çalışma ile cümle
çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom, Mary için çalışmak istiyordu.Tom wanted to work for Mary.
Tom geceleri çalışmaz.Tom doesn't work at night.
Saat 2.30'a kadar çalışmak zorundayım.I have to work until 2:30.
Pazartesi günleri çalışmak zorundayım.I have to work on Mondays.
Tom çalışmak istemiyor.Tom doesn't want to work.
Tom'un çalışması gerekmiyordu.Tom didn't need to study.
Tom çalışmak istemedi.Tom didn't want to work.
Ben çalışmaya gideceğim.I'm going to go to work.
Tom daha fazla çalışmalıdır.Tom should study more.
Tom geç saatlere kadar çalışmak zorunda.Tom has to work late.
Tom çalışmak istiyordu.Tom wanted to work.
Çalışmakla meşguldüm.I was busy working.
Tom'un çalışma odası arka bahçeye bakıyor.Tom's study faces the backyard.
Tom Mary'ye ve bana bunu kendi başımıza yapmaya çalışmamız gerektiğini söyledi.Tom told Mary and me that we should try to do that by ourselves.
Tom'a söylemeye çalışmayı sürdürdüm, ama o dinlemedi.I kept trying to tell Tom that, but he wouldn't listen.
Tom başarılı bir çalışma yaptı.Tom did a bang-up job.
Pazartesi günü asla çalışmayız.We never work on Monday.
Tom, daha fazla çalışmam gerektiğini düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought I should study harder.
Tom, Pazartesi günü çalışmak zorunda olduğunu söyledi.Tom said that he had to work on Monday.
Tom geçen pazartesi onun üzerinde çalışmaya başladı.Tom started working on that last Monday.
Tom Mary ile çalışmak istedi.Tom wanted to study with Mary.
Burada çalışmaya başladığında kaç yaşındaydın?How old were you when you started working here?
Tom için çalışmak istemiyorum.I don't want to work for Tom.
Bu sabah canım çalışmak istemiyor.I don't feel like working this morning.
Tom'la çalışmaktan bıktım, bu yüzden ayrıldım.I got tired of working with Tom, so I quit.
Onu bir daha asla yapmaya çalışmayacağım.I'll try never to do that again.
Tom, Mary ile Fransızca çalışmak istedi.Tom wanted to study French with Mary.
Tom pazartesi neredeyse hiç çalışmaz.Tom almost never works on Monday.
Sanırım daha sıkı çalışmam gerekiyor.I guess I need to study harder.
Pazartesi çalışmama gerek yok.I don't need to work on Monday.
Tom üç yıllık yoğun çalışmanın ardından oldukça akıcı Fransızcaya ulaştı.Tom got fairly fluent in French after about three years of intense study.
Yarın çalışmak istemiyorum.I don't want to work tomorrow.
Yarın çalışmak zorunda değilim.I don't have to work tomorrow.
Pazartesi neredeyse hiç çalışmam.I almost never work on Monday.
Tom, Mary kadar piyano çalışmaz.Tom doesn't practice the piano as much as Mary does.
Dışarıda çalışmak istemiyorum.I don't want to work outside.
Tom asla pazartesi günü çalışmaz.Tom never works on Monday.
Tom ve ben Fransızca çalışmak zorunda mıyız?Do Tom and I have to study French?
Pazartesi çalışmak zorundayım.I have to work on Monday.
Yarın ders çalışmak zorundayım.I have to study tomorrow.
Umarım Tom beni öpmeye çalışmaz.I hope Tom doesn't try to kiss me.
Tom'a daha sıkı çalışmasını söyledim.I told Tom to work harder.
Tom ve ben bu akşam birlikte çalışmayacağız.Tom and I aren't going to study together this evening.
Tom pazartesi günleri geç saatlere kadar çalışmaktan nefret eder.Tom hates to work late on Mondays.
Beni etkilemeye çalışmak zorunda değilsin.You don't have to try to impress me.
Mary faturalarını ödemek için üç vardiya çalışmak zorundaydı.Mary had to work three shifts to pay her bills.
Mary faturalarını ödemek için üç vardiya çalışmak zorunda kaldı.Mary had to work three shifts to pay her bills.
Tom faturalarını ödemek için üç vardiya çalışmak zorunda kaldı.Tom had to work three shifts to pay his bills.
Tom asla beni öpmeye çalışmadı bile.Tom never even tried to kiss me.
Eğer Tom geçen haftasonu çalışmamış olsaydı, balık tutmaya giderdi.If Tom hadn't been working last weekend, he would've gone fishing.
Tom'la daha sıkı çalışmalıydık.Tom and I should've worked harder.
Tom ve ben daha çok çalışmalıydık.Tom and I should've worked harder.
Şikayet etmeyi bırak ve çalışmaya başla.Stop complaining and start working.
Sami kaçmaya çalışmadı.Sami didn't try to escape.
Daha küçük bir şirket için çalışmak istiyorum.I'd like to work for a smaller company.
Sami, Ford için çalışmaktan gerçekten memnundu.Sami really enjoyed working for Ford.
Sami çalışmak için Kahire'ye doğru yola çıktı.Sami headed back to Cairo to work.
Onu bugün yapmaya çalışmayacağım.I'm not going to try to do that today.
Sami'nin uzun çalışma günleri, Leyla'nın stresine katkıda bulundu.Sami's long days at work added to Layla's stress.
Sami'nin çalışmak için motivasyonu yoktu.Sami had no motivation to work.