çadırda ile cümle
çadırda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Onlar soğuk kışı o çadırda nasıl geçirecek?How will they get through the cold winter in that tent?
Çadırda sürekli konuştuk.In the tent we talked and talked.
Çadırda konuştukça konuştuk.In the tent we talked and talked.
Biz bir çadırda uyuduk.We slept in a tent.
Kamp gezisi gerçekten çadırdaydı.The camping trip was really in tents.
Benim dışımda bir çadırda yaşamayı tercih eden tanıdığım tek kişisin.You're the only person I know besides me who would prefer to live in a tent.
O, yaz okuluna devam ederken nehrin yanındaki bir çadırda yaşadı.Tom lived in a tent next to the river while he attended summer school.
Çadırda yatmaya alışkınım.I'm used to sleeping in a tent.
Bir çadırda uyurdunuz.You are used to sleeping in a tent.
O bir çadırda uyumaya alışkındır.He is used to sleeping in a tent.
Biz bir çadırda uyumaya alışkınız.We are used to sleeping in a tent.
Onlar bir çadırda uyumaya alışkın.They are used to sleeping in a tent.
Çadırda kamp yapmaktan nefret ediyorum.I hate camping out.
Çok küçük bir çadırda uyuduk.We slept in a very small tent.
Çadırda yaşamayı severim.I love camping out.
Ben biraz bir çadırda yaşamaya alıştım.I've kind of gotten used to living in a tent.
Tom bir çadırda uyumaya alışkın.Tom is used to sleeping in a tent.
Tom kendi başına çadırda kaldı.Tom stayed in the tent by himself.
İkimiz de aynı çadırda uyuyabiliriz.We both can sleep in the same tent.
Yaz okuluna devam ederken nehrin yanında bir çadırda yaşadı.He lived in a tent next to the river while he attended summer school.
Çadırda yeterince yer var" dedim.We have enough space in the tent."
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.This lady with bone TB, left alone in a tent, was going to die with her only daughter.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.That's Sureka Gundi; she also lives with her family on the tent along the same highway median.
Bataklıkta bir cadırda yaşıyoruz. Ama şunu söylemeliyiz ki oradaki her gün heyecan vericidir.We live in the swamp in a tent, but I must tell you, every day is exhilarating.
Böylece her gece hipoksik çadırda uyuyacaktım.So, I would sleep in a hypoxic tent every night.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.Every morning, again, after getting out of that tent, your brain is completely wiped out.
Güney Kutbuna vardığımızda hemen çadırda toplandık.Amazing. We arrived at the South Pole.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.They asked him, "Where is Sarah, your wife?" He said, "See, in the tent."
Ancak elli yaşına gelince yaptıkları hizmetten ayrılıp bir daha çadırda çalışmayacaklar.and from the age of fifty years they shall cease waiting on the work, and shall serve no more,
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Moses laid up the rods before Yahweh in the tent of the testimony.
Bir saatte yüzlerce insanın faydalandığı çadırda masalar bir dolup bir boşalır.The tables fill and empty quickly as several hundred people an hour benefit from the tent.
Bizimkinin yanındaki çadırda Szegedli bazı Macarlar kalıyor ve bence onlar da kıyak tipler."Some Hungarians from Szeged are in the tent next to ours and they're cool too."
Ben inşaat için gereken parayı borç olarak aldım; artık daha fazla çadırda yaşayamazdım.I personally borrowed the money needed for the reconstruction; I could not live anymore in a tent.
Çadırda anne, genç kızı ve üç küçük çocuğu vardı.In the tent was the mother, her teenage daughter, and three young children.
Anne, derme çatma çadırdan evinde yorgun ve bitkin görünüyor.The mother looks tired and worn in her makeshift tent home.
Louis adındaki mahkûm ona tecavüz etmeye çalıştığında Shirley bir çadırdadır.Shirley is in a tent when the convict named Louis tries to rape her.
Korsabad kral listesinde ilk on yedi kral için Çadırda yaşayanlar olarak adlandırılır.Die Königsliste nennt ihn noch im ersten Abschnitt, als einen der 17 Könige, die in Zelten lebten.
