çağır ile cümle
çağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bayan seni çağırıyor !The lady you're with is calling you.
Bana ! neden aceleyle çağırdın beni ?Why did you call for me all of a sudden, father?
Bu yüzden, bizi böyle çağırıyorlar,So they call us out and, you know --
Beni buraya beni nutuk okumak için mi çağırdın ?Did you call me here... to lecture me?
Tseng Chien'i çağırın pekiAsk Tseng Chien to come Yes
Tang destek çağırıyorTang has called the police
Ambulans çağırımCall the ambulance
Size sıkıntı verdim. Ambulans çağırmadan iyi olacak mısın?Will you be okay without calling an ambulance?
Ve kesin olarak optik kaynağın onu çağırdığını iddia edemem, çünkü tuzak tam oradaydı.And I can't claim for sure that the optical source brought it in, because there's bait right there.
Eve gittiğimde, yorgunluğumu dindirmesi için bir masör çağırdım.Once home, I called a local masseur to relieve my fatigue.
Neresi ağrıyor? Doktor çağırmayacaksın, değil mi?Where does it hurt? you won't call a doctor, will you?
Çantanda para var. Git ve bir taksi çağır.There's money in your bag, go and hail a taxi.
Kral, 'Sıradaki tanığı çağırın!' Dedi.'Call the next witness!' said the King.
'Sıradaki tanığı çağırın.''Call the next witness.'
- Dedim ya. Neden taksi çağırmadın?I asked you why aren't you taking a taxi?
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.It's like calling in the cavalry.
İkisini birden odasına çağırır.And he called the two of them to his office.
Bir müzik kaydı yöneticisi bana geldi ve beni Nashville, Tennessee'ye bir kayıt yapmaya çağırdı.And a record executive walked up to me and invited me to Nashville, Tennessee to make a record.
Kalbinin içinde bir ses çağırıyor.Inside your heart a voice is calling.
Bir fakülte üyesinin personeli çağırıp,I'll never forget a faculty member calling the staff and saying,
Biliyor musunuz, ben bunu söylediğimde insanlar bana bağırıp çağırıyor diyorlar ki, "Sana ne oluyor?And you know what? When I say this stuff, people scream at me, and they say, "What do you care?
26 tane çocuk çağırdım.I called in 26 children.
Eğer ihtiyaç duyarlarsa nine bulutunu çağırıyorlar.If they want, they can call the granny cloud.
En yakın arkadaşını çağırmadın bile!You didn't even call your best friend!
Nasıl çağırabilirsin beni böyle... ...bir yere?How could you call me over to such a place... like this?
Bunu 5.8 diye çağıracağım.I'm going to call this a 5.8.
Asında benim arkadaşlarımı çağırsalar onlar.... neyse anladınız ne demek istediğimi.If they call back any of my friends, they're not going to... Well, you see the story.
Tanıdığımız tüm sosyal yatırımcıları çağırmıştık.And we called all of the social investors we know.
Tamam anladım şimdi ! sen işine bak istediğiniz zaman beni çağırabilirsinizOk, I got it ! go your work! You can call me any time
takviye gerekebilir Gong'un adamlarını da çağırın iri olanlardanit may need to reinforce call the Gong's men, too huge ones
- Alev halatları çağırın ! - peki !- Call the flaming union! - ok !
Yardım çağırmalıyız!" diyordu bana.We've got to get some help."
"Yardım çağırmalıyız." Ve ben düşünüyordum:We've got to get help."
"Yardım çağırmalıyım. Kendimi toplamalıyım."And I'm thinking, "I've got to get help.
Tamam. Öyleyse yardım çağırmalıyım.So I've got to call help.
Şehrin en dikkat çekici konuşmacılarını çağırdık:We called the city's most remarkable speakers:
Arada Carr Hanım beni çağırır ve "Bryan, Parks Hanım şehre geliyor.And every now and then Ms. Carr would call me, and she'd say, "Bryan, Ms. Parks is coming to town.
Doktor çağırın!Call the doctor!
(Kahkaha) Çünkü gayet kimse sizi çağırmaz.If you work in education, you're not asked. (Laughter)
Yerel bir gazeteciyi çağırdıTitus was a restaurant manager He was 31 years old. He lived in Seattle, WA
Ambulans çağıran var mı?Did anybody call the ambulance?
Biri ambulans çağırsın!Someone call the ambulance!
Ambulans çağıran oldu mu?Did someone call the ambulance?
Biri çağırmış olmalı.Someone must have.
Kimse çağırmadı mı?No one called?
Sanırım, dırdırcı bir Doğu Avrupalı olarak buraya karamsarı oynamam için çağırıldım.I think, as a grumpy Eastern European, I was brought in to play the pessimist this morning.
Ve 23 yıl sonra, bizi gerçekleştirmemiz için çağırdılar -- bu fikri uyguluyoruz.And 23 years after, they called us to develop -- we're developing this idea.
JULIET Nasıl şimdi, kim çağırır?JULlET How now, who calls?
Bu bazı rağmen benim çağırma metresi 'adı altında, adil ve dürüst veThat were some spite: my invocation Is fair and honest, and, in his mistress' name,
Ben içindeki bazı ses duyacaksınız: sevgili sevgi, Adieu - [Hemşire içinde çağırır.]I hear some noise within: dear love, adieu!-- [Nurse calls within.]
ROMEO ismimi çağırıyor ruhumu:ROMEO It is my soul that calls upon my name:
Marry, alana daha önce gitmek, onun takipçisi olacağım, bu anlamda ibadet onu insanın çağırabilir.Marry, go before to field, he'll be your follower; Your worship in that sense may call him man.
Ve dünyanın sürgün, ölüm, daha sonra sürgün ölüm yanlış-term'd: ölüm sürgün çağıran,And world's exile is death,--then banished Is death mis-term'd: calling death banishment,
ROMEO Ama sevinç geçmişte sevinç, beni dışarı çağırırROMEO But that a joy past joy calls out on me,
Kadar yüksek sesle çağırır eczacı?APOTHECARY Who calls so loud?
Öfke için beni çağıran kafamın üzerine başka bir günahı olmayan koyun:Put not another sin upon my head By urging me to fury:
Babanı çağır kahvaltıya gelsin.Call your father to breakfast!
Seni birkimse olarak çağırmak isterler ve sana birkimse ismi verirler.They want to call you somebody and they gave you a somebody name.
Kim seni doktor diye çağıracak?Who would call you "doctor"?
Hastalarım beni doktor diye çağırabilirdi mesela.My patients would call me "doctor."