Ana içeriğe geç
Sözlük

çalışacaklar ile cümle

çalışacaklar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Tom ve Mary birlikte çalışacaklar.Tom and Mary are going to work together.
Sana hile yapmaya çalışacaklar.They'll try to manipulate you.
EAE-ANV, mümkün olan en kısa sürede yasal bir seçim için çalışacaklarını açıkladı.The EU NAVFOR seeks, where possible, a legal finish.
Ekim 2008'de Apple Mini-DVI yerine Mini-DisplayPort için çalışacaklarını belirtti.In October 2008, Apple announced the company was phasing Mini-DVI out in favor of Mini DisplayPort.
Onu bu evliliği yapmaya zorlamaya çalışacaklarını bildirir.She tries to tell him that they should get married.
Şimdi her ikisi hayatını yoluna koymaya çalışacaklardır.They both still struggle to make something of their lives.
Ama tekrar birleştikten sonra nasıl çalışacaklarını bilmediğini ekledi.But he can't work out how to unify them again.
Göçmen güvercin ve bant kuyruklu güvercin genomları üzerine çalışacaklar.They're going to work on the genomes of the passenger pigeon and the band-tailed pigeon.
Bu durumda piyasaya çıkıp daha fazla para toplamaya çalışacaklardır.But then they'll go to the market and they'll try to raise more money.
"Bu fabrikada siyahlarla beyazlar aynı yerde mi çalışacaklar?""Is this plant integrated or what?"
Her zaman böyle olmuştur. Gemilerdeki insanlar doğayla nasıl çalışacaklarını anlarlar.It's always been that way: people on board ships understanding how to work with nature.
Onların sizi öldürmeye çalışacaklarını biliyordum.I knew they were up to no good
FER, kötü yönetimin ve umutsuzluğun daha da derinleşmesini engellemek için çalışacaklarını söylüyor.FER says it will work to avoid deeper mismanagement and despair.
Yetkililer, AK'nin öne sürdüğü tüm eleştiriler üzerinde çalışacaklarını belirtti.Authorities announced they will work on all objections issued by the EC.
Her iki aday da Makedonya'nın AB ve NATO'ya katılımı için çalışacaklarına söz verdi.Both candidates have pledged to work for Macedonia's integration into the EU and NATO.
Sırbistan ve Güney Kore genişbandı geliştirmek için birlikte çalışacaklar.Serbia and South Korea will work together to develop broadband.
Sırbistan, Fransa, Yunanistan, İsveç ve İngiltere'den uzmanlar proje üzerinde çalışacaklar.Experts from Serbia, France, Greece, Sweden and the United Kingdom will work on it.
Başbakan, "Amerikalı ve Makedon harita çiziciler teknik konular üzerinde çalışacaklar," dedi."American and Macedonian mapmakers will work on the technicalities," he said.
Dünyadaki en kritik bölgede küresel barışın korunmasına yardımcı olmak için çalışacaklar", dedi."They are going to help keep global peace at the most critical place on the planet."
Türkiye ve Bulgaristan ikili ilişkileri ilerletmeye çalışacaklarTurkey, Bulgaria seek to enhance bilateral ties
YZ'nin de ulaşmaya çalışacakları kendi hedefleri olacak.The AI will have their own objectives, which they will try to reach as well.
Su her zaman sızdırdığı için, sonsuza dek küveti doldurmaya çalışacaklardı.Because the water was always leaking, they would forever try to fill the tub.
Birlikte, çelişkili sonuçlarını uzlaştırmaya çalışacaklardı.Together they would try to reconcile their conflicting conclusions.
Onu bu evliliği yapmaya zorlamaya çalışacaklarını bildirir.Er sagt dieser zu, sie heiraten zu wollen.
Şimdi her ikisi hayatını yoluna koymaya çalışacaklardır.Les deux hommes y laisseront leur vie.
Bu iki tür burada birbirlerinden intikamlarını almaya çalışacaklardır.Tous les deux cherchent à se venger.
Onu bu evliliği yapmaya zorlamaya çalışacaklarını bildirir.Celui-ci veut la forcer à l'épouser.
Şimdi her ikisi hayatını yoluna koymaya çalışacaklardır.Ambos intentan salvarle la vida.
EAE-ANV, mümkün olan en kısa sürede yasal bir seçim için çalışacaklarını açıkladı.La EU NAVFOR busca, en la medida de lo posible, un final legal.
Bu iki tür burada birbirlerinden intikamlarını almaya çalışacaklardır.Le due arrivano perfino ad attentare reciprocamente alle proprie vite.
Bunların çalışacakları alternatif hatlar açıldı ve servise girdiler.و إن نماذج هذا التدريب تم تطوريها و تعديلها للمؤسسات لكي يعملوا علي عرضها.
