çakı ile cümle
çakı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Ve, gördüğünüz gibi, bu dönem benim çocukluğumla çakıştı.И, разбирате ли, тази ера съвпадна със собственото ми детство.
Ve, gördüğünüz gibi, bu dönem benim çocukluğumla çakıştı.ואתם מבינים. התקופה הזו חפפה לילדות שלי.
Ve, gördüğünüz gibi, bu dönem benim çocukluğumla çakıştı.و كما ترون، تزامنت هذه الفترة مع فترة طفولتي
Ve, gördüğünüz gibi, bu dönem benim çocukluğumla çakıştı.私の幼少期でした 私はシアトルの豆腐屋で育ちました
Ve metaforik gerçek, anlamsal yanlışı tespit etme yeteneğimizle çakışır.A metaforická pravda se střetává s naší schopností to rozeznat jako doslovně nepravdivé.
Ve metaforik gerçek, anlamsal yanlışı tespit etme yeteneğimizle çakışır.A metaforyczna prawda zakłóca naszą zdolnosć do uznania go jako dosłownie fałszywego.
Ve metaforik gerçek, anlamsal yanlışı tespit etme yeteneğimizle çakışır.Dan kebenaran metafora mempengaruhi kemampuan kita untuk menilainya sebagai salah secara harfiah.
Ve metaforik gerçek, anlamsal yanlışı tespit etme yeteneğimizle çakışır.De metaforische juistheid interfereert met onze bekwaamheid om de zin als letterlijk fout te herkennen.
Ve metaforik gerçek, anlamsal yanlışı tespit etme yeteneğimizle çakışır.Die metaphorische Wahrheit beeinflusst unsere Fähigkeit, diesen Satz als wörtlich falsch zu erkennen.
Ve metaforik gerçek, anlamsal yanlışı tespit etme yeteneğimizle çakışır.E a verdade metafórica interfere com a nossa capacidade de identificá-la como literalmente falsa.
Ve metaforik gerçek, anlamsal yanlışı tespit etme yeteneğimizle çakışır.És ez a metaforikus igazság megzavarja a szó szerinti értelmezés folyamatát.
Ve metaforik gerçek, anlamsal yanlışı tespit etme yeteneğimizle çakışır.Et la vérité métaphorique gêne notre faculté de l'identifier comme littéralement fausse.
Ve metaforik gerçek, anlamsal yanlışı tespit etme yeteneğimizle çakışır.그리고 이 은유적 진실은 우리가 이 문장을 말 그대로는 틀렸다고 분별해 낼 능력과 충돌하죠.
Ve metaforik gerçek, anlamsal yanlışı tespit etme yeteneğimizle çakışır.Och den metaforiska sanningen kolliderar med vår förmåga att identifiera den som bokstavligt falsk.
Ve metaforik gerçek, anlamsal yanlışı tespit etme yeteneğimizle çakışır.Và chân lí ẩn dụ ảnh hưởng tới khả năng của chúng ta để nhận ra sai lầm theo nghĩa đen.
Ve metaforik gerçek, anlamsal yanlışı tespit etme yeteneğimizle çakışır.Y la verdad metafórica interfiere con nuestra habilidad de identificarla como literalmente falsa.
Ve metaforik gerçek, anlamsal yanlışı tespit etme yeteneğimizle çakışır.А метафоричната истина се намесва в нашата способност да го идентифицираме като буквално невярно.
Ve metaforik gerçek, anlamsal yanlışı tespit etme yeteneğimizle çakışır.Правильна метафора не дає нам сказати, що вона дослівно неправильна.
Ve metaforik gerçek, anlamsal yanlışı tespit etme yeteneğimizle çakışır.ונכונות מטאפורית משבשת את יכולתנו לזהות אותו כשגוי מילולית.
Ve metaforik gerçek, anlamsal yanlışı tespit etme yeteneğimizle çakışır.والتعبير المجازي الصحيح يوقف قدرتنا .. على تميز التعبير " الحرفي " الخاطىء
Ve metaforik gerçek, anlamsal yanlışı tespit etme yeteneğimizle çakışır.我々の能力を阻害するのです 比喩は重要です
Ve metin, sağlam bir çapa ya da yere çakılmış bir çivi gibi iş görür.A szöveg pedig mintegy kegyetlen horgonyként a földhöz szegezi azt.
Ve metin, sağlam bir çapa ya da yere çakılmış bir çivi gibi iş görür.Dan dient de tekst als het wrede anker dat hem aan de grond nagelt.
Ve metin, sağlam bir çapa ya da yere çakılmış bir çivi gibi iş görür.E aí o texto funciona como uma âncora cruel que como que a prega ao chão.
Ve metin, sağlam bir çapa ya da yere çakılmış bir çivi gibi iş görür.Entonces el texto funciona como un ancla cruel que lo amarra a la realidad.
Ve metin, sağlam bir çapa ya da yere çakılmış bir çivi gibi iş görür.E poi il testo ha la funzione di un ancora che la inchioda crudelmente al terreno.
Ve metin, sağlam bir çapa ya da yere çakılmış bir çivi gibi iş görür.Însă textul funcţionează ca o ancorare crudă, care o ţintuieşte de pământ.
Ve metin, sağlam bir çapa ya da yere çakılmış bir çivi gibi iş görür.I wówczas tekst pełni funkcję tej okrutnej kotwicy, która poniekąd przygwożdża go do ziemi.
Ve metin, sağlam bir çapa ya da yere çakılmış bir çivi gibi iş görür.텍스트는 그것을 땅에 고정시키는 냉정한 닻의 기능을 합니다. 텍스트는 그것을 땅에 고정시키는 냉정한 닻의 기능을 합니다.
