Sana çakmak için iyi bir düşüncem var,zira çok kaba davrandın.I have a good mind to strike you for being so rude.
Bana bir çakmak verir misin?Will you give me a light?
O, bir çakmakla oynuyordu.He was playing with a lighter.
Adam bir çakmakla bir sigara yaktı.The man lit a cigarette with a lighter.
Bu resmi çakmakla yak.Burn this picture with a lighter.
Yüzyıllar önce, insanlar çakmaktaşı ve çelik kullanılarak ateş yakmaya başladı.Centuries ago, people started fires using flint and steel.
Bir sigara bir de çakmak otlanabilir miyim?Could I bum a cigarette and a light?
Tom cebinden bir çakmak çıkarttı.Tom pulled a cigarette lighter from his pocket.
Peyzaj çakmak taşı kadar soğuk ve keskin.The landscape was cold and sharp as flint.
Günümüzde çakmak daha çok sigara yakımında kullanılmaktadır.This system remains in wide use in cigarette lighters today.
Böylece höyükteki işliklerin çakmak taşı kaynağı yönünden bir güçlüğü olmadığı ortadadır.In a transformer the no load loss is dominated by the core loss.
Püfür sıradan bir çakmak gibi görünen Dumbledore'un icat ettiği alettir.A Deluminator is a device invented by Albus Dumbledore that resembles a cigarette lighter.
Çakmak Taşı ve Çelik ateş yakmak için kullanılır.As such, they are represented by steel and fire.
Bu tabakalarda çok sayıda çakmak taşı, fakat az sayıda obsidiyen malzeme bulunmuştur.Many of the stones have elaborate low relief, but some stone are simple obelisks.
Ve biri bana dedi ki: 'Ben ona çakmak yakacağım, ondan sonra sen onu fırlatacaksın.'So they said 'Well, fire your colours of the day, and we'll put on'.
Hafta sonları çakmaktaşı satarak aile bütçesine katkı sağladı.This enabled him to contribute three marks each week to the family housekeeping budget.
Çakmaklı olanlarına “Tekir” adı verilir.They have firearms technologies called Gears.
Aske'nin ilk 1000 kopyası, üstünde albüm kapağı bulunan bir çakmakla beraber verildi.The first 1000 copies of Aske were packaged with a lighter bearing the same image.
Bazen ateşi, bazen de ateşi yakmaya yarayacak olan çakmak taşlarını getirdiği söylenir.When they work sometimes there will be fire flakes spilled into them, which causes a fire.
Çakmak taşı cam merceğinin arkası düzdür.The lantern above has stained glass lights.
Erişim tarihi: 16 Eylül 2018. Eryılmaz, Sinem; Çakmak, Hüseyin (16 Eylül 2018).Eryılmaz, Sinem; Çakmak, Hüseyin (16 September 2018).
"Herhangi bir mücadele varsa," Ses "Ben senin başında çakmak atmak olacaktır" dedi."If you struggle any more," said the Voice, "I shall throw the flint at your head."
Ben bitirdim. "Üçüncü çakmaktaşı düştü.I'm done." The third flint fell.
İşte kadın gelir: - O, bu yüzden serseri sonsuz çakmaktaşı yıpranacaktır bir ayak ışık:Here comes the lady:--O, so light a foot Will ne'er wear out the everlasting flint:
İnsanlar devamlı çakmaklarını kaybeder.People Iose Iighters all the time.
Kesinlikle aynı çakmaktı.It was definitely the same Iighter.
Bir şarap barı için ne kadar adi bir çakmak.What a cheap Iooking Iighter for a wine bar.
Çakmaktan daha iyi değiliz.We're no better than the Iighter.
Eğer istersen, cebimde çakmak var.I have a lighter in my pocket if you need one.
Ateş yakma işini biz hallediyoruz ve çakmak bizde kalıyor.If we take care of the fire, we keep the lighter.
Hayır, çakmak bende kalacak ve ateşe ihtiyacın olduğunda benden alacaksınız.I keep the lighter, and whenever you need it you come to me.
- Sadece bir çakmak.- It's just a lighter.
Madenci elini çakmak taşına uzatır, Dağları kökünden altüst eder.He puts forth his hand on the flinty rock, and he overturns the mountains by the roots.
Görmez misiniz çakmakla çakıp yaktığınız ateşi?Consider the fire that you strike (and get by friction).