Şimdi her ikisi hayatını yoluna koymaya çalışacaklardır.Agora as famílias de ambos terão de lidar com a situação.
Şimdi her ikisi hayatını yoluna koymaya çalışacaklardır.Samen proberen ze het leven weer op te pakken.
Şimdi her ikisi hayatını yoluna koymaya çalışacaklardır.Båda kommer undan med livet i behåll.
Şimdi her ikisi hayatını yoluna koymaya çalışacaklardır.Stále se snaží zjistit, zda oba ještě žijí.
Bu iki tür burada birbirlerinden intikamlarını almaya çalışacaklardır.Dnes přichází, aby se oběma pomstil.
Ekim 2008'de Apple Mini-DVI yerine Mini-DisplayPort için çalışacaklarını belirtti.Vuoden 2008 lokakuussa Apple tiedotti siirtyvänsä Mini-DVI:n käytöstä Mini DisplayPortiin.lähde?
Grup prodüktör olarak 1992 yılında emekli olana kadar birlikte çalışacakları Martin Birch ile anlaşmıştı.また1992年までプロデューサーとして関わることになるマーティン・バーチが参加するのもこの作品からである。
Bu iki tür burada birbirlerinden intikamlarını almaya çalışacaklardır.这两个肢体部分企图互相撕扯。
Onu bu evliliği yapmaya zorlamaya çalışacaklarını bildirir.그녀는 이 일이 파혼하게 될 것임을 예고한 일이었다고 회상했다.
Birbirlerini, ellerindeki değişkenler hakkında düşündüklerine ikna etmeye çalışacaklar.Então phi1 irá aqui. Phi 2 vai ali. Phi 3 vai lá e phi 4 vai lá.
Bu durumda piyasaya çıkıp daha fazla para toplamaya çalışacaklardır.A potom půjdou na trh a budou se snažit získat peníze.
Bu durumda piyasaya çıkıp daha fazla para toplamaya çalışacaklardır.En dan gaan ze naar de markt en proberen ze meer geld in te zamelen.
Bu durumda piyasaya çıkıp daha fazla para toplamaya çalışacaklardır.لكن سيذهبون إلى السوق ويحاولون تجميع المزيد من الأموال.
Bu durumda piyasaya çıkıp daha fazla para toplamaya çalışacaklardır.試みます。 それを少し説明してみましょう。
"Bu fabrikada siyahlarla beyazlar aynı yerde mi çalışacaklar?""C'est une usine mixte, ou quoi ?"
"Bu fabrikada siyahlarla beyazlar aynı yerde mi çalışacaklar?""Có phải nhà máy này được tích hợp hay như thế nào?"
"Bu fabrikada siyahlarla beyazlar aynı yerde mi çalışacaklar?""Esta fábrica é mista, ou quê?"
"Bu fabrikada siyahlarla beyazlar aynı yerde mi çalışacaklar?""¿Esta fábrica es integrada, o qué?"
"Bu fabrikada siyahlarla beyazlar aynı yerde mi çalışacaklar?""Ez a gyár nincs elkülönítve, vagy mi?"
"Bu fabrikada siyahlarla beyazlar aynı yerde mi çalışacaklar?""În fabrica asta vom lucra la comun, sau cum?"
"Bu fabrikada siyahlarla beyazlar aynı yerde mi çalışacaklar?""Ist diese Anlage gemischt, oder was?"
"Bu fabrikada siyahlarla beyazlar aynı yerde mi çalışacaklar?""뭐에요, 이 공장은 인종 차별을 없앨 요량입니까?"
"Bu fabrikada siyahlarla beyazlar aynı yerde mi çalışacaklar?""Questo stabilimento è misto?"
"Bu fabrikada siyahlarla beyazlar aynı yerde mi çalışacaklar?""Ten zakład jest połączony w jedną całość, czy co?"
"Bu fabrikada siyahlarla beyazlar aynı yerde mi çalışacaklar?""Toto je integrovaná továreň alebo čo?"
"Bu fabrikada siyahlarla beyazlar aynı yerde mi çalışacaklar?""Zal deze fabriek geïntegreerd zijn dan?"
"Bu fabrikada siyahlarla beyazlar aynı yerde mi çalışacaklar?""Τελικά, σε αυτό το εργοστάσιο δεν υπάρχουν διακρίσεις;"
"Bu fabrikada siyahlarla beyazlar aynı yerde mi çalışacaklar?""Тази фабрика интегрирана ли е или не?"
"Bu fabrikada siyahlarla beyazlar aynı yerde mi çalışacaklar?""Эта фабрика сегрегированна или как?"
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod