en iyi şekilde kullanmaya çalış.Try to make good use of your time.
Bize çalışmalarınızdan bazı örnekler gösterir misiniz?Would you show us some samples of your work?
Seni haklarından mahrum etmeye çalışmıyorum.I'm not trying to deprive you of your rights.
Annen evliliğimizi bitirmeye çalışıyor.Your mother is trying to break up our marriage.
Bu şirkette çalışan kızlardan sorumlu olacaksın.You'll be in charge of the girls working in this factory.
Seninle çalışma fırsatı için memnun oldum.I'm glad for this opportunity to work with you.
Beni izlerken sizinle çalışamam.I can't study with you watching me.
Beklentilerinize uygun yaşamaya çalışacağım.I will try to live up to your expectations.
Bu şirkette çalışan kadınlardan yükümlü olacaksın.You'll be in charge of the women working in this factory.
Saat yedide geldiğinde çalışıyor olacağım.I will be studying when you come at seven.
Oh, çan çalıyor.There goes the bell.
Onun çalıştığı ofis odur.That is the office where he works.
Einstein keman çalmayı severdi.Einstein loved playing the violin.
O, daha çok çalışmalıydı.He should have worked harder.
O, benden çantamı çaldı.He stole my purse from me.
General Motors 76.000 çalışanı işten çıkardı.General Motors laid off 76,000 workers.
Bir Temmuz'da çalışmaya başlayacağım.I will start working on July first.
Üç büyük adam ona saldırdı ve onun parasını çaldı.Three big men attacked him and stole his money.
İki cadde birbirine paralel çalışır.The two streets run parallel to one another.
O ikisinden daha çalışkan olanıdır.He is the more diligent of the two.
Kendimi aniden kötü hissettiğim sırada, iki saattir çalışıyordum.I had been working for two hours when I suddenly felt sick.
Onlar bütün gün çalıştıktan sonra oldukça yorgundu.They were pretty tired after having worked all day.
Bütün gün çalışmaktayım.I've been working all day.
Çirkin bir adam benim kapımı çaldı.An ugly man knocked on my door.
"Yarın piyano çalacak mısın?" "Hayır, çalmayacağım.""Will you play the piano tomorrow?" "No, I won't."
"O ne zaman çalışır?" "Akşam yemeğinden önce.""When does he study?" "He studies before dinner."
"Gece gündüz çalışmaya alışkın değilim." "Yakında buna alışacaksın.""I'm not accustomed to working day and night." "You'll soon get used to it."
"Otobüsler bir saat içinde ne sıklıkta çalışırlar?" "Her otuz dakikada.""How often do the buses run in an hour?" "Every thirty minutes."
"Gitar çalabiliyor musun?" "Evet, çalabiliyorum.""Can you play the guitar?" "Yes, I can."