Oraya en çabuk kim varacak?Who'll get there the quickest?
Et sıcak havalarda çabuk bozulur.Meat decays quickly in warm weather.
O çabuk alınır.He is quick to take offense.
O, mümkün olduğunca çabuk kaçtı.He ran away as soon as possible.
O çabuk bir cevap için beni zorladı.He pressed me for a prompt reply.
Eğer o yardım etseydi iş daha çabuk biterdi.If only she were to help, the job would be finished sooner.
Rolünü çok çabuk öğrendi.She learned her part very quickly.
Mümkün olduğunca çabuk koştum, ama son tren için vaktim yoktu.I ran as fast as possible, but I was not in time for the last train.
Gençken çabuk öfkelenirdim.I was quick tempered when I was young.
Haydi! Çabuk!Come on! Quickly!
Coşku içerisinde, 30 dakikalık bir show-zamanı çok çabuk geçti.In all the excitement the 30 minute show-time passed in a flash.
Paranı mümkün olduğu kadar çabuk göndereceğim.I will send your money as soon as possible.
Noel'e yakın uçuşlar çabuk dolduğu için rezervasyonlarınızı erken yapın.Make your airplane reservations early since flights fill up quickly around Christmas.
Süt çabuk bozulur mu?Does milk spoil quickly?
Mary'nin bu kadar çabuk geleceğini beklemiyordum.I didn't expect that Mary would come so soon.
Karım çok çabuk soğuk kapar.My wife catches colds easily.
Ona mümkün olduğunca çabuk ihtiyacım var.I need it as quickly as possible.
Çabuk! Biz geç kalacağız.Hurry up! We'll be late.
Zaman çok çabuk geçti.Time flew.
Çok çabuk yürüme. Ben ayak uyduramam.Don't walk so quickly. I can't keep up.
Ağabeyim ev ödevini çok çabuk bitirdi.My older brother finished his homework very quickly.
Sincaplar çabuk hareket ederler.Squirrels move quickly.
Çabuk gel.Come quickly.
Eski iyilikler çabuk unutuldu.Old favors are soon forgotten.
Lütfen daha çabuk konuş.Please speak more quickly.
Her şey çok çabuk olmuştu.Everything had happened so quickly.
Onlar çabuk hareket etmedi.They didn't act quickly.
Çok çabuk geldik değil mi?We've arrived pretty quickly, haven't we?
Çabuk hareket etmeliyiz.We have to act quickly.
Onlar savaşın çabuk bitmesini istiyordu.They wanted the war to end quickly.
Birinci Dünya Savaşı, çabuk ve kolay sona ermedi.World War One did not end quickly or easily.
Gerçekleri en çok açığa çıkaran, en çabuk ölür.He who uncovers the most dies the fastest.
Çabuk, lambayı söndür, karanlıkta saklanmak istiyorum.Quick, turn off the lamp, I want to hide in the darkness.
Çabuk buradan dışarı çık!Get out of here quickly!
Odada kocaman bir örümcek var! Çabuk onu yok et!There's a huge spider in the room! Quick, exterminate it!
Çabuk dön.Hurry back.
Erkek kardeşim çok çabuk konuşur.My brother speaks very quickly.
Bu sorunu çabuk çözsem iyi olur.I'd better solve this problem quickly.
O, çabuk karar verdi.He made up his mind quickly.
Mümkün olduğunca çabuk gel.Come as fast as you can.
Bay Smith o kadar çabuk konuştu ki onun ne dediğini anlayamadım.Mr. Smith spoke so quickly that I couldn't catch what he said.
Çabuk ol, lütfen!Hurry up, please!
Tom işi mümkün olduğu kadar çabuk bitirmeye çalışacak.Tom will try to finish the work as early as possible.
Tom çabuk öfkelenir.Tom has quite a temper.
Tom'un kafası çabuk atar.Tom has quite a temper.
O, küçük şeylere çabuk sinirlenen birisi.He's a drama queen.
Buraya gel, çabuk!Come here, fast!
Oleg sorulara her zaman çabuk cevap verdi.Oleg always answered the questions quickly.
Çabuk! Kaybedecek zaman yok!Hurry! There's no time to lose!
Çabuk ol, yoksa uçak sensiz gidecek.Hurry, or the plane will leave you behind.
Ahşaptan yapılan evler taştan yapılanlara göre daha çabuk yanar.A wooden house burns more easily than a stone house.
Yazın, yumurtalar çabuk bozulur.In the summer, eggs soon go bad.
Bu kadar çabuk yemeyi bırak. Daha yavaş yemelisin.Quit eating so quickly. You should eat more slowly.
Saat yedide orada olmalıyız, bu nedenle çabuk ol.We must be there at seven, so hurry up.
Çabuk bana biraz su ver.Give me some water, and quickly.
Yumurtalar yazın çabuk bozulur.Eggs go bad quickly in the summer.
Buradan elimizden geldiği kadar çabuk kaçmalıyız.We should get away from here as quickly as we can.
Çabuk ol! Şimdiye dek hazır olman gerekir.Hurry up! You should be ready by now.
O iş çok çabuk yapıldı.That work was done very quickly.
Tom onu benim onun toplayacağını düşündüğümden daha çabuk topladı.Tom picked it up quicker than I thought he would.