çırak ile cümle

çırak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Çırak programındaki birisi gibi kollarını uzatmıştı.Ръката му беше протегната, като някой от "Чиракът".
Çırak programındaki birisi gibi kollarını uzatmıştı.וידו היתה מושטת כמו דמות מהסדרה "המתמחה".
Çırak programındaki birisi gibi kollarını uzatmıştı.وكانت ذراعه ممدودة مثل رجل خرج من برنامج "The Apprentice"
Çırak programındaki birisi gibi kollarını uzatmıştı.男は手を差し伸べました 自分が正気だと
İşe Macar bir zanaatkarın yanında çırak olarak başladım.저는 헝가리인 공예가 밑에서 견습공으로 도예를 시작했습니다.
İşe Macar bir zanaatkarın yanında çırak olarak başladım.Спочатку я навчалася в угорського ремісника,
İşe Macar bir zanaatkarın yanında çırak olarak başladım.התחלתי כשולייה תחת מאסטר הונגרי,
İşe Macar bir zanaatkarın yanında çırak olarak başladım.بدأت كتلميذة لدى حرفي هنقاري
İşe Macar bir zanaatkarın yanında çırak olarak başladım.中世のギルドシステムを学ぶことができました
İş verenleri, sendikaları, kamu sektörünü çıraklık ve iş eğitimi konusunda bir araya getirdi.Unen a los empresarios, a los sindicatos y al sector público con aprendizaje y formación para el empleo.
Kes. Ben çırak almam.Minä en ota oppilaita.
Lonca sistemi: yani ben bir çırakken iyi bir çömlek üstadı olabilmek için çıraklık etmem gerekiyordu.Gildensystem bedeutet: Als Lehrling musste ich in die Lehre gehen, um Keramikmeisterin zu werden.
Lonca sistemi: yani ben bir çırakken iyi bir çömlek üstadı olabilmek için çıraklık etmem gerekiyordu.Hệ thống phường hội: đó là khi tôi là người học nghề, I phải tự học để trở thành một nghệ nhân làm gốm.
Lonca sistemi: yani ben bir çırakken iyi bir çömlek üstadı olabilmek için çıraklık etmem gerekiyordu.중세의 길드 시스템에 의하면 마스터 도예가가 되려면 반드시 견습공 과정을 걸쳐야 하기 때문에 저는 마스터 도예가가 되기 위해 견습공으로 일을 시작을 했습니다.
Lonca sistemi: yani ben bir çırakken iyi bir çömlek üstadı olabilmek için çıraklık etmem gerekiyordu.System gildii: to znaczy, że gdy byłam terminatorem, musiałam odbyć praktykę, by zostać mistrzem ceramiki