çadır ile cümle
çadır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Çadır ipi gerdimek için kullanılır.And the timestamp is used to break the tie.
Gün Han altın bir otağ (çadır) kurdurur.The day after Soorasamharam is Tiru Kalyanam.
Tuaregler geleneksel olarak, kırmızıya boyanmış deri çadırlarda yaşarlar.Chapter house doors are traditionally painted red.
Çadırlı kamp yapmak mümkündür.Some fielding placement is possible.
Birkaç ok da çadıra saplandı.Several bombs also hit the station.
Jack ve Juliet bir yandan Juliet'in çadırını yaparken bir yandan konuşmaktadırlar.Jack and Juliet talk as they continue to construct her tent back on the beach.
Sadrazam çadırlarına önce girdim ve orada hazinenin yağma edildiğini gösteren bir belirti göremedim.The first time I saw his studio I couldn't figure out what was hanging from the ceiling.
Odisseas tutukluyu öldürdü ve mektubu alarak Palamedes'in çadırına gitti.Odysseus then kills the prisoner and hides the gold in Palamedes' tent.
Bu çadırlar eskiden göçebe insanların barınmak için kullandıkları çadırlardır.These are guys whose ashtrays I used to clean.
Bu çadırlar, çeşitli özellikteki kumaşlardan yapılmıştır.These candles were made from a particular type of resin.
Ancak bir akşam, yanlarındaki çadıra yıldırım düşmüş ve içindeki herkesin ölümüne sebep olmuştur.One night, a neighboring tent was hit by lightning, killing everyone inside.
Viserys onu dinlemez ve ejderha yumurtalarını Daenerys'in çadırından çalmaya kalkar.Viserys ignores him and sneaks away to Daenerys' tent to steal the dragon eggs to fund a new army.
Bunun üzerine o bölgede birçok değişik yere çadır kurarak yer değiştirmişlerdir.As the design of the Gardens evolved many changes were made.
Kral Guy ve Raynald Selahaddin'in çadırına getirildiler.Guy of Lusignan and Raynald of Chatillon were brought to Saladin's tent.
1094 yılının başlarında Pentegostis'te Aleksios'un çadırının muhafızlığını yapmıştır.In early 1094, Tatikios was placed in charge of guarding Alexius' tent at Pentegostis.
Gece çadırının penceresinden içeriye parlak bir ay girmiş gebe bırakmıştır.That night someone smashes the kitchen window.
Çadırlar kaldırıldı ve inşaat ekibi çalışmalarına tekrar başladı.The entrances were opened again and the rescue work began.
Mormont ise onu çadırın içine götürür.Marco then brings him into his workshop.
Daenerys ise çadırlarında Khal Drogo'ya bebeklerinin erkek olduğunu söyler.In their tent, Daenerys reveals to Drogo that their child is a boy.
Polisler, yöneticiler ve polo takımları çadırlar kuruyorlar.So the police bring tents, the authorities bring tents and the polo teams bring tents.
Ve şurada... ...çeşitli çadırlar var.And along here... Tents, various.
Şurada, insanları öğrenmeye iten bir kütüphane çadırı var.We have a little library area there, where we encourage them to learn. (LAUGHS)
Mutfak çadırımız.The kitchen tent.
Bu Birleşmiş Milletler'in çadırı.This is the UN tent.
Bu da Birleşmiş Milletler'in bu sene takdim ettikleri yeni çadırı.This is the new UN tent, just introduced this year.
Güzel çadır ve kauçuk çatı penceresi altı ayda güneş tarafından yendi.The beautiful canvas and rubber skylights got eaten by the sun in six months.
Çadırda yeterince yer var" dedim.We have enough space in the tent."
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.This lady with bone TB, left alone in a tent, was going to die with her only daughter.
Bombay"ın merkez otoyolu üzerindeki şu çadırlardan birinde yaşıyor.She lives in one of those tents on the highway median in Mumbai.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.That's Sureka Gundi; she also lives with her family on the tent along the same highway median.
