çalışma ile cümle

çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Fransızca çalışmak istiyorum ama zamanım yok.I'd like to study French, but I don't have the time.
Biraz daha sıkı Fransızca çalışmam gerektiğini anladım.I realized I needed to study French a little harder.
Biraz Fransızca öğrenmeye çalışmalısın.You should try to learn a little French.
Canım bugün Fransızca çalışmak istemiyor.I don't feel like studying French today.
Daha çok Fransızca çalışmalısın.You should study French harder.
Fransızca çalışmaya başladın mı?Have you begun studying French?
Fransızca çalışmak istemiyorum.I don't want to study French.
Fransızca çalışmak zorunda değilim.I don't have to study French.
Belki Fransızca çalışmalıyım.Maybe I should study French.
Fransızca çalışmayı severim.I like to study French.
Uykuluyken ders çalışmak zaman kaybıdır.It's a waste of time to study when you're sleepy.
Bilgisayarım birkaç gün önce çalışmayı durdurdu.My computer stopped working a few days ago.
Onların çalışması gerek.They need to study.
Yarın çalışmaları gerekiyor.They need to work tomorrow.
Tom onun için bir çalışma yaptı.Tom made a run for it.
Çalışmaya ne zaman başlayabilirsin?When could you start working?
Bay Wang Almanca öğrendi çünkü o Almanya'da çalışmak istiyordu.Mr. Wang learned German because he wanted to work in Germany.
Ve neden bu çalışmanın varlığına inanmalıyım?And why should I believe in the existence of this study?
Bugün ders çalışmak istemiyorum.I don't want to study today.
Zaten sen hiç çalışmak istemedin.You have never wanted to study anyway.
Arkadaşım çalışmak için kütüphaneye geldi.My friend came to the library to study.
Frenler çalışmadı.The brakes didn't work.
Bana ne kadar çok ödeyeceğine söz verirse versin Tom için asla çalışmayacağım.I'll never work for Tom no matter how much he promises to pay me.
Tom asla bizim yardımımız olmadan böyle bir şey yapmaya çalışmazdı.Tom would never try to do something like that without our help.
Tom bana sabahleyin çalışmaktan hoşlanmadığını söyledi.Tom told me that he doesn't like to study in the morning.
Motorun neden çalışmadığını çözmeye çalışıyorum.I'm trying to figure out why the engine won't start.
Daha çok Fransızca çalışmadığıma pişman olmaya başlıyorum.I'm beginning to regret not studying French harder.
Keşke bizim için çalışmaya geri gelmeyi düşünsen.I wish you'd consider coming back to work for us.
Çalışmaya çalışıyorum. Lütfen sessiz olur musun?I'm trying to study. Could you please be quiet?
Tom'la Fransızca çalışmaktan hoşlanacağından eminim.I'm sure you'll enjoy studying French with Tom.
Tom'un bu gece geç vakte kadar çalışmak zorunda kalmayacağına eminim.I'm sure Tom won't have to work late tonight.
Gelecek hafta burada çalışmaya başlamam bekleniyor.I'm supposed to start working here next week.
Tom'u ikna etmeye çalışmak zaman kaybıdır.It's a waste of time to try to convince Tom.
Tom'u yardım etmesi için ikna etmeye çalışmam gerekiyor.I'm supposed to try to persuade Tom to help.
Tom'un geç saatlere kadar çalışmaya istekli olmayacağından eminim.I'm sure Tom won't be willing to work late.
Bizim için çalışmayı düşüneceğini umuyordum.I was hoping you'd consider working for us.
Benim için çalışmakla ilgilenir misin?Would you be interested in working for me?
Artık burada çalışmak zorunda olmayacaksın.You won't have to work here any longer.
Bu makinenin hâlâ çalışmasına şaşırdım.I'm surprised this machine still works.
Tom ve Mary aynı spor salonunda çalışma yapıyor.Tom and Mary work out at the same gym.
Şu anda çalışmam gerekiyor.I'm supposed to be working right now.
Seninle çalışmak için görevlendirildim.I've been assigned to work with you.
Seninle çalışmaktan çok heyecan duydum.I'm thrilled to be working with you.
Tom Boston'da çalışmak istemedi.Tom didn't want to work in Boston.
Belki de Tom'a yardım etmeye çalışmamalıyım.Maybe I shouldn't try to help Tom.
Ben Tom'un çalışmasından etkilenmem.I'm not impressed with Tom's work.
Tom kütüphaneye ders çalışmaya gitti.Tom went to the library to study.
Ben olsam çok fazla anlam çıkarmaya çalışmazdım.I wouldn't read too much into it.
Biz çok çalışmak zorunda kalmayacağız.We won't have to work very hard.
Ben hâlâ birlikte çalışmak istiyorum.I'd still like to work together.
Keşke yardım etmeye çalışmasaydın.I wish you hadn't tried to help.
Geç saatlere kadar çalışmak zorunda kalacağım.I'm going to have to work late.
Tom çalışmak için odasına gitti.Tom went to his room to study.
Tom'un geç saatlere kadar çalışmak zorunda olduğundan eminim.I'm sure Tom had to work late.
Onu daha fazla çalışmak zorunda kalacağım.I'll have to study it further.
Ben onun çalışıp çalışmadığını göreceğim.I'm going to see if it works.
Ben tüm gece çalışmada ayakta olacağım.I'll be up all night working.
Bugün çalışmayacağım.I'm not going to work today.
Tom'u ikna etmeye çalışmayacağım.I won't try to persuade Tom.
Tom'un çalışmak için zamanı yoktu.Tom had no time to study.

İlgili Sayfalar