Her çaba ödülü hak ediyor.Every effort deserves a reward.
Çabalarınız yakında karşılığını verecek.Your efforts will soon pay off.
Çabalarının başarıyla sonuçlanacağından eminim.I'm sure your efforts will result in success.
Çabalarınız bir gün karşılığını verecektir.Your efforts will pay off one day.
Çabalarınız bir gün meyvesini verecektir.Your efforts will bear fruit someday.
Çabanız uzun vadede ödüllendirilecektir.Your effort will be rewarded in the long run.
İnşallah çabalarınız meyvesini verecektir.I hope your efforts will bear fruit.
Başarı çabalarının sonucudur.The success resulted from your efforts.
Sizin başarınız sizin çabalarınıza bağlıdır.Your success depends on your efforts.
Başarılı olup olmayacağın çabalarına bağlıdır.Whether you will succeed or not depends on your efforts.
Başarısız olmanın nedeni yeterince sıkı çabalamamandır.The reason why you failed is you did not try hard enough.
Sen çabaladın.You tried.
Irk ayrımını ortadan kaldırmaya yönelik çabalarımıza devam edeceğiz.We shall continue our efforts to eradicate racial discrimination.
Bütün çabamız başarısızlıkla sona erdi.All our effort ended in failure.
Tüm çabalarımız boşunaydı.All our efforts were in vain.
Çaba olmadan hiç bir şey kazanılamaz.Nothing can be gained without effort.
Benim çabalarımla devam edeceğim.I will continue with my efforts.
Doktorun tüm çabaları boşunaydı ve adam çok geçmeden öldü.All the doctor's efforts were in vain and the man soon died.
Çabalarımız yakında meyvesini verecek.Our efforts will soon bear fruit.
Luciano, maçtaki ezilen kişi, şampiyona mutevazı pasta yedirmeye çabalıyor olacak.Luciano, the underdog in the match, will be trying to make the champ eat humble pie.
Daha fazla çaba sarf et.Make more efforts.
Kısacası, tüm çabalarımız boşa gitti.In short, all our efforts resulted in nothing.
Çabalarsan, başarırsın.You'll succeed if you try.
Daha fazla çaba sarf etseydin, giriş sınavını geçerdin.If you had made more effort, you would have passed the entrance examination.
Sadece biraz daha çaba sarfetse, başarırdı.With just a little more effort, he would have succeeded.
Biraz daha çabayla.With a little more effort.
Hiç kimse hiçbir şeye çaba olmadan ulaşamaz.No one can achieve anything without effort.
Herkesle geçinmek için çaba göstermelisin.You must make an effort to get along with everyone.
Ben sürekli çabalarının önemini yeniden keşfettim.I rediscovered the importance of constant efforts.
O, kızının erkek arkadaşını kabul etmek için hiçbir çaba harcamadı.He made no effort to accept his daughter's boyfriend.
Hayvan, kafesten çıkmak için çabaladı.The animal struggled to get out of the cage.
Çabalar sonuç getirmedi.The efforts brought about no effect.
Adam çabaları sayesinde işi başarmış olmalı.The man must have succeeded in business by virtue of his efforts.
Çocuk kıyıya ulaşmak için boşuna çabaladı.The boy made vain efforts to reach the shore.
Ülke, dış ticaret açığını telafi etmek için çok çabalıyor.The country is trying hard to make up for her trade deficit.
Şirket iş uygulamalarını geliştirmek için herhangi bir çaba sarfetmedi.The company didn't make any effort to improve its business practices.
Bütün çabalarım boşa gitti.All my pains went for nothing.
Tüm ayrımcılığı ortadan kaldırmak için her türlü çabayı sarf etmeliyiz.We must make every effort to do away with all discrimination.
Jeff ve Mia boşanmayı önlemek için son bir çaba sarfediyorlar.Jeff and Mia are making a last ditch effort to avoid a divorce.
Ben isteğinizi karşılamak için mümkün olan her türlü çabayı yapacağım.I'll make every possible effort to meet your request.
Bu kitap, bugüne kadar onun en iyi çabası.This book is his best effort to date.
Amy ayağa kalkmak için bir çaba sarfetti.Amy made an effort to stand up.
Çocuklarım erken kalkmak için acınacak halde samimi çabalar gösterirler.My children make pathetically sincere efforts to get up early.
Bütün çabalarından sonra bu kez de başarısız oldu.After all his efforts, he also failed this time.
Ne kadar acele edersen et, çaban sadece kovada bir damla.No matter how much you hurry your effort is just a drop in the bucket.
Çaban övgüyü hak ediyor.Your effort deserves praise.
Çalışma çok fazla enerji alır fakat bu çabaya değer.Study takes a lot of energy, but it is worth the effort.
Biz nükleer kriz ile başa çıkmak için mümkün olan tüm çabaları harcıyoruz.We are making all efforts possible to deal with the nuclear crisis.
Kan, çaba, gözyaşı ve terden başka verebilecek hiçbir şeyim yok.I have nothing to offer but blood, toil, tears and sweat.
Başarımız sizin çabalarınıza bağlı.Our success depend on your efforts.
Çabalarımızdan hiçbir sonuç çıkmadı.Nothing has resulted from our efforts.
Biz çabalarız.We try.
Bütün çabalarımıza rağmen, sonuçta hepimiz başarısız olduk.Despite our efforts, we failed after all.
Ona yardım etmek için her çabayı gösterdik.We made every effort to help him.
Merhametliliğini ve kendi adıma çabalarını takdir ediyorum.I appreciate your graciousness and efforts on my behalf.
Başarımı büyü çoğunluğu itibariyle çabalarıma borçluydum.My success was, for the most part, thanks to his efforts.
Tüm çabalarım seninkilerle karşılaştırıldığında hiçbir şey.All my efforts are nothing in comparison with yours.
Ben elimden geldiğince çok çabalayacağım.I will try as hard as I can.
Seviyemi yükseltmek için çaba sarfettim.I made efforts to improve my grades.
Bütün öğleden sonra mutfakta çalışıp çabalıyordum.I've been toiling away in the kitchen all afternoon.