çakıl ile cümle

çakıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bölgenin toprağı çoğunlukla kalker, çakıllı, balçık ve yoğun çatlakkilden oluşur.The soil of the region is composed mainly of limestone, gravelly loam and dense cracking clay.
Burada bulunan toprak çakıllı killi balçıktan kalkerli tebeşirlere kadar değişir.The soil found here varies from pebbly clay loam to calcareous chalks.
İri çakıl lobları olan elek birikintileri, proksimal fan üzerinde mevcut olabilir.Sieve deposits, which are lobes of coarse gravel, may be present on the proximal fan.
Çakıl ve kil de dahil olmak üzere çok çeşitli toprak koşullarına toleranslıdır.It is tolerant of a wide range of soil conditions, including gravel and clay.
Ureki'de plajlar çakıl değil kumla kaplıdır. Bu açıdan Karadeniz'e kıyısı olan çoğu plajdan ayrılır.Unlike many areas on the Black Sea, in Ureki beaches are sandy, rather than covered in pebbles.
Baraj kanyonun girişinde yer almaktadır ve konglomera, çakıl ve kumdan yapılmıştır.The dam stands at the entrance to this canyon and is made from local conglomerate, gravel and sand.
Geri kalan kısım çoğunlukla çakıltaşıdır ve sadece küçük siltli çamurtaşı içerir .The remainder is mostly conglomerate with only minor silty mudstone.
Çakıl bahçeleri veya Alpleri andıran süs bahçelerinde yetiştirilebilir.[1] GaleriIt is a suitable subject for a gravel garden or alpine garden.[1]
Batıdaki Sevier orojenezi, çakıl ve diğer tortuları Morrison Formasyonu'na döker.The Sevier orogeny to the west shed gravel and other sediments into the Morrison Formation.
Kısa bir sürüşten sonra Wilder, Dodge'u vurdu ve cesedini bir çakıl çukuruna attı.After a short drive, Wilder shot Dodge and dumped her body in a gravel pit.
Küçük gezegenimsiler gazın göreli hızıyla yakınlarında sürüklenen çakıl taşlarını biriktirirler.Small planetesimals accrete pebbles that are drifting past them at the relative velocity of the gas.
Bu çakıllar yüksek sıcaklıklarda çalışabilen reaktörde erimezler.These pebbles do not melt in the reactor, which can run at higher temperatures.
Kullanılan çakıllar reaktörün altından çıkarken üstte taze çakıllar onların yerini alır.Spent pebbles exit the bottom of the reactor while fresh pebbles replace them at the top.
600 metreden yere çakıldı.Er krachte aus 600 Metern Höhe auf den Boden.
Bu proje sürecinde 14.315 adet fore kazık çakıldı.Im gleichen Zeitraum wurden aber 15.315 Mark Zubuße bezahlt.
Göbeklerine birer ağaç kazık çakıldı ve yürekleri bir kazan kaynar su ile haşlandı.Ein Stoß warf ihn wieder auf den Boden, und dort zertrat ihm ein Huf die rechte Hand.
Kum ve çakıl.Sand und Schaum.
Taban, çakıl taşları ya da yumruk büyüklüğünde taşlarla döşelidir.Gleichzeitig haben die steinernen Tränen oder die Perlen eine große Härte an sich.
Uçak, Walak Dağı'na çakılmıştır.Das Frachtflugzeug kollidierte mit einem Hügel.
İsviçre çakıları ordu dışında da geniş olarak kullanılır.Beim Schweizer Militär ist allgemeines Duzen ebenfalls verbreitet bis üblich.
Antik kent (Çakılköy) izlerine rastlanmıştır.Ein Siegel der (ehemaligen) Gemeinde wurde aber geführt.
Yapılar arasında çakıl döşeli sokaklar ortaya çıkarılmıştır.Zwischen den Gebäuden verliefen gepflasterte Straßen.
17 Ocak 1941 tarihinde bir Alman Heinkel He 111 bombardıman uçağı adaya çakılmıştır.Le 17 janvier 1941, un bombardier allemand Heinkel He 111 s'est écrasé sur l'île.
Hunt'a bağlı bir takım tahkim edilmiş mevziler arasında tüm gün boyunca savunmasız çakılıp kalmıştı.Un des pelotons de Hunt fut stoppé durant une journée entière.
Düz sahiller kum ve çakıl gibi gevşek malzemelerden oluşmaktadır.Les surfaces arrachées sont recouverts d'arbustes nains comme les Éricacées.
Mühendisin zemine çakılan gemisi Vickers'i ezer.Le vaisseau des Ingénieurs s'écrase alors au sol, tuant Vickers.
Quimby, 3 ay sonra yaptığı gösteri sırasında uçağın yere çakılmasıyla öldü.Smithson mourut dans un accident d'avion trois ans après avoir terminé la jetée.
"Bir avuç "çakıltaşı"..."Des manchettes, un secret... »...
