Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat.Jestliže nevíš, ó nejkrašší mezi ženami, vyjdi po šlepějích ovcí, a pas kozlátka svá podlé obydlí pastýřů.
Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat."Jos et sitä tiedä, sinä naisista kaunein, käy lammasten jälkiä ja kaitse vohliasi paimenten telttapaikoilla."
Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat.여인 중에 어여쁜 자야 네가 알지 못하겠거든 양떼의 발자취를 따라 목자들의 장막 곁에서 너의 염소 새끼를 먹일지니라
Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat.Vet du det ikke, du fagreste blandt kvinner, så gå ut i fårenes spor og vokt dine kje ved hyrdenes hytter!
Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat.Ако ти не знаеш, хубавице между жените, Излез по дирите на стадата И паси яретата си при шатрите на овчарите.
Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat.Кобылице моей в колеснице фараоновой я уподобил тебя, возлюбленная моя.
Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat.אם לא תדעי לך היפה בנשים צאי לך בעקבי הצאן ורעי את גדיתיך על משכנות הרעים׃
Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat.ان لم تعرفي ايتها الجميلة بين النساء فاخرجي على آثار الغنم وارعي جداءك عند مساكن الرعاة
Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat.你 這 女 子 中 極 美 麗 的 、 你 若 不 知 道 、 只 管 跟 隨 羊 群 的 腳 蹤 去 、 把 你 的 山 羊 羔 、 牧 放 在 牧 人 帳 棚 的 旁 邊
Ey güzeller güzeli, Bilmiyorsan, Sürünün izine çık, Çobanların çadırları yanında Oğlaklarını otlat.你 這 女子 中極美麗 的 、 你 若 不 知道 、 只管 跟 隨 羊群 的 腳蹤 去 、 把 你 的 山 羊羔 、 牧放 在 牧人 帳棚 的 旁邊
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!Betapa indahnya kemah-kemahmu hai Yakub, dan tempat-tempat kediamanmu, hai Israel
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!,,Ce frumoase sînt corturile tale, Iacove! Locuinţele tale, Israele!
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!Come sono belle le tue tende, Giacobbe, le tue dimore, Israele
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!"¡Cuán hermosas son tus tiendas, oh Jacob; tus moradas, oh Israel
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!Hỡi Gia-cốp! trại ngươi tốt dường bao! Hỡi Y-sơ-ra-ên! nhà tạm ngươi đẹp biết mấy!
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!Hỡi_Gia - cốp ! trại ngươi tốt dường bao ! Hỡi Y-sơ-ra-ên ! nhà tạm ngươi đẹp biết_mấy !
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!Huru sköna äro icke dina tält, du Jakob, dina boningar, du Israel!
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!Hvor fagre er dine telt, Jakob, dine boliger, Israel!
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!Hvor herlige er dine Telte, JIakob, og dine Boliger, Israel!
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!Jako piękne są namioty twoje, o Jakubie! przybytki twoje, o Izraelu!
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!Jak velmi krásní jsou stánkové tvoji, Jákobe, příbytkové tvoji, Izraeli!
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!Kako so lepi šatori tvoji, o Jakob, prebivališča tvoja, o Izrael!
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!"야곱이여 네 장막이, 이스라엘이여 네 거처가 어찌 그리 아름다운고"
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!Kuinka ihanat ovat sinun majasi, Jaakob, sinun asuinsijasi, Israel!
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!Mily szépek a te sátoraid óh Jákób! a te hajlékaid óh Izráel!
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!O, de vreugde die Israël wacht, de vreugde in de woningen van Jakob.
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!Oj, aké krásne sú tvoje stány, ó, Jakobe, tvoje príbytky, ó, Izraelu!
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!Quão formosas são as tuas tendas, ó Jacó! as tuas moradas, ó Israel!
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!Qu`elles sont belles, tes tentes, ô Jacob! Tes demeures, ô Israël!
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!Wie fein sind deine Hütten, Jakob, und deine Wohnungen, Israel!
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!Ποσον ωραιαι ειναι αι κατοικιαι σου, Ιακωβ, αι σκηναι σου, Ισραηλ.
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!как прекрасны шатры твои, Иаков, жилища твои, Израиль!
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!Колко са красиви твоите шатри, Якове, Твоите скинии, Израилю!
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!מה טבו אהליך יעקב משכנתיך ישראל׃
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!ما احسن خيامك يا يعقوب مساكنك يا اسرائيل.
