çağırma ile cümle
çağırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Egli mandò i suoi servi a chiamare gli invitati alle nozze, ma questi non vollero venire
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Envió a sus siervos para llamar a los que habían sido invitados a las bodas, pero no querían venir
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Enviou os seus servos a chamar os convidados para as bodas, e estes não quiseram vir.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Han sände ut sina tjänare för att kalla till bröllopet dem som voro bjudna; men de ville icke komma.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Il envoya ses serviteurs appeler ceux qui étaient invités aux noces; mais ils ne voulurent pas venir.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.In pošlje hlapce svoje, naj pokličejo tiste, ki so bili povabljeni na svatovščino; a niso hoteli priti.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.I posłał sługi swe, aby wezwali zaproszonych na wesele; ale nie chcieli przyjść.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.I poslal služebníky své, aby povolali pozvaných na svadbu; a oni nechtěli přijíti.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Ja hän lähetti palvelijansa kutsumaan häihin kutsuvieraita, mutta nämä eivät tahtoneet tulla.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.그 종들을 보내어 그 청한 사람들을 혼인 잔치에 오라 하였더니 오기를 싫어하거늘
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Og han sendte sine tjenere ut for å be de innbudne komme til bryllupet; men de vilde ikke komme.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Og han udsendte sine Tjenere for at kalde de budne til Brylluppet; og de vilde ikke komme.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Und sandte seine Knechte aus, daß sie die Gäste zur Hochzeit riefen; und sie wollten nicht kommen.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.vua sai đầy tớ đi nhắc những người đã được mời đến dự tiệc; nhưng họ không chịu đến.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.vua sai đầy_tớ đi nhắc những người đã được mời đến dự tiệc ; nhưng họ không chịu đến .
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.και απεστειλε τους δουλους αυτου να καλεσωσι τους προσκεκλημενους εις τους γαμους, και δεν ηθελον να ελθωσι.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.и послал рабов своих звать званых на брачный пир; и не хотели придти.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.і післав слуги свої кликати запрошених на весїллє; і не схотїли прийти.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.Той разпрати слугите си да повикат поканените на сватбата; но те не искаха да дойдат.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.וישלח את עבדיו לקרא הקרואים אל החתנה ולא אבו לבוא׃
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.وارسل عبيده ليدعوا المدعوين الى العرس فلم يريدوا ان يأتوا.
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.就 打 發 僕 人 去 、 請 那 些 被 召 的 人 來 赴 席 . 他 們 卻 不 肯 來
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.就 打 發僕 人 去 、 請 那些 被召 的 人來 赴 席 . 他 們卻 不 肯 來
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.C'est comme faire appel à la cavalerie.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.Det är som att kalla fram kavalleriet.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.È come chiamare i rinforzi.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.É como chamar a cavalaria.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.Es como llamar a la caballería.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.Este ca şi cum chemi cavaleria.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.Het is alsof je de cavalerie oproept.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.Je to ako privolávanie nepriateľských vojsk.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.Je to jako deus ex machina.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.마치 구세주를 부른것 같죠.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.Kuin soittaisi ratsuväen hätiin.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.Olyan ez, mintha a lovasságot hívnák segítségül.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.So als würden wir die Kavallerie rufen.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.To jak wezwanie w kawalerii.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.Είναι σαν να καλούμε ενισχύσεις.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.Все едно да повикаш кавалерията.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.Они как экстренная помощь.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.Як підмога.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.כמו לקרוא לחיל הפרשים.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.الأمر أشبه باللجوء إلى سلاح الفرسان.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.ある広告キャンペーンでは
Mendel'e inananlar ve Darwin'e inananlar arasında bir sürü tartışma, bağırıp çağırma vardı.Da gab es eine Patt-Situation, einen großen Streit zwischen den Mendelisten und den Darwinisten.
Mendel'e inananlar ve Darwin'e inananlar arasında bir sürü tartışma, bağırıp çağırma vardı.멘델 신봉자와 다윈 신봉자 사이에 교착 상태, 많은 말다툼과 악감정들이 존재했었습니다.
Mendel'e inananlar ve Darwin'e inananlar arasında bir sürü tartışma, bağırıp çağırma vardı.Споры и разногласия между последователями Менделя, и последователями Дарвина.
Mendel'e inananlar ve Darwin'e inananlar arasında bir sürü tartışma, bağırıp çağırma vardı.היה מתח מאוד גדול, סכסוך רב ותחושה רעה בין המאמינים במנדל, והמאמינים בדארווין.
Mendel'e inananlar ve Darwin'e inananlar arasında bir sürü tartışma, bağırıp çağırma vardı.كان هناك مواجهة، و الكثير من المشاحنات، و الشعور بالإستياء بين اتباع مندل و اتباع داروين
Mendel'e inananlar ve Darwin'e inananlar arasında bir sürü tartışma, bağırıp çağırma vardı.よそよそしさがありました 数々の口論や悪い感情です それが総合説となりました
Meydanlarda selamlanmaktan ve insanların kendilerini ‹Rabbî› diye çağırmalarından zevk duyarlar.a pozdravovania na trhoch, a aby ich ľudia volali: Rabbi! Rabbi!
Meydanlarda selamlanmaktan ve insanların kendilerini ‹Rabbî› diye çağırmalarından zevk duyarlar.A pozdravování na trhu, a aby byli nazýváni od lidí: Mistři, mistři.
Meydanlarda selamlanmaktan ve insanların kendilerini ‹Rabbî› diye çağırmalarından zevk duyarlar.das saudações nas praças, e de serem chamados pelos homens: Rabi.
Meydanlarda selamlanmaktan ve insanların kendilerini ‹Rabbî› diye çağırmalarından zevk duyarlar.e i saluti nelle piazze, come anche sentirsi chiamare "rabbì'' dalla gente
Meydanlarda selamlanmaktan ve insanların kendilerini ‹Rabbî› diye çağırmalarından zevk duyarlar.És a piaczokon való köszöntéseket, és hogy az emberek így hívják õket: Mester, Mester!
Meydanlarda selamlanmaktan ve insanların kendilerini ‹Rabbî› diye çağırmalarından zevk duyarlar.ils aiment à être salués dans les places publiques, et à être appelés par les hommes Rabbi, Rabbi.
Meydanlarda selamlanmaktan ve insanların kendilerini ‹Rabbî› diye çağırmalarından zevk duyarlar.in pozdrave po ulicah ter da jih ljudje imenujejo: Rabi!
Meydanlarda selamlanmaktan ve insanların kendilerini ‹Rabbî› diye çağırmalarından zevk duyarlar.I pozdrawiania na rynkach, i aby je nazywali ludzie: Mistrzu, mistrzu!
Meydanlarda selamlanmaktan ve insanların kendilerini ‹Rabbî› diye çağırmalarından zevk duyarlar.ja tahtovat mielellään, että heitä tervehditään toreilla, ja että ihmiset kutsuvat heitä nimellä `rabbi`.
Meydanlarda selamlanmaktan ve insanların kendilerini ‹Rabbî› diye çağırmalarından zevk duyarlar.시장에서 문안 받는 것과 사람에게 랍비라 칭함을 받는 것을 좋아하느니라