çalın ile cümle
çalın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Coşku ve heyecanla uzaklıkları yutar, Boru çalınca duramaz yerinde.ברעש ורגז יגמא ארץ ולא יאמין כי קול שופר׃
Coşku ve heyecanla uzaklıkları yutar, Boru çalınca duramaz yerinde.في وثبه ورجزه يلتهم الارض ولا يؤمن انه صوت البوق.
Coşku ve heyecanla uzaklıkları yutar, Boru çalınca duramaz yerinde.他 發 猛 烈 的 怒 氣 將 地 吞 下 . 一 聽 角 聲 就 不 耐 站 立
Coşku ve heyecanla uzaklıkları yutar, Boru çalınca duramaz yerinde.他 發 猛烈 的 怒 氣將 地 吞下 . 一聽角聲 就 不 耐 站立
Çünkü bu paranın bir kısmı, basitçe söylemek gerekirse çalındı.왜냐하면 그 돈의 일부를 훔쳐갔기 때문이죠.
Çünkü bu paranın bir kısmı, basitçe söylemek gerekirse çalındı.lebo peniaze na ne určené jednoducho niekto ukradol.
Çünkü bu paranın bir kısmı, basitçe söylemek gerekirse çalındı.כי חלק מהכסף פשוט נגנב.
Çünkü bu paranın bir kısmı, basitçe söylemek gerekirse çalındı.لأن بعض من تلك الأموال ببساطة سرقت بعيداً.
Çünkü bu paranın bir kısmı, basitçe söylemek gerekirse çalındı.石油・鉱業会社の話に戻りましょう
Çünkü, dürüst olmak gerekirse gerçekten iki akorla çalınanan hiçbir şarkı bilmiyorum.Bo, szczerze mówiąc, nie znam żadnych piosenek wykorzystujących tylko dwa akordy.
Çünkü, dürüst olmak gerekirse gerçekten iki akorla çalınanan hiçbir şarkı bilmiyorum.Car, pour être honnête, je ne connais aucune chanson avec seulement 2 accords.
Çünkü, dürüst olmak gerekirse gerçekten iki akorla çalınanan hiçbir şarkı bilmiyorum.Porque, para ser honesto, no conozco ninguna canción con solo dos acordes.
Çünkü, dürüst olmak gerekirse gerçekten iki akorla çalınanan hiçbir şarkı bilmiyorum.Schließlich kenne ich kein Lied, das man mit nur zwei Akkorden spielen kann.
Çünkü, dürüst olmak gerekirse gerçekten iki akorla çalınanan hiçbir şarkı bilmiyorum.Want om eerlijk te zijn, ken ik geen enkel liedje met maar twee akkoorden.
Çünkü, dürüst olmak gerekirse gerçekten iki akorla çalınanan hiçbir şarkı bilmiyorum.Честно говоря, я не знаю песен, состоящих лишь из двух аккордов.
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın.Dijo, "Si hablas sobre esperanza y paz, haz sonar esto.
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın.Disse ela: "Se falares sobre esperança e paz, toca esta sineta".
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın.Elle m'a dit "Si vous parlez d'espoir et de paix, faites sonner ceci.
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın."Ha a reményről és a békéről beszél, rázza ezt meg."
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın.Hän sanoi: "Jos puhut toivosta ja rauhasta, soita tätä.
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın.Hon sa: "När du pratar om hopp och fred, ring i den här klockan.
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın.Hun sagde, "Hvis du taler om håb og fred, så ring med denne.
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın."Když budete mluvit o naději a míru, zacinkejte na něj."
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın.그녀가 말하길 "희망과 평화에 대해 이야기하며 이 종을 울리세요
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın.Mi-a spus: "Dacă vorbiți de speranță și pace, sunați clopoțelul."
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın.Mi ha detto: "Se parli di speranza e pace, fallo suonare".
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın.Powiedziała "Jeśli będziesz mówić o nadziei i pokoju, zadzwoń.