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!雅 各 阿 、 你 的 帳 棚 何 等 華 美 。 以 色 列 阿 、 你 的 帳 幕 何 其 華 麗
‹Ey Yakup soyu, çadırların, Ey İsrail, konutların ne güzel!雅各 阿 、 你 的 帳棚 何等 華美 。 以色列 阿 、 你 的 帳幕 何其 華麗
Felaket felaketi izliyor, Bütün ülke viran oldu. Bir anda çadırlarım, Perdelerim yok oldu.der meldes om Fald på Fald, thi alt Landet er hærget. Mine Telte hærges brat, i et Nu mine Forhæng.
Felaket felaketi izliyor, Bütün ülke viran oldu. Bir anda çadırlarım, Perdelerim yok oldu.패망에 패망이 연속하여 온 땅이 탈취를 당하니 나의 천막은 홀연히 파멸되며 나의 휘장은 잠시간에 열파되도다
Felaket felaketi izliyor, Bütün ülke viran oldu. Bir anda çadırlarım, Perdelerim yok oldu.Беда за бедою: вся земля опустошается, внезапно разорены шатры мои, мгновенно – палатки мои.
Felaket felaketi izliyor, Bütün ülke viran oldu. Bir anda çadırlarım, Perdelerim yok oldu.שבר על שבר נקרא כי שדדה כל הארץ פתאם שדדו אהלי רגע יריעתי׃
Felaket felaketi izliyor, Bütün ülke viran oldu. Bir anda çadırlarım, Perdelerim yok oldu.بكسر على كسر نودي لانه قد خربت كل الارض. بغتة خربت خيامي وشققي في لحظة.
Felaket felaketi izliyor, Bütün ülke viran oldu. Bir anda çadırlarım, Perdelerim yok oldu.毀 壞 的 信 息 連 絡 不 絕 . 因 為 全 地 荒 廢 . 我 的 帳 棚 、 忽 然 毀 壞 、 我 的 幔 子 、 頃 刻 破 裂
Felaket felaketi izliyor, Bütün ülke viran oldu. Bir anda çadırlarım, Perdelerim yok oldu.毀壞 的 信息 連絡 不 絕 . 因 為全 地 荒廢 . 我 的 帳棚 、 忽然 毀壞 、 我 的 幔子 、 頃刻 破裂
‹‹ ‹Git, çadırlarına dönmelerini söyle.5:27 Gehe hin und sage ihnen: Gehet heim in eure Hütten.
‹‹ ‹Git, çadırlarına dönmelerini söyle.Du-te de spune-le: ,,Întoarceţi-vă în corturile voastre.``
‹‹ ‹Git, çadırlarına dönmelerini söyle.Gå derfor hen og byd dem at vende tilbage til deres Telte;
‹‹ ‹Git, çadırlarına dönmelerini söyle.Ga naar hen toe en zeg dat zij naar hun tenten moeten teruggaan.
‹‹ ‹Git, çadırlarına dönmelerini söyle.Gå nu och säg till dem: 'Vänden tillbaka till edra tält.'
‹‹ ‹Git, çadırlarına dönmelerini söyle.Gå og si til dem: Vend tilbake til eders telter!
‹‹ ‹Git, çadırlarına dönmelerini söyle.Hãy đi nói cùng dân sự rằng: Khá trở về trại mình;
‹‹ ‹Git, çadırlarına dönmelerini söyle.Hãy đi nói cùng_dân sự rằng : Khá trở_về trại mình ;
‹‹ ‹Git, çadırlarına dönmelerini söyle.Idi, povedz im: Navráťte sa do svojich stánov!
‹‹ ‹Git, çadırlarına dönmelerini söyle.Idźże, a rzecz im: Wróćcie się do namiotów waszych.
‹‹ ‹Git, çadırlarına dönmelerini söyle.Jdi, rci jim: Navraťte se k stanům vašim.
‹‹ ‹Git, çadırlarına dönmelerini söyle.가서 그들에게 각기 장막으로 돌아가라 이르고
‹‹ ‹Git, çadırlarına dönmelerini söyle.Mene siis ja sano heille: Palatkaa majoillenne.
‹‹ ‹Git, çadırlarına dönmelerini söyle.Menj el, és mondd meg nékik: Térjetek vissza a ti sátoraitokba.
‹‹ ‹Git, çadırlarına dönmelerini söyle.Pergilah sekarang dan suruhlah bangsa itu kembali ke kemahnya masing-masing
‹‹ ‹Git, çadırlarına dönmelerini söyle.Pojdi, veli jim: Vrnite se v svoje šatore.