çağır ile cümle
çağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hemen doktor çağırır.Søk veterinær umiddelbart.
Önceki kadrolardan isimler çağırdı.De er etterkommere av fortidens numidere.
Dinleyicilerine seslerini tek olarak birleştirmeye ve tanıdık oktavı birlikte söylemeye çağırıyor.Han ber lytterne om å blande sine stemmer til én og synge den kjente skalaen sammen.
Ama öğrencilerin çağırdığı iblis çoktan gelmiştir.Det er den typen demon som blir tilkalt først av en lærling.
Yalan mıydı? der, beni buraya para koparmak için mi çağırdın?De bød meg å befale at du straks yter gull mot grid.»
Williamson polis çağırmıştır.Andersen arbeidet i politiet.
Las Vegum size çağırıştırır, Las Vegas.Deres VM vil avholdes i Las Vegas.
Recep’i çağırır, ama o da gelmez.Pryderi følger etter og kommer ikke tilbake.
Gertrude, açıklama istemek için Hamlet'i yanına çağırır.Gjertrud kaller inn Hamlet på teppet for å forlange en forklaring.
Tıbbî yardım çağırın.Søk hjelp hos veterinær.
Çok güçlü kuvvetli olması nedeniyle boksör Jack Dempsey'den esinlenilerek Dempsey diye çağırılmaya başlandı.Jack Dempsey er en ciklide som har fått navnet etter bokseren Jack Dempsey.
Beni Adınla Çağır, dünya çapındaki ilk gösterimini 22 Ocak'ta 2017 Sundance Film Festivali'nde gerçekleştirdi.Call Me by Your Name hadde verdenspremiere på Sundance filmfestival 22. januar 2017.
Ama Kral -ruhu Kral Tanrı tarafından hayat yumağına sarılsın- bilgeydi, bilgili bir İsrailoğlu çağırttı.Men den samme Gud har seg allerede i frelseshistorien til det utvalgte folk, Israel, åpenbart.
Bunun üzerine Price Nikolay'dan en iyi adamı çağırmasını ister.Han blir lurt av Nicky til å gi Fanny høyere lønn.
Naziler onu "Herr Major" diye çağırıyorlardı.Bruce kalte ham «Den Gode Sir James».
Buffy ve Anya dövüşürlerken Willow, D'Hoffryn'i çağırır ve o da Anya'yı sorgular.Buffy og Anya sloss helt til de blir avbrutt av Willow, som tilkaller D'Hoffryn.
Örgüt 29 Nisan tarihinde tarafları ateşkese çağırdı.Bataljonen sluttet våpenhvile i Ølen 29. april.
Yatakta Oliver, Elio'ya "Beni adınla çağır ve ben de seni adımla çağıracağım" der.Di tempat tidur, Oliver berkata pada Elio, "panggil aku dengan namamu dan aku akan memanggilmu dengan namaku".
1967 yılında Rodong Sinmun kendisini herkesin annesi şeklinde çağırmıştı.Pada 1967, Rodong Sinmun memujinya sebagai "ibu semua orang".
Her ay başında, Semerkand âlimlerini çağırarak onlarla sohbet ederdi.Bulan kabisat diberi nama dengan menambah aksara 闰 (rùn) di depan nama bulan sebelumnya.
Bir tribün aynı zamanda Senatoyu toplantıya çağırabilir ve teklifler sunabilirdi.Selain itu, tribunus juga bisa memanggil Senat dan mengajukan usulan pada senat.
Altı Arap ülkesi ABD ile diplomatik bağlarını kesti ve Lübnan elçisini geri çağırdı.6 negara Arab memutuskan hubungan diplomatik dengan Amerika Serikat dan Lebanon menarik kedutaan besarnya.
Musa Çağıran (d.Nabi Musa pun mengucapkan salam kepadanya.
Derken, arkadaşlarını çağırdılar.Maka ia mengumpulkan lalu memanggil kaumnya.
Sonra Pete'i çağıralım dedik.David lalu mengunjungi Peter.
1947'de Japon dışişleri bürosu, kendisini istifaya çağırdı.Pada 1947 kantor Kementerian Luar Negeri Jepang memintanya mengundurkan diri, dengan alasan pengurangan staf.
Bunun üzerine Tupã, Xandoré’yi, insanlardan nefret eden şeytanı çağırmış.Ta'awudz adalah doa yang dibaca setelah takbiratul ihram yang isinya adalah meminta perlindungan dari setan.
“Seni neden buraya çağırdığımı biliyor musun?”Sekarang aku ingin tahu, apa sebabnya kamu memanggil aku."
Mordechai Gur'un 55. paraşütçü tümeni Sina Cephesi'nden çağırılmıştı.Brigadir pasukan payung ke-55 Mordechai Gur dipanggil dari front Sinai.
Grimoald kendisine incili öğretmesi için Aziz Corbinian'ı Bavyera'ya 724 yılında çağırdı.Grimoald yang membujuk Santo Korbinian untuk datang ke Bayern pada tahun 724 untuk menginjil.
Hükümdar, onları çağırıp tehdit eder, onlarsa inançlarından ayrılmak istemezler.Maka tanpa adanya amalan, meskipun ada keyakinan dan ucapan, tidaklah disebut beriman.