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın.Sie sagte: "Wenn Sie über Hoffnung und Frieden sprechen, läuten Sie sie.
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın.Ze zei: "Als je over hoop en vrede praat, laat dan dit belletje klinken.
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın.Είπε, "Αν μιλάτε για την ελπίδα και την ειρήνη, σημάνετε αυτό".
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın.Вона сказала: "Кожен раз, як ви говорите про надію і мир, подзвоніть в нього".
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın.Она сказала: "Если вы говорите о надежде и мире, позвоните в него.
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın.Тя ми каза: "Ако говориш за надежда и мир, накарай тази камбанка да звъни.
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın.היא אמרה, "אם את מדברת על תקווה ושלום, צלצלי בזה.
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın.قالت، "إذا كنت تتحدث عن الأمل والسلام، إقرع هذا.
Dedi ki, "Eğer umuttan ve barıştan söz ediyorsanız, bunu çalın.これは歴史に残る暴君の一人 ポルポト支配下
Defalarca kez zil çalınmasını takibenAprès de nombreuses présentations de la cloche, suivies de la poudre de viande savoureuse,
Defalarca kez zil çalınmasını takiben종을 친 후에 맛있는 고기를
Defalarca kez zil çalınmasını takibenאחרי הרבה חזרות של הצלצול,
Defalarca kez zil çalınmasını takibenوبعد العديد من العروض من الجرس،
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediAfferra il mio braccio e quello dell'interprete. ci nasconde sotto ad un cespuglio e dice, "Guardate qui".
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediChytil mě za ruku, i tlumočníka usadil nás pod keř a povídá: "Teď sleduj."
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediDia menarik tangan saya dan penerjemah, lalu merunduk di bawah semak dan berkata, "Lihat ini."
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediÉs ő megragadja a karom és a tolmácsét is, elbújtat minket egy bokor alá és mondja, "Ezt figyeljétek."
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediEt il saisit mon bras et celui du traducteur, nous baisse sous un arbuste et dit " Regardez ça. "
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediHij grijpt mij en de tolk bij de arm, duikt met ons onder een bosje en zegt: "Let op."
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediJa hän tarttui minun ja tulkkini käsivarsiin, painoi meidät pensaan alle ja sanoi: "Katsokaa tätä."
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dedi그러자 에두아르도가 제 팔과 통역가 팔을 붙잡으면서 끌어당겨 숙이게 한 뒤 지켜보라고 하더군요.
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediNos agarra del brazo a mi y al traductor, nos agacha bajo un arbusto y dice, "Mirad esto".
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediOch han tar tag i min och tolkens arm, gömmer oss under en buske och säger, "Kolla in det här."
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediȘi ne ia de mână, pe mine și pe traducător, ne pitim sub un tufiș, și ne spune, "Uite."
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediUnd er greift meinen Arm und den des Übersetzers schiebt uns unter einen Busch und sagt "Guckt mal".
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediZłapał mnie i tłumacza za ramię, zanurkował w krzaki i mówi: "Patrzcie".
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediΚαι αρπάζει το χέρι μου, και του διερμηνέα, μας κάνει να σκύψουμε πίσω απο ένα θάμνο και λέει: "Κοιτάξτε".
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediА он хватает меня и переводчика за руку заставляет нас присесть за куст и говорит: "Смотрите".
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediХвана ми ръката и тази на преводача, сбута ни под един храст и каза: "Гледайте това."
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediוהוא אוחז ביד שלי ושל המתרגם, מושך אותנו אל מתחת לשיח ואומר, "תסתכלו על זה".
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dediواذا به يمسك بيدي والمترجم يقول لي وهو يخفينا تحت العشب ويقول شاهد هذا
Derken benim ve çevirmenimin kolunu yakalıdı, ördekler çalının altındayken "Seyret." dedi茂みに引きよせ "見ててごらん" と言うんです 何度も言われたように
‹‹Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır.Anokaa, niin teille annetaan; etsikää, niin te löydätte; kolkuttakaa, niin teille avataan.