çalıyor ile cümle
çalıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletAfspelen indien gestopt, pauzeren indien afgespeeld
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletAloittaa tai pysäyttää soittamisen
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletPredvajaj če je ustavljeno, prekini če se predvaja
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletHa le van állítva, akkor lejátszás; ha lejátszás van, akkor szünet
Bekliyorsa çal, çalıyorsa beklet정지되었다면 재생하고, 재생 중이면 일시 정지
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletLire ou mettre en pause, selon l'état courant
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletOdtwarzaj gdy zatrzymane, zatrzymaj gdy odtwarzane
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletPrehrať pokiaľ je zastavené, pozastaviť pokiaľ je prehrávané
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletPřehrát, pokud je zastaveno, pozastavit, pokud se hraje
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletRedă dacă este oprit, întrerupe dacă se redă
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletReproducir si está detenida o poner en pausa si se está reproduciendo
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletRiproduci se interrotto, in pausa se attivo
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletSpela om stoppad, paus vid spelning
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletSpil hvis der er stoppet, hold pause hvis der spilles
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletTocar se parado, pausa se a tocar
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletΑναπαραγωγή αν είναι σταματημένο, αλλιώς παύση
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletГрати, якщо зупинено; пауза, якщо грає
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletНачать воспроизведение если оно было остановлено, и приостановить в противном случае
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletПродължаване ако е спряно, и обратно
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletנגן במידה שמושהה, השהה במידה שמנגן
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletشغل إذا توقف ، توقف مؤقتا إذا اشتغل
Bekliyorsa çal, çalıyorsa beklet停止している場合は再生、再生している場合は一時停止
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.Bon, évidemment les musiciens de l'orchestre qui jouent merveilleusement,
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.멋지게 연주한 건 틀림없이 오케스트라 단원들,
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.No, určitě muzikantům v orchestru. Hráli krásně.
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.Ovviamente, i musicisti dell'orchestra, che hanno suonato molto bene:
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.Quiero decir, obviamente los músicos de la orquesta tocan maravillosamente,
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.Självklart orkestern som spelar så vackert,
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.To znaczy, oczywiście, muzykom, którzy tak pięknie grają,
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı. Viyana Filarmoni Orkestrası.De muzikanten natuurlijk, die prachtig speelden, het Wiener Philarmoniker.
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı. Viyana Filarmoni Orkestrası.Ich meine, offenkundig haben die Orchestermusiker schön gespielt, die Wiener Philharmoniker.
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı. Viyana Filarmoni Orkestrası.Nyilván a zenészeknek, akik gyönyörűen játszanak, a Bécsi Filharmonikus Zenekar.
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı. Viyana Filarmoni Orkestrası.Tentunya para musisi orkestra... ...yang bermain dengan sangat indah, kelompok orkestra Vienna Philharmonic.
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı. Viyana Filarmoni Orkestrası.Εννοώ, προφανώς τους μουσικούς της ορχήστρας που έπαιξαν υπέροχα, την Φιλαρμονική Ορχήστρα της Βιέννης.
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.Vreau să spun că, evident, muzicienii cântând minunat,
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.Искам да кажа - очевидно музикантите от оркестъра свирят прекрасно,
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.Конечно, музыкантов оркестра за то, что они так замечательно играют.
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.כוונתי, ברור שלתזמורת ולנגנים שנגנו יפה,
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.أعنى، من الواضح ان عازفى الاوركسترا يعزفون بجمال
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.演奏家たちは もちろん見事に演奏していました
Benim müşterilerimden de çalıyor maalesef.A potom vezme obchod i mně.
Benim müşterilerimden de çalıyor maalesef.E toma clientes meus também.
Benim müşterilerimden de çalıyor maalesef.І тоді він переймає бізнес у мене також.
Benim müşterilerimden de çalıyor maalesef.ثم يأخذ الأعمال مني كذلك.
Benim müşterilerimden de çalıyor maalesef.ここで、私の町の状況はどうなるでしょうか。
Ben Robbie Mizzone. 13 yaşındayım ve keman çalıyorum.전 바이얼린을 맡고 있는 13살 라비 미죤 입니다.
Ben Robbie Mizzone. 13 yaşındayım ve keman çalıyorum.Em tên Robbie Mizzone, em 13 tuổi, và em chơi vi cầm
Ben Robbie Mizzone. 13 yaşındayım ve keman çalıyorum.Ik ben Robbie Mizzone, ik ben 13 en speel viool.
Ben Robbie Mizzone. 13 yaşındayım ve keman çalıyorum.אני רובי מיזון, אני בן 13 ומנגן בכינור.
Ben Robbie Mizzone. 13 yaşındayım ve keman çalıyorum.و أنا اسمي "رُوبي ميزُّوني" عمري 13 سنة، و أنا أعزف على الكمان
Ben Robbie Mizzone. 13 yaşındayım ve keman çalıyorum.こちらは弟のジョニー 10歳で バンジョーを弾いています
'Bir anlamda sizin çalıyor olabilir,' uşak olmadan gitti aramızda kapı olsaydı, ona katılıyor."Je možné, že nejaký zmysel v klopanie," lokaj pokračoval, bez účasti na nej, "keby sme mali dvere medzi nami.
'Bir anlamda sizin çalıyor olabilir,' uşak olmadan gitti aramızda kapı olsaydı, ona katılıyor.'귀하의 문을 두드리는 소리에 어떤 의미가있을 수도'하인없이 계속됐다 우리가 우리 사이에 문이있다면 '그녀에게 참석.
'Bir anlamda sizin çalıyor olabilir,' uşak olmadan gitti aramızda kapı olsaydı, ona katılıyor."Nie może być pewnym sensie w pukania" Piechur dalej bez uczęszczających do niej: "gdybyśmy drzwi między nami.
'Bir anlamda sizin çalıyor olabilir,' uşak olmadan gitti aramızda kapı olsaydı, ona katılıyor."אולי יש איזו תחושה של דפיקות שלך," המשיך המשרת על ללא השתתפות לה, 'אם היה לנו את הדלת בינינו.
'Bir anlamda sizin çalıyor olabilir,' uşak olmadan gitti aramızda kapı olsaydı, ona katılıyor."قد يكون هناك بعض المنطق في ضرب الخاص ،' ذهبت من دون أجير يحضر لها ، "اذا كان لنا الباب بيننا.
'Bir anlamda sizin çalıyor olabilir,' uşak olmadan gitti aramızda kapı olsaydı, ona katılıyor.私たちは私たちの間のドアがあれば"、彼女に出席。 例えば、あなたの中であった場合、あなたがノックかもしれない、と私はあなたをさせることができる、あなたが知っている。"
Bir gece, biraz fazla içiyor ve bir taksi şoförünü soyuyor - 50 dolar çalıyor.어느 날 밤, 술을 좀 많이 마셨고, 택시 기사로부터 $50를 훔쳤습니다.
Bir gece, biraz fazla içiyor ve bir taksi şoförünü soyuyor - 50 dolar çalıyor.Egy este kicsit többet ivott a kelleténél, és kirabolt egy taxisofőrt - ellopott tőle 50 dollárt.
Bir gece, biraz fazla içiyor ve bir taksi şoförünü soyuyor - 50 dolar çalıyor.Eines Nachts trank er etwas zu viel und raubte einen Taxifahrer aus -- er stahl 50 Dollar.