Divana çıkıp bağırıp çağırdılar.Lalu ia pergi ke luar dan menangis dengan sedihnya."
Böylece Don Giovanni kendi kötü kısmetni kendisi çağırmış olmaktadır.Konon Alessandrolah yang mengajari Don Juan menjadi seorang perayu ulung.
Adventistler Mesih’in kendi izleyicilerini tüm dünyaya ulaşmak için Büyük Görev ile çağırdığına inanırlar.Gereja Advent percaya bahwa Kristus memanggil pengikutnya untuk satu tugas yang disampaikan ke seluruh dunia.
Hiçbir şahit çağırılmadı.Tidak ada saksi yang melihat.
Stark, hava desteği sağlamak için, JARVIS tarafından uzaktan kontrol edilen Demir Adam süitlerini çağırır.Stark mengerahkan semua baju Iron Man-nya yang dikendalikan dari jauh oleh Jarvis sebagai bala bantuan.
Aynı zamanda bu çatışmaların nihai siyasi yerleşim için harici garantiler için çağırır.Panitia akhirnya meminta jaminan keamanan terhadap pembangunan kompleks ini.
Almanya rezerve birliklerini 30 Aralık günü göreve çağırdı.Jerman telah merencanakan serangan pada tanggal 30 Oktober.
Aslında onu annesi çağırmamıştır.Apalagi ibunya tidak dapat dihubungi.
(Kendi aralarında birbirlerini Aslı ve Kerem olarak çağırırlar).Karena menurut keyakinan umat islam semua Nabi melaksanakan salat atas perintah Allah.
Şimdi biz bu fonksiyonu geri çağırıyoruz ve her ikisi monoton artandır .Ciri menarik kedua gulungan ini adalah urutan unik mazmur-mazmur.
Bir gün, kral ölmek üzereyken oğullarını çağırmış ve oklarını getirmelerini istemiş.Kemudian raja Sunda menemui istri dan anaknya dan menyatakan niatnya dan menyuruh mereka pulang.
Fakat dostlarının onu "Skie" diye çağırmasına izin verir.Teman-temannya memanggilnya “Kazu”.
Amacı telefonla yardım çağırmaktır.Untuk bantuan bisa menghubungi telp.
Başka bir gelenek ise bütün çocukları okumaya çağırmaktır.Para pelajar sering dianjurkan untuk membacanya.
Hemen doktor çağırır.Tiba - tiba dokter memanggilnya.
Yatakta Oliver, Elio'ya "Beni adınla çağır ve ben de seni adımla çağıracağım" der.Nằm trên giường, Oliver nói với Elio, "Gọi anh bằng tên em và anh sẽ gọi em bằng tên của anh."
Evlerine giderlerken, arabada yan yana otururlar ve Summer Tom’u evinde yapacağı partiye çağırır.Họ ngồi cạnh nhau trong chuyến đi về nhà, và Summer mời Tom đến một bữa tiệc tại nhà cô.
Vaculík, halkı reform programının uygulanmasında inisiyatif kullanmaya çağırdı.Vaculík kêu gọi người dân đưa ra sáng kiến trong cách áp dụng chương trình cải cách.
Prezidium, aynı zamanda, TsIK'i olağanüstü toplantıya çağırma yetkisine sahipti.Presidium cũng có quyền triệu hồi một phiên bất thường của TsIK.
1967 yılında Rodong Sinmun kendisini herkesin annesi şeklinde çağırmıştı.Năm 1967 Rodong Sinmun ca ngợi cô là "mẹ của tất cả".
Dört ay içerisinde, Fransa teknik direktörü Aimé Jacquet Henry'yi Fransa millî takımına çağırmıştır.Bốn tháng sau huấn luyện viên Aimé Jacquet triệu tập Henry lên đội tuyển quốc gia.
IEC 60086 sistemi R6 boyutu ve ANSIC18 15 boyutunu çağırıyor.Hệ thống IEC 60086 đặt cho nó có kích thước R6, và ANSIC18 đặt cho nó kích thước 15.
Başka bir gelenek ise bütün çocukları okumaya çağırmaktır.Nó cũng là một cách để trẻ em rèn thói quen đọc sách.
Aşağıdaki kalabalık polis çağırır.Một số cảnh sát gục xuống.
Temeraire'ın ismini tam söyleyemez; onu "Temrer" diye çağırır.Chẳng ai địch nổi; chúng sợ gọi ông là thần tướng.
Madonna, annesiyle aynı adı taşıyordu ve bu yüzden aile üyeleri onu "Little Nonni" adıyla çağırıyordu.Vì trùng tên với mẹ, các thành viên trong gia đình thường gọi bà bằng cái tên "Little Nonni".
“Seni neden buraya çağırdığımı biliyor musun?”Sao còn đến thăm ta làm gì?!".
Carol, Therese'yi öğle yemeğine çağırır.Paul mời Kathryn đến dùng bữa tối.
Yasak bir API çağırmak, uygulamanın Windows Mağazasında görünmesini diskalifiye eder.Nếu sử dụng một API bị cấm sẽ khiến ứng dụng không đủ điều kiện xuất hiện trên Windows Store.