Köpeğini nasıl çağırıyorsun?How do you call your dog?
Neden bizi çağırıyorsun?Why are you calling us?
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?Do you open your eyes on such a one, and bring me into judgment with you?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?"Why do you call me, 'Lord, Lord,' and don't do the things which I say?
‹‹Siz beni Öğretmen ve Rab diye çağırıyorsunuz. Doğru söylüyorsunuz, öyleyim.You call me, 'Teacher' and 'Lord.' You say so correctly, for so I am.
Sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.You are surely calling them to the right path.
Gerçekten sen onları dosdoğru olan bir yola çağırıyorsun.You are surely calling them to the right path.
Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar.You are surely calling them to the right path.
Şu bir gerçek ki, sen onları dosdoğru bir yola çağırıyorsun.You are surely calling them to the right path.
Gerçek şu ki sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.You are surely calling them to the right path.
Sen gerçekten onları dosdoğru bir yola çağırıyorsun.You are surely calling them to the right path.
Kuşku yok ki sen onları dosdoğru yola çağırıyorsun.You are surely calling them to the right path.
Nedir başıma gelen? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz."What is the matter with me that I call you towards salvation whereas you call me towards hell?”
Sebep ne ki; ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz."What is the matter with me that I call you towards salvation whereas you call me towards hell?”
Nedir bu hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz.What is the matter with me that I call you towards salvation whereas you call me towards hell?”
Ey kavmim, neden ben sizi kurtuluşa çağırdığım halde siz beni ateşe çağırıyorsunuz?O my people, how is it with me, that I call you to salvation, and you call me to the Fire?
"Ey kavmim, ne oluyor ki ben sizi kurtuluşa çağırıyorken, siz beni ateşe çağırıyorsunuz."O my people, how is it with me, that I call you to salvation, and you call me to the Fire?
"Ey toplumum! Sebep ne ki; ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz."O my people, how is it with me, that I call you to salvation, and you call me to the Fire?
"Ey halkım, neden ben sizi kurtuluşa çağırırken siz beni ateşe çağırıyorsunuz?"O my people, how is it with me, that I call you to salvation, and you call me to the Fire?
Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz.How is it that I call you to salvation while you call me to the Fire!
Ben sizi kurtuluşa dâvet ederken, siz tutup beni ateşe çağırıyorsunuz!”How is it that I call you to salvation while you call me to the Fire!
İyilik ve mutluluk için bizi çağırıyorsunuz.To goodness and happiness thou callest us.
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?A ešte i na takého otváraš svoje oči a mňa uvodíš so sebou v súd!
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?A však i na takového otvíráš oko své, a mne uvodíš k soudu s sebou.
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?Dầu vậy , Chúa còn để_mắt trên người ấy , Và khiến tôi đến chịu Chúa xét_đoán sao ?
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?Dầu vậy, Chúa còn để mắt trên người ấy, Và khiến tôi đến chịu Chúa xét đoán sao?
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?Endog over en sådan holder du dine øine åpne, og mig fører du frem for din domstol!
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?Et c`est sur lui que tu as l`oeil ouvert! Et tu me fais aller en justice avec toi!
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?In nad takim še odpiraš oko svoje, in mene vodiš v sodbo s seboj?
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?Ja sellaista sinä pidät silmällä ja viet minut käymään oikeutta kanssasi!
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?이와 같은 자를 주께서 눈을 들어 살피시나이까 나를 주의 앞으로 이끌어서 심문하시나이까
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?Még az ilyen ellen is felnyitod-é szemeidet, tennen magaddal törvénybe állítasz-é engem?
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?Moet U op die kwetsbare mens Uw blik richten en hem ter verantwoording roepen?
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?Och till att vakta på en sådan upplåter du dina ögon, ja, du drager mig till doms inför dig.
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?Og på ham vil du rette dit Øje, ham vil du stævne for Retten!
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?Şi asupra lui ai Tu ochiul deschis! Şi pe mine mă tragi la judecată cu Tine!
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?Sobre esse tal abres os teus olhos, e a mim me fazes entrar em juízo contigo?
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?¿Sobre uno así abres tus ojos, y lo traes a juicio contigo
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?Tu, sopra un tal essere tieni aperti i tuoi occhi e lo chiami a giudizio presso di te
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?Und du tust deine Augen über einen solchen auf, daß du mich vor dir ins Gericht ziehest.
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?Wszakże i na takiego otwierasz oczy twoje, a przywodzisz mię do sądu z sobą.
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?Ya Allah, masakan Engkau mau memandangku, dan menghadapkan aku ke pengadilan-Mu
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?Και επι τοιουτον ανοιγεις τους οφθαλμους σου, και με φερεις εις κρισιν μετα σου;
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?И върху такъв ли отваряш очите Си, И ме караш на съд с Тебе?
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?И на него-то Ты отверзаешь очи Твои, и меня ведешь на суд с Тобою?
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?אף על זה פקחת עינך ואתי תביא במשפט עמך׃
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?فعلى مثل هذا حدقت عينيك واياي احضرت الى المحاكمة معك.
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?這 樣 的 人 你 豈 睜 眼 看 他 麼 . 又 叫 我 來 受 審 麼
Gözlerini böyle birine mi dikiyorsun, Yargılamak için önüne çağırıyorsun?這樣 的 人 你 豈睜 眼看 他 麼 . 又 叫我 來受 審麼
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?A čo ma voláte: Pane, Pane, a nečiníte, čo hovorím?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?Co pak mi říkáte: Pane, Pane, a nečiníte, což pravím?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?De ce-Mi ziceţi: ,Doamne, Doamne!` şi nu faceţi ce spun Eu?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?E por que me chamais: Senhor, Senhor, e não fazeis o que eu vos digo?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?Hoe haalt u het in uw hoofd Mij 'Here' te noemen? U doet niet eens wat Ik zeg.
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?Kaj pa me imenujete: Gospod, Gospod, pa ne delate, kar pravim?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?너희는 나를 불러 주여 주여 하면서도 어찌하여 나의 말하는 것을 행치 아니하느냐
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?"Mengapa kalian memanggil Aku, 'Tuhan, Tuhan,' tetapi tidak melakukan apa yang Kukatakan kepadamu
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?Men hvorfor kalde I mig Herre, Herre! og gøre ikke, hvad jeg siger?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?Men hvorfor kaller I mig Herre, Herre, og gjør ikke det jeg sier?
‹‹Niçin beni ‹Ya Rab, ya Rab› diye çağırıyorsunuz da söylediklerimi yapmıyorsunuz?Men varför ropen I till mig: 'Herre, Herre', och gören dock icke vad jag säger?