Kum ve çakıl.Encre et sable.
Ancak Komarov'un ölümü, aracının yere çakılması sonucu olduğundan Dünya'da gerçekleşmişti.Komarov est mort à la suite de l'écrasement de sa capsule avec le sol.
Toplam olarak 2080 tane kazık çakıldı.808 exemples ont été construits.
Bu evren modeline göre, yıldızlar kristal bir kürenin iç yüzüne çakılmış gibi durağandı.Usando este enfoque, las muestras se presionan contra la cara de un solo cristal.
Köye çakıl yol, 2007 de gelmiştir."He venido a ver las nubes", 2007.
Uçak, Walak Dağı'na çakılmıştır.Vengo de un avión que cayó en las montañas.
Ve akabinde uçuş yapan o uçak dönüş esnasında yere çakıldı.Iba solo en el avión cuando se estrelló.
Orta Asya ve Himalayalar'ın yüksek platolarının çakıllı sahil kıyılarında yaşar.Vive en las riberas de guijarros de las mesetas altas de Asia Central y el Himalaya.
Hunt'a bağlı bir takım tahkim edilmiş mevziler arasında tüm gün boyunca savunmasız çakılıp kalmıştı.Uno de los pelotones de Hunt estuvo inmovilizado casi un día entero en una posición vulnerable.
Çakılköy, Balıkesir ilinin Bandırma ilçesine bağlı bir mahalledir.Como se ha mencionado anteriormente el pez solo está flotando en equilibrio a cierta profundidad.
Bu yalıtaşları ince kum küçük çakıl boyutunda malzeme içerir.En uno de ellos sobresalen los restos de un torreón macizo de pequeñas dimensiones.
‘Bir örgüte geldim çakıldım.’Pensé que me iban a tirar en un zanjón».
Tetrax'ın gemisi Azmuth'un kaldığı gezegene çakılır.La nave di Tetrax arriva così sul pianeta natale di Azmuth.
MESSENGER Uzay Sondası 30 Nisan 2015'te Merkür'ün yüzeyine çakıldı.La missione è terminata il 30 aprile 2015 con schianto della sonda con la superficie di Mercurio.
Üçüncü bir uçak Washington, DC'deki Pentagon binasına çakılmıştır.Il terzo aereo di linea venne dirottato contro il Pentagono.
Demirel "çatı çakılmıştır" dedi.È soprannomiato El Ropero, ossia "L'armadio".
Vasquez ve ekibinin bulunduğu helikopter de bombanın etkisiyle yere çakılır.Il Proteus ed il suo equipaggio subiscono le conseguenze di questo improvviso rumore.
Helikopter otelin çatısına çakılır.I tedeschi sistemarono la radio sul tetto dell'albergo.
Quimby, 3 ay sonra yaptığı gösteri sırasında uçağın yere çakılmasıyla öldü.Presto Cody abbandonò lo spettacolo, morendo entro un anno.
Yere koz düşmeden (çakılmadan) koz çekilmez.Ни пяди земли (не уступить).
Çakıllı düzlük araziler ve kayalıklardan oluşmaktadır.Населяет предгорья и горные склоны.
‘Bir örgüte geldim çakıldım.’Я просыпался как встёпанный.".
Eski adı Halevik olarak geçer sonradan resmî isim olarak Çakılkaya olmuştur.С течением времени новое название стало более узнаваемым, чем официальное.
Tetrax'ın gemisi Azmuth'un kaldığı gezegene çakılır.Корабль Тетракса падает на планету Азимуса и взрывается .
Taşıyabileceği iri ve ince malzemeleri (süprüntü-kum, kil silt, çakıl) dağdan aşağı taşır.قوڭۇر تاغ, Қоңур Тағ — «коричневая гора», кит. упр.
MESSENGER Uzay Sondası 30 Nisan 2015'te Merkür'ün yüzeyine çakıldı.Космический аппарат «Мессенджер» завершил работу и был разбит о поверхность Меркурия (30 апреля 2015).
İri çakıllardan oluşanlara çakıl taşı (konglomera) denir.Узел, не имеющий предков (самый верхний), называется корневым узлом.
Günümüze sadece direk çukurları ve çakıl döşeli tabanlar kalmıştır.До наших дней сохранились подлинные стенные и потолочные орнаменты.
Ve akabinde uçuş yapan o uçak dönüş esnasında yere çakıldı.Самолет, на котором он летел, врезался в землю.
1903'te yaptığı her iki denemede de hava taşıtları kalktıktan çok kısa bir süre sonra suya çakıldılar.Два запуска в конце 1903 закончились падением «Аэродрома» в воду сразу после запуска.
Yere koz düşmeden (çakılmadan) koz çekilmez.فلا يجدون في الأرض موضع شبر إلا ملأه زهمهم ونتنهم.
‘Bir örgüte geldim çakıldım.’وَمَا فِي الْجَنّةِ أَعْزَبُ؟".

İlgili Sayfalar