Ve metin, sağlam bir çapa ya da yere çakılmış bir çivi gibi iş görür.Le texte fonctionne alors comme une ancre qui immobilise l'image au sol.
Ve metin, sağlam bir çapa ya da yere çakılmış bir çivi gibi iş görür.Und dann wirkt der Text als ein brutaler Anker der es sozusagen festnagelt.
Ve metin, sağlam bir çapa ya da yere çakılmış bir çivi gibi iş görür.Và tiếp đó, chức năng của văn bản giống như chiếc mỏ neo tàn nhẫn đưa hình ảnh trở lại đời thực.
Ve metin, sağlam bir çapa ya da yere çakılmış bir çivi gibi iş görür.А потом текст становится жестоким якорем, возвращающим к реальности.
Ve metin, sağlam bir çapa ya da yere çakılmış bir çivi gibi iş görür.И тогава текстът действа като една жестока котва, която един вид го приковава към земята.
Ve metin, sağlam bir çapa ya da yere çakılmış bir çivi gibi iş görür.ואז הטקסט משמש כמעין עוגן אכזרי שממסמר אותה לקרקע.
Ve metin, sağlam bir çapa ya da yere çakılmış bir çivi gibi iş görür.ومن ثم النص يلعب دور المرساة القاسية التي هي نوع من المسامير في الأرض.
Ve metin, sağlam bir çapa ya da yere çakılmış bir çivi gibi iş görür.テキストが果たしているのです 今日は その文章を要約したものを
Ve onlar bu tarafta bulunuyor. Afrika ile OECD arasında bayağı çakışma var.Có thể thấy sự trùng lấp giữa Châu Phi và OECD.
Ve onlar bu tarafta bulunuyor. Afrika ile OECD arasında bayağı çakışma var.그리고 이들은 이쪽 여기에 있습니다. 아프리카와 OECD간에 꽤 겹칩니다.
Ve onlar bu tarafta bulunuyor. Afrika ile OECD arasında bayağı çakışma var.Uma grande sobreposição entre a África e a OCDE.
Ve onlar bu tarafta bulunuyor. Afrika ile OECD arasında bayağı çakışma var.והן נמצאות בצד הזה. יש חפיפה של ממש בין אפריקה לארגון לשיתוף פעולה.
Ve onlar bu tarafta bulunuyor. Afrika ile OECD arasında bayağı çakışma var.وهم موجودون هنا في هذا الجانب. هناك تداخل واضح بين إفريقيا ومنظمة التعاون والتنمية في الميدان الاقتصادي
Ve onlar bu tarafta bulunuyor. Afrika ile OECD arasında bayağı çakışma var.これは南アメリカ
Ve orada ağlayarak koşarken, pat, ayağım takıldı, yere çakıldım.Aber ich lief und weinte und knall, wumm, donnerte auf meinen Felsklotz.
Ve orada ağlayarak koşarken, pat, ayağım takıldı, yere çakıldım.A tak jsem plakala že najednou bum, bác na ten můj kámen.
Ve orada ağlayarak koşarken, pat, ayağım takıldı, yere çakıldım.Daar kwam ik langshuilen en pats boem, op mijn steen.
Ve orada ağlayarak koşarken, pat, ayağım takıldı, yere çakıldım.E aí estava eu a chorar e acertei em cheio na rocha.
Ve orada ağlayarak koşarken, pat, ayağım takıldı, yere çakıldım.És ott voltam, sírtam és puff, bele a kövembe.
Ve orada ağlayarak koşarken, pat, ayağım takıldı, yere çakıldım.Et là, je pleurais et vlan, je me cogne sur mon caillou.
Ve orada ağlayarak koşarken, pat, ayağım takıldı, yere çakıldım.I oto ja, we łzach uderzyłam w kamień i upadłam.
Ve orada ağlayarak koşarken, pat, ayağım takıldı, yere çakıldım.전 거기서 그 돌을 치고 또 치면서 후회했어요
Ve orada ağlayarak koşarken, pat, ayağım takıldı, yere çakıldım.Lúc đó tôi đập mạnh vào hòn đá đó, bật khóc không dừng được.
Ve orada ağlayarak koşarken, pat, ayağım takıldı, yere çakıldım.Och där sprang jag, gråtandes och smack, pang på min sten.
Ve orada ağlayarak koşarken, pat, ayağım takıldı, yere çakıldım.Quella volta piangevo e bam, sbatto contro la roccia.
Ve orada ağlayarak koşarken, pat, ayağım takıldı, yere çakıldım.Şi iată-mă acolo plângând şi izbindu-mă de piatra mea.
Ve orada ağlayarak koşarken, pat, ayağım takıldı, yere çakıldım.Tam, plačúc, bežiac, a buch, tresla som na môj kameň.
Ve orada ağlayarak koşarken, pat, ayağım takıldı, yere çakıldım.Y ahí estaba llorando y zas, me golpeo con mi piedra.
Ve orada ağlayarak koşarken, pat, ayağım takıldı, yere çakıldım.Και εκεί ήμουν πάλι να κλαίω και να έχω τσακιστεί, χτυπώντας στην πέτρα μου.
Ve orada ağlayarak koşarken, pat, ayağım takıldı, yere çakıldım.И ето ме там плачейки прас, бум натресах се на камъка.
Ve orada ağlayarak koşarken, pat, ayağım takıldı, yere çakıldım.И тут я бегу, реву, и бац, ударяюсь о свой камень.