3 Senin sorumluluğun altında çadırda hizmet etsinler.Se brinda servicio a 3 ciudades dentro del país a cargo de 3 aerolíneas.
Böylece bir çadırda yaşamaya başlar ve kendisini kalkındırmak için bir de hademelik işi bulur.Per allevarla, devono trovare un posto dove vivere e si mettono a cercare anche un lavoro.
Yakup'sa hep çadırda oturan sakin bir adamdı.Takashi durante la sua vita è sempre stato un ragazzo tranquillo.
Yakup ise sürekli çadırda oturuyordu.Чан заскучал и все время сидел на заводе.
3 Senin sorumluluğun altında çadırda hizmet etsinler.Устанавливается на станок и обслуживается расчётом из трёх человек.
Serbest kaldıktan sonra artık kendi evi de yıkıldığı için bir çadırda yaşamaya başladı.بعد إطلاق سراحها، إضطرت إلى العيش في خيمة، نظرا لأنها كانت ضحية لإخراء الأرض نفسها.
Gezici olduklarından genellikle genişçe bir çadırda gösterilerini sergilerler.غالباً ما تقام عروض السيرك في خيمة كبيرة.
Serbest kaldıktan sonra artık kendi evi de yıkıldığı için bir çadırda yaşamaya başladı.Após a sua libertação, ela teve que viver em uma tenda,já que ela foi vítima de despejo da terra a si mesma.
3 Senin sorumluluğun altında çadırda hizmet etsinler.Bij de derde toep ben je dan verplicht mee te gaan.
Böylece bir çadırda yaşamaya başlar ve kendisini kalkındırmak için bir de hademelik işi bulur.Вона починає сама красти в магазині, а також намагається знайти там роботу для Тіффані.
Çadırdan Saraya Saraydan Sürgüne Osmanlı.З палацу виходить Електра.
Sohmalar Tohru’nun gerçekte bir çadırda yaşadığını öğrenince oldukça şaşırırlar.Când aceștia descoperă că Tohru locuia într-un cort, sunt surprinși de aceasta.
Kate polisle çadırdayken Hurley Jack'e Kate'te silah olduğunu söyler.Kun Kate on teltassa, Hurley paljastaa Jackille, että oli nähnyt aiemmin Katen hallussa aseen.
Jack, Kate'in çadırdan çıktığını görür ve silah sesi duyulur.Jack ser Kate forlade teltet og de hører et pistolskud.
Kate polisle çadırdayken Hurley Jack'e Kate'te silah olduğunu söyler.Da hun er i teltet fortæller Hurley Jack at Kate har en pistol.
Sawyer çadırdan çıkarak yapılması gerekeni yaptığını söyler.Sawyer går ud af teltet og siger, at han gjorde hvad der måtte gøres.
Jack, Kate'in çadırdan çıktığını görür ve silah sesi duyulur.Jack ser Kate forlate teltet, og hører pistolen bli avfyrt.
Yakup'sa hep çadırda oturan sakin bir adamdı.Jakob ble en rolig mann som holdt seg ved teltene.
Sawyer çadırdan çıkarak yapılması gerekeni yaptığını söyler.Sawyer kommer ut fra teltet, og sier han gjorde det som måtte gjøres.
Sohmalar Tohru’nun gerçekte bir çadırda yaşadığını öğrenince oldukça şaşırırlar.Ketika keluarga Sohma mengetahui Tohru sebenarnya tinggal di tenda, mereka terkejut.
3 Senin sorumluluğun altında çadırda hizmet etsinler.当支店では3台が運行されている。
Sohmalar Tohru’nun gerçekte bir çadırda yaşadığını öğrenince oldukça şaşırırlar.知道柚子要搬去和遊矢一起住時感到震驚。
Bu göçebelikten dolayı, programı büyük bir çadırda sunuyorlar.在周游世界的壮游之中,节目会在巨大的帐篷里进行拍摄。