Mümkün olduğu kadar çabuk ayrılmayı planlıyoruz.We plan to leave as soon as possible.
Ne yaparsan yap, onu çabuk yap.Whatever you do, do it quickly.
Çabuk içeri gir, lütfen?Come in quickly, please.
Çabuk ol, Tom.Make it snappy, Tom.
Mümkün olabildiğince çabuk eve gitmek istiyorum.I want to go home as soon as possible.
Tom çabuk sinirlenir.Tom has a short temper.
Telefonumun şarjı çabuk bitti.My phone battery runs out quickly.
Bunu elimden geldiği kadar çabuk yapacağım.I'll do it as soon as I can.
O bardağı bana ver! Çabuk, lütfen! Ölmek istemiyorum!Give me that glass! Quick, please! I don't want to die!
"Ama nasıl bu kadar çabuk büyüdün?" "O bir sır!""But how did you grow so quickly?" "That's a secret!"
Ona yardım etmelisin, çabuk!You must help him, quickly!
Ona yardım etmek zorundasın ve çabuk olarak!You have to help him, and quickly!
Oğlan yeni sınıfa çabuk uyum sağladı.The boy adapted quickly to the new class.
Sen meşgulken günler çabuk geçer.Days pass by quickly when you're busy.
Tom çabuk sıkılır.Tom gets bored quickly.
Tom çabuk sıkıldı.Tom got bored quickly.
Çabuk içmezsen çayın soğuyacak.Your tea will get cold if you don't drink it soon.
Yangın çok çabuk yayıldı.The fire spread very quickly.
Bana biraz su ver ve çabuk ol!Give me some water, and make it quick!
Onu nasıl bu kadar çabuk yaptın?How did you do it so quickly?
Hayat oldukça çabuk geçiyor.Life goes by pretty fast.
Elimden geldiğince çabuk orada olacağım.I'll be there as quick as I can.
Çabukluğunuzu takdir ediyoruz.We appreciate your promptness.
Eğer çabuk hareket etmezsek durumun kontrolünü kaybetmeyi göze alırız.We risk losing control of the situation if we don't act quickly.
Tom onu elinden geldiğince çabuk yaptı.Tom did it as quickly as he could.
Tom yaz tatili başladıktan sonra elinden geldiği kadar çabuk Boston'a gitmeyi planlıyor.Tom plans to go to Boston as soon as he can after his summer vacation begins.
Tom çabuk konuştu.Tom spoke quickly.
Tom genellikle bu tür bir şeyi çok çabuk yapar.Tom usually does this kind of thing very quickly.
Çabuk, bu ağacın üzerine tutun.Quick, hold onto this tree.
Çocuklar çabuk öğrenir.Kids learn quickly.
Onu çabuk yapsan iyi olur.You'd better make it quick.
Acelem var, bu yüzden bunu çabuk yapacağım.I'm in a hurry, so I'll make this quick.
Bu çok çabuk oluyor.This is happening too quickly.
Bu kadar çabuk geldiğin için teşekkürler.Thanks for coming so quickly.
Onun bu kadar çabuk olacağını düşünmedim.I didn't think it'd happen this quickly.
Çabuk, onu bana ver.Quick, give me that.
Çabuk gelmelisin.You must come quickly.
Çabuk olmamız gerekir.We need to act quickly.
Çabuk hareket etmemiz gerekiyor.We should act quickly.
O çabuk olmalı.It must've been quick.
Tom çabuk konuşur.Tom talks quickly.
Çabuk bana cevap ver, yoksa öleceğim.Answer me quickly, or I'll die.
Çabuk karar vermek iyi olur.It would be good to decide quickly.
Buradan defol, çabuk!Get out here, fast!
Git buradan, çabuk! Gardiyanlar geliyor.Get out here, fast! The guards are coming.
Buraya çabuk ulaştın.You got here fast.
Tom çabuk hareket eder.Tom moves quickly.
Bu konuda çabuk olun.Be quick about it.
Lütfen bu konuda çabuk olun?Please be quick about it.
Çabuk olalım.Let's get a move on.
Elimizi çabuk tutalım.Let's get a move on.
Tom neden bu kadar çabuk ayrılıyor?Why is Tom leaving so soon?
Kapıyı kapat çabuk.Shut the door quickly.
Tom çabuk yorulur.Tom gets tired quickly.
Buradan mümkün olduğu kadar çabuk çıkmalıyız.We should get out of here as fast as we can.
Lütfen buraya elinden geldiği kadar çabuk gel.Please get here as quickly as you can.
Tom her şeyde çabuk.Tom is quick at everything.
Soruna olabildiğince çabuk cevap vermeye çalışıyoruz.We are trying to respond to your question as quickly as possible.
Bu tür değişiklikler sanatçının el çabukluğundan daha fazla bir şey değildir.Such changes are nothing more than the artist's legerdemain.
Tom, ilgisini çabuk kaybetti.Tom quickly lost interest.