Ana içeriğe geç
Sözlük

çaba ile cümle

çaba kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom, Mary'nin çabasından etkilendi.Tom was impressed with Mary's effort.
Onun için çaba göstermeye devam et.Keep working at it.
Çaba borcu kapattı.The effort paid off.
Biz mükemmellik için çaba harcıyoruz.We're striving for perfection.
Biz mükemmellik için çaba gösteriyoruz.We strive for perfection.
Onlar çabalarıma değer verdi.They valued my efforts.
Bana göre, bilgisayar programlamak ilginç bir çabadır.To me, computer programming is an interesting endeavor.
Tom kendi çabasıyla milyoner oldu.Tom was a self-made millionaire.
Eşgüdümlü bir çabaya ihtiyacımız var.We need a coordinated effort.
Tom sınıf arkadaşlarına ayak uydurmaya çabaladı.Tom struggled to keep up with his classmates.
Ben nefesimi tutmaya çabalarken dalgalar beni şiddetle ileri geri fırlatıyordu.The waves were tossing me viciously to and fro as I struggled to hold my breath.
Büyük başarılar sürekli çabalar nedeniyledir.Great successes are due to constant efforts.
O bir takım çabasıydı.It was a team effort.
Bu uzun bir sipariş. Bunun için çaba göstermeliyiz.That's a tall order. We have to work at it.
Sizin çabalar başarısızlığa mahkumdur.Your efforts are condemned to failure.
Hükümet cehaleti ortadan kaldırmak için ortak çabalar sarf etmiştir.The government has made joint efforts to eradicate illiteracy.
Biz hepimiz kendi aramızda ve hayvanlara karşı eşitlik için çabalamalıyız.We should all strive for equality amongst ourselves and towards animals.
Bu gerçekten çabaya değmez.It really isn't worth the trouble.
Hiçbir şey çaba harcamadan ölümlülere verilmez.Nothing is given to mortals without effort.
Sonunda çaba ile her şey iyi olacak.In the end, with effort everything will be good.
Eğer zevk kısacık ise, çaba da öyledir.If pleasure is fleeting, so is the effort.
Bu işe büyük çaba harcadım.I've put a lot of effort into this.
Yardım istemeden önce ne kadar çabaladın?How long did you flounder around before you asked for help?
Başarısızca onu ikna etmek için çabaladım.I tried unsuccessfully to persuade her.
Mary tek bir anne olarak Tom'u büyütmeye çabaladı.Mary struggled to raise Tom as a single mother.
Sadece kendi çıkarlarınız için çaba gösterin ve başka hiçbir şey yapmayın.Strive only for self-interest and nothing else.
Tom ayak parmaklarına dokunmak için çabaladı.Tom struggled to touch his toes.
Ülkede sıtmayı ortadan kaldırmak için toplu bir çaba gereklidir.A concerted effort is required to eradicate malaria in the country.
Tom buzun üzerinde çaba harcamadan kaydı.Tom glided across the ice effortlessly.
Şirket ayakta kalabilmek için çabaladı.The company scrambled to stay afloat.
Onların çabalarına gerçekten minnettarız.We really appreciate their effort.
Onların çabaları gözlerden kaçtı.Their efforts didn't go unnoticed.
Görünüşe göre Tom, Mary'yi bulmak için hiç çaba göstermedi.It seems that Tom made no effort to find Mary.
Hayatta kalmak için çabalıyorduk.We were struggling to survive.
Çabalarımızı iki katına çıkarıyoruz.We're redoubling our efforts.
Çabalarımızı takdir ettiler.They appreciated our efforts.
Tom nefes almak için çabalıyordu.Tom struggled to breathe.
Onun için çaba göstermek zorundaydık.We had to work at it.
Çabalamak zorundaydık.We had to scramble.
Bu çok fazla çaba.It's too much effort.
Tom faturalarını ödemek için çabalıyordu.Tom struggled to pay his bills.
Tom faturalarını ödemek için çabalıyor.Tom struggles to pay his bills.
Kıt kanaat geçinmeye çabalıyorum.I'm struggling to make ends meet.
Fadıl, Leyla'nın tutkularını paylaşmak için çaba harcıyordu.Fadil was making an effort to share Layla's passions.
Gerçekten çok çabalıyorum.I'm trying really hard.
Çevrecilerin çabalarına rağmen bölgenin ormansızlaşması devam ediyor.Despite the efforts of environmentalists, the deforestation of the region continues.
Her çaba boşa çıktı.Every effort was in vain.
Bunun çaba göstermeye değer olduğunu mu düşünüyorsun?Do you think it's worth the effort?
Tom'un çabaları başarısızdı.Tom's efforts were unsuccessful.
Benim çabalarım ödüllendirildi.My efforts were rewarded.
Sami konuşmak için çabaladı.Sami struggled to talk.
Sami kendini kurtarmak için çabalıyordu.Sami was struggling to save himself.
Tom çabalıyor, değil mi?Tom is trying, isn't he?
En azından çaba gösterdin.At least you made an effort.
Entropiyi yenemezsin Tom. Beyhude bir çaba bu.You can't beat entropy, Tom. It's a lost cause.
Biraz çaba göster.Put some effort into it.
Çaba olmadan hiçbir şey kazanılamaz.Nothing can be gained without effort.
Niye biraz daha çaba göstermedin?Why didn't you try a bit harder?
Çabaları ödüllendirilmişti.His efforts were rewarded.
IP gibi, en iyi bir çabası, "güvenilmez" bir protokoldür.Like IP, it is a best effort, "unreliable" protocol.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod