çağı ile cümle

çağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Monterrey, çağı yakalamış ve zengin bir şehirdir.Za jego czasów Cezarea była potężnym i zamożnym miastem.
Biz, çağımızın yüzüyüz.Zwierciadło czasów minionych.
Yangın sonrası dönemde tiyatronun altın çağı başladı.Udał się tam w momencie, gdy rozpoczęła się gorączka złota.
Çünkü zihin kafiyeli ifadeleri iyi çağırır.Człowiek intuicyjnie wyczuwa, co jest dobre.
Erken Tunç Çağı tabakasında iri taşlardan yapılmış 1,5 metre kalınlıkta bir duvar açığa çıkarılmıştır.Dawniej na wierzchołku pomnika znajdowała się podświetlona 1,5-metrowa czerwona gwiazda.
Kılıç benzeri tuttuğu diş silahlarıyla kendini diş savaşçısı olarak çağırır.Nazywany jest Zębowym Wojownikiem ze względu na przybory dentystyczne w jego mieczu.
Ayrıca çağırı 1.10'da eklenmiştir daha önceki sürümderde bulunmaz.Od godziny dziesiątej nie zaganiano już więcej do nas, jedynie w wyżej wspomniany kąt.
Endülüs dönemi aynı zamanda İspanya'daki Yahudi kültürünün altın çağının da var olmasını sağlamıştır.Jego twórczość należy do złotego okresu kultury żydowskiej w Hiszpanii.
Sonra Pete'i çağıralım dedik.Zastąpił go Pete.
Geç bronz veya erken demir çağına uzanır.Wstępnie datowane na okres epoki brązu i wczesną epokę żelaza.
Rönesansla birlikte Avrupa'da nekromansi, kara büyü ve ruh çağırma ile bir tutulmaya başlandı.W Europie średniowiecznej wierzono, że czosnek chroni przed czarną magią i wampirami.
O günkü bu olayın akabinde müdür beni çağırdı ve babamı çağırmamı söyledi.Królewna opowiedziała o tym ojcu, który kazał go wezwać.
Rodolfo Wurm'ü kendiyle hemen bir düelloya çağırır.Wyzywa Rodryga na pojedynek.
Çocuk ergenlik çağına giremez.Chłopiec nie przeżył jednak niemowlęctwa.
Gloin üçüncü çağın 2783. yılında doğdu.Urodził się w 2788 roku Trzeciej Ery.
Ayrıca bir de Demir Çağı mezarları açılmıştır.W początkowym okresie epoki żelaza tworzono tutaj zbiorowe groby.
Her ay başında, Semerkand âlimlerini çağırarak onlarla sohbet ederdi.Miesiąc ten nie mógł zostać błędnie przepisany gdyż był on przedstawiony w formie słownej.
Erken Tunç Çağı'na ait birçok yapı katı saptanmıştır.Zachowała się dość dobrze część dawnych zabudowań gospodarczych.
Buna rağmen Naziler birliği aynı isimde çağırmaya devam ettiler.Działały one w republikach związkowych poprzez komisariaty o tej samej nazwie.
Biel ailesi, onun çocukluk çağında sık sık taşınmıştır.Rodzina Bliss często się przeprowadzała.
Yeryüzü geçmişinde en azından beş başlıca buz çağı bulunmaktadır.Za 5 milionów lat na Ziemię powróciła epoka lodowcowa.
Giles ise evinde, Anyanka adlı intikam iblisini çağırır.Pojawia się wtedy Anyanka, demon zemsty.
Sonra ona yiyecek bir şeyler getirmesi için benim evimden birini çağırdım.Potem znalazł go pies, który przynosił mu pożywienie.
İlk yerleşim Tunç Çağı'nda kuruldu.Linia powstała w okresie przedwojennym.
Adam Mickiewicz delikanlılık çağındaki hareketli yaşantısını ölümüne kadar sürdürdü.Adam Mickiewicz wcześnie zajął się działalnością przekładową.
Bunun üzerine Hirodes yıldızbilimcileri gizlice çağırıp onlardan yıldızın göründüğü anı tam olarak öğrendi.Wtedy Herod przywołał potajemnie Mędrców i wypytał ich dokładnie o czas ukazania się gwiazdy.
Kulübün altın çağı 2002 yazında Slaviša Stojanovic'in takımın başına getirilmesiyle başladı.Okres świetności klubu rozpoczął się latem 2002 roku, gdy trenerem został Slaviša Stojanovič.
Çanak çömlek buluntuları Kökten tarafından Batı Anadolu Erken Tunç Çağı kültürü içinde yorumlanmaktadır.Nok uznawana jest przez badaczy za najwcześniejszą kulturę używającą żelaza w obrębie Afryki Zachodniej.
Patlama 10 kilometre çağında bir kaldera yaratmıştır.Wybuch utworzył kalderę o średnicy 10 km.