Iste budur, kucuk bir kiz cocuna evde klarnet cadiran, annesi ev islerini yaparken.It's what makes a little girl play the clarinet at home, while her mother does the housework.
Bataklıkta bir cadırda yaşıyoruz. Ama şunu söylemeliyiz ki oradaki her gün heyecan vericidir.We live in the swamp in a tent, but I must tell you, every day is exhilarating.
Bu nedenle, lütfen, eğer Namibya'ya giderseniz, çadırlardan çıkmayın.So please, if you go to Namibia, make sure that you stay in the tents.
Daha sonra tüm erkekler çadıra gidin!Then, all of the men go to the tent!
Çadırın çatısında birbirine bağlı iki kayak batonu görebilirsiniz.You can see two ski poles sticking out of the roof of the tent.
Çadırımda oturup gitmeye hazır hale geliyorum.I'm lying in the tent, getting ready to go.
Bu çağrıdan sonra çadırımdan dışarısının görünümü.This was the view outside my tent when I had this fateful phone call.
Bir çadır ve Norveç mektubuna bir mektup vardı.There was a tent, a letter to the Norwegian king.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.So you can think of it as tent poles that actually raise the density of the entire city.
Sadece 3.kampta çadırlarımızda uzanmış bekliyorduk.We were just hunkered down in our tents at Camp Three.
Çadırın dışında zor ayakta duruyorduk.You can barely stand outside the tent.
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaI expected him to be incoherent, but, in fact, he walked into the tent and said to me,
Yanıp kül olan mahallelerde çadırlar inşa ediyoruz.And we're building teepees in neighborhoods that were burning down.
Böylece her gece hipoksik çadırda uyuyacaktım.So, I would sleep in a hypoxic tent every night.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.Every morning, again, after getting out of that tent, your brain is completely wiped out.
WAIS bölümü karda çember halinde çadırlardan oluşmuş durumda.WAlS Divide itself though, is a circle of tents in the snow.
Güney Kutbuna vardığımızda hemen çadırda toplandık.Amazing. We arrived at the South Pole.
Yakında öleceğim, çadırımda yapayalnız...I'm going to die soon, alone in my tent...
Şarap içip sarhoş oldu, çadırının içinde çırılçıplak uzandı.He drank of the wine and got drunk. He was uncovered within his tent.
Tanrı Yafetefö bolluk versin, Samın çadırlarında yaşasın, Kenan Yafete kul olsun.››May God enlarge Japheth. Let him dwell in the tents of Shem. Let Canaan be his servant."
Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.Lot also, who went with Abram, had flocks, and herds, and tents.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.They asked him, "Where is Sarah, your wife?" He said, "See, in the tent."
İshak oradan ayrıldı. Gerar Vadisinde çadır kurup oraya yerleşti.Isaac departed from there, encamped in the valley of Gerar, and lived there.
Çerçevelerin ortasındaki kiriş çadırın bir ucundan öbür ucuna geçecek.The middle bar in the midst of the boards shall pass through from end to end.
Boğayı huzurumda, Buluşma Çadırının giriş bölümünde keseceksin.You shall kill the bull before Yahweh, at the door of the Tent of Meeting.
İsraillilerle buluşurken çadır görkemimle kutsal kılınacak.There I will meet with the children of Israel; and the place shall be sanctified by my glory.
Konutun üstünü kaplayacak çadır için keçi kılından on bir perde yaptı.He made curtains of goats' hair for a covering over the tabernacle. He made them eleven curtains.
Çadırı birleştirip tek parça haline getirmek için elli tunç kopça yaptı.He made fifty clasps of brass to couple the tent together, that it might be a unit.
‹‹Konutu, yani Buluşma Çadırını birinci ayın ilk günü kur."On the first day of the first month you shall raise up the tabernacle of the Tent of Meeting.
Yakmalık sunu sunağını konutun -Buluşma Çadırının- giriş bölümüne koy."You shall set the altar of burnt offering before the door of the tabernacle of the Tent of Meeting.