çalışma ile cümle
çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom ve Mary çok çalışma ile para kazandı.Tom and Mary made money through hard work.
O çok çalışma ile zengin oldu.He became rich through hard work.
O bir İngilizce öğretmeni olarak çalışmak için Meksika'ya gitti.He went to Mexico to work as a teacher of English.
Ben sadece onun çalışmaları için Tom'u tebrik etmek istiyorum.I would just like to congratulate Tom for his work.
Ayrıca uluslararası şirketlerde full-time çalışma deneyimi de var.He also has experience working fulltime for international companies.
Sadece çalışmanız için hepinize teşekkür etmek istiyorum.I would just like to thank all of you for your work.
Seyahat etmeye yeterli para kazanmakm için bir yıl çalışmam gerekiyor.I need to work for a year in order to have enough money to travel.
Tom dışarıda çalışmadan önce hafif bir öğle yemeği yedi.Tom ate a light lunch before working out.
Tom çalışmayı bitirdiğinde bir şey yemek isteyebilir.Tom might want to eat something when he finishes working out.
Tom'u senin için çalışmaya ikna etmeyi nasıl başardın?How did you manage to talk Tom into working for you?
Kar yüzünden tren çalışmadı.Because of the snow, the train didn't run.
Bu gece çalışmak zorunda mısın?Do you have to work tonight?
Tom'un orada çalışıp çalışmadığını bilmiyorum.I don't know if Tom works there or not.
Tom'la çalışmayı seviyorum.I like working with Tom.
Seninle çalışmayı seviyorum.I like working with you.
Ben akşam sekizden sonra asla yemek yemeye çalışmam.I try to never eat after 8:00 p.m.
Beni durdurmaya çalışma.Don't try to stop me.
Konuşmaya çalışma. Enerjini sakla.Don't try to talk. Save your energy.
Konuyu değiştirmeye çalışma.Don't try to change the subject.
Tom bahçenin içinde çalışmaktan memnundu.Tom was happy working in the garden.
Tom neden artık burada çalışmadığını bilmek istiyor.Tom wants to know why you're not working here anymore.
Tom randevumuzu iptal etti. Geç saatlere kadar çalışması gerektiğini söyledi.Tom canceled our date. He said he had to work late.
Gerçekten o şirkette çalışmak istiyor musun?Do you really want to work at that company?
Gerçekten eski bir mahkûm için çalışmak ister misin?Do you really want to work for an ex-convict?
Gerçekten Boston'da çalışmak ister misin?Do you really want to work in Boston?
Tom'un arabası çalışmaz.Tom's car won't start.
Bu yazılımın nasıl çalıştığını anlamaya çalışmak sıkıcı.Trying to figure out how this software works is a pain in the neck.
Neden Tom için çalışmayı bıraktın?Why did you quit working for Tom?
Bu onun çalışma şekli mi?Is this how it works?
Geç saatlere kadar çalışmak istemedim ama patron bana çalışmak zorunda olduğumu söyledi.I didn't want to work late, but the boss told me that I had to.
Dün gece yine geç vakte kadar çalışmak zorunda kaldığını görüyorum.I see you had to work late again last night.
Tom'u yakalamaya çalışmalıyım.I should try to catch up with Tom.
Tüm akşamı anahtarlarımı bulmaya çalışmakla geçirdim.I spent the whole evening trying to find my keys.
Bence Tom'a sıkı çalışması gerektiğini söylemeliyiz.I think we should tell Tom that he needs to work harder.
Sanırım Tom'un arabasını satın almaya çalışmalıyız.I think we should try to buy Tom's car.
Rezervasyon yaptırmaya çalışmamız gerektiğini düşünüyorum.I think we should try to get a reservation.
Onunla çalışmam.I won't work with him.
Mümkün olduğunca uzun bir süre senin için çalışmak isterim.I'd like to work for you as long as possible.
Tom'a benimle çalışması için bir şans verdim.I gave Tom a chance to work with me.
Makinenin neden düzgün çalışmadığını bulmak zorundayız.We have to figure out why the machine isn't working properly.
Bu makinenin su altında çalışması için bir yol bulmalıyız.We have to figure out a way to get this machine to work under water.
Seninle çalışmaya can atıyorum.I'm looking forward to working with you.
Tom'un çalışmak zorunda olması ve bizimle kampa gelememesi bir utanç.It's a shame Tom had to work and couldn't go camping with us.
Tom'u bizim için çalışmaya ikna edebilmemizin bir yolu olmalı.There must be a way we can convince Tom to work for us.
Onunla geçinmek zor olduğu için insanlar Tom'la çalışmayı sevmiyor.People don't like working with Tom because he's hard to get along with.
Hiç kimse Tom'a yardım etmeye çalışmadı.Nobody tried to help Tom.
O tek başına çalışmak zorunda.He has to work on his own.
Öğrenciler asla sınavlara kadar gerçekten ciddi bir çalışma yapmazlar.Students never really study seriously until just before the exams.
İki şeyi aynı anda yapmaya çalışma!Don't try to do two things at the same time.
Çalışmaktan bıktım.I am so sick of working.
Biz birlikte çalışmak zorunda kalacağız.We're going to have to work together.
Ben Tom'un çalıştığı aynı Fransızca öğretmeniyle çalışmak istiyorum.I want to study with the same French teacher that Tom is studying with.
Beni neşelendirmeye çalışmanı takdir ediyorum.I appreciate you trying to cheer me up.
Tom'la çalışmak istiyorum.I'd like to work with Tom.
Şirketimiz için çalışmaya gelme ihtimalini tartışmak isterim.I'd like to discuss the possibility of you coming to work for our company.
Tom'un çalışmak isteyeceğini düşünmüştüm.I thought Tom would want the work.
Tom'u ikna etmeye çalışmanın faydası yok.It's no use trying to convince Tom.
Gözümü korkutmaya çalışmanın faydası yok.It's no use trying to intimidate me.
Beni korkutmaya çalışmanın faydası yok.It's no use trying to intimidate me.
Gazetecilerden sır saklamaya çalışmanın faydası yok.It's no use trying to keep secrets from journalists.