Babası onu Starbuck olarak çağırmaktadır.Rodzice nazwali go Stuartem.
Robert, savaşma çağındaki tüm erkekleri ıslah ettiği ordusunda askere aldı.W konsekwencji zginęli też wszyscy żołnierze, których Harry uratował w czasie wojny.
Erken Tunç Çağı yerleşmesi vardır.Wcześnie rozpoczyna się okres przymrozków.
O, ölümcül 4 yönlü tekrar cümlesini çağırdı, ancak başarısız oldu.Zagrał team w czterech spotkaniach, ale nie udało mu się zdobyć punktu.
Çığrale, çağır hele, çağırır mısın.Następnie wygłaszane są wezwania Przyjdźcie, pokłońmy się.
Ancak bu okullar, okul çağındaki çocukların eğitildiği öbür okullardan pek farklı değildi.Jednak programy te nie przystawały w pełni do zadań, jakie wypełniać miała nowo powstała szkoła.
Bu bağlamda yüzey araştırmalarında ve kazılarda Erken Demir Çağı çanak çömleği buluntusuna ulaşılmamıştır.Społeczność naukowa tamtych czasów nie chciała wierzyć w jego opowieści o śniegu i lodzie tak blisko równika.
Elendil, İkinci Çağın 3119 yılında Númenor'da doğdu.Założone zostało najpewniej przez Elendila w 3320 roku Drugiej Ery.
Simon'a Sebastian'ın planlarını anlatır ve yardım çağırır.Informuje przyjaciół o stanie Artura i prosi o pomoc.
İnsanları kendi anadilini kullanmaya çağırır. ^ "Moldova: Limba noastră".O użyciu łącznika w nazwach miejscowych. „Język Polski”.
Bu durum ona Senato'yu toplantıya çağırma hakkı veriyordu.Odpowiedź brzmiała, żeby swą prośbę do senatu skierował.
Tom bir doktor çağırdı.Tom wezwał lekarza.
Tom beni geri çağırdı.Tom zawołał mnie z powrotem.
Artık insanların çağı başlamıştır.Nu har hans stjärna längesedan bleknat."
Vaculík, halkı reform programının uygulanmasında inisiyatif kullanmaya çağırdı.Vaculík uppmanade folket att se till att genomföra reformprogrammet.
Mayakovski, hala Sovyetlerin en iyisi ve çağımızın en yetenekli şairidir.Majakovskij är fortfarande den bästa och mest begåvade poeten i vår sovjetepok.
“Seni neden buraya çağırdığımı biliyor musun?”Hur kommer det sig egentligen, att ni nu är här?"
TV serilerinde hiçbir zaman tam adıyla çağırılmamıştır.Hans riktiga namn avslöjas aldrig i serien.
Aslında onu annesi çağırmamıştır.Eftersom jag inte har ringt mamma än.
Ailesi bir şeyler yemesi için çağırdığında pirinçli çay istedi ve "Bu lezzetli" dedi.Efter att hennes föräldrar hade uppmanat henne att äta någonting begärde hon te och ris och sa "det är bra".
Hemen doktor çağırır.Det är lämpligt att genast kontakta läkare.
Normalde doğumdan 3 ila 5 sene sonra ve en geç ergenlik çağı sırasında kaybolur.Den försvinner normalt tre till fem år efter födseln och är i de allra flesta fall borta vid puberteten.
Narayan Udaipur'da doğdu ve sarangi çalmayı çocukluk çağında öğrendi.Narayan föddes i Udaipur och lärde sig spela sarangi i tidig ålder.
Hiçbir şahit çağırılmadı.Inga vittnen var närvarande.
Bir gün, kral ölmek üzereyken oğullarını çağırmış ve oklarını getirmelerini istemiş.En dag, när han kände döden komma närmare, kallade han på sina söner och bad dem att ta med sig pilar.
Höyük, MÖ 3. binyıl sonunda, Erken Tunç Çağı'nda iskan edilmeye başlanmıştır.En sjätte och sista motattack drevs tillbaka under tidig eftermiddag.
Aynı yıl Ekim'de oğlu Çağın doğdu.I april samma år föddes hennes son.
Truva yerleşimi Neolithic çağ ile başlar ve Demir çağı içinde devam ederek ilerler.Bosättningen i Troja börjar i neolitisk tid och pågår in i järnåldern.
Bulunan tek bir parça ise Alişar ve Çiçekdağı Erken Tunç Çağı malına benzer.Arten är en allätare och har troligen frukter som främsta föda.
Savcı Yüzbaşı John Green, Slovik’in firar etme isteğinden bahsettiği kişileri şahit olarak çağırır.Åklagaren kapten John Green presenterade vittnen som Slovik hade uppgett sina avsikter att fly för.
Hedef kitlesi ilköğrenim çağındaki çocuklardır.Målgruppen är barn i förskoleåldern.

İlgili Sayfalar