Görkem Çetin, Zerrin ÇakmakkayaEMAIL OF TRANSLATORSYour names
Bir havuz topu, çakmak gazı, şeker ve madeni paraları yuttu.He swallowed a pool ball, lighter gas, sugar and coins.
11 tanesi obsidiyen, 2 tanesi çakmaktaşıdır.11 of them are obsidian and 2 are flint.
Bunların arasında 780 obsidiyen, 93 çakmak taşı ve 1 tüf alet vardı.Among them there were 780 obsidians, 93 flints, and 1 tuff tools.
Bu yüzden göğsünde çakmak taşı ve çelikle neredeyse ölünceye kadar bir ateş yaktı.So he kindled a fire with flint and steel on his chest until he was nearly dead.
Çakmaktaşı ekilen asmalar en güçlü ve en uzun ömürlü şarapları üretme eğilimindedir.[1]Vines planted in flint tend to produce the most vigorous and longest lasting wines.[1]
Mustafa Avcioğlu-Çakmak (d. 19 Aralık 1909 – ö. 30 Kasım 2009) Türk güreşçi .Mustafa Avcioğlu-Çakmak (19 December 1909 – 30 November 2009) was a Turkish wrestler.
Greko-İtalyan Savaşı 4 Ağustos Rejimi Çakmak HattıGreco-Italian War 4th of August Regime
Bu tazminat, tütün, çakmaktaşı, bıçak, balta ve diğer faydalı araçları içeriyordu.This compensation included tobacco, flints, knives, axes, and other useful tools.
Halihazırda bilinen çakmaktaşı camların kırılma indeksleri 1.45 ile 2.00 arasında değişmektedir.The currently known flint glasses have refractive indices ranging between 1.45 and 2.00.
R1=R2 ile eşkonveks bir taç ve R3~R2 ve R4>>R3 ile bir çakmaktaşı kullanır.Uses an equiconvex crown with R1=R2, and a flint with R3~R2 and R4>>R3.
Fevzi Çakmak'ın yaptırdığı inceleme sonucunda Atilhan serbest bırakıldı.Nach einer Untersuchung von Fevzi Çakmak wurde Atilhan freigelassen.
Yerelnet Mahallenin ileri gelenlerinden (Vehbi Çakmak)Stadt Herrieden (Hrsg.): Herrieden.
MHP'nin Köşk Adayı Çakmakoğlu.Die Böden um Mkushi sind sauer.
Aske'nin ilk 1000 kopyası, üstünde albüm kapağı bulunan bir çakmakla beraber verildi.Den ersten 1000 Kopien von Aske lag ein Feuerzeug, das mit dem Motiv des Covers bedruckt war, bei.
Burada yapılan araştırmalarda çakmak taşından yapılmış çeşitli araçlar da bulunmuştur.Es gab verschiedene Versuchsausführungen am selben Fahrzeug.
Çakmaktaşlar Kaldırımtaşı Sokak no. 323 Taşyatağı'nda yaşarlar.Ils sont installés Calle Consejo de Ciento, 338.
Yontmataş buluntuları obsidiyen ve çakmaktaşından kesiciler ve kazıyıcı aletlerdir.Les Arabes: descendants des Sahari, des Châamba et des Athbedj.
Abdal ırmağı ve çakmak barajı, amatör balıkçılık için elverişlidir.Ayrıca fındık üretimi yapılmaktadır.L'épaule et le sein droit érotiquement dénudés évoquent la fécondité nourricière mais aussi les Amazones.
Bunların hemen hemen hepsi çakmaktaşından yapılma aletlerdir.Quasiment tous les morceaux sont instrumentaux.
Arkebüz çakmak mekanizmasıyla ateşlenir.Chopper: Arroja el fuego de sus propulsores.
1963'te Çanakkale'de kaçak kahve ve çakmakla yakalandı.En 1960 fue apresada por atentado con bomba un café en Algiers.
Çakmaktaşı madeni hâlâ işletilmektedir.La mina de lignita todavía está en explotación.
Cigarette Lighter / Welder Bir çakmak ve/veya kaynak aleti.Encendedor, lámpara y/o linterna.
Çakmak: Koz atmak.Arma: Ahorcamiento.
Yontmataş buluntuları obsidiyen ve çakmaktaşından kesiciler ve kazıyıcı aletlerdir.Entre los pazos destacan los de A Retirosa y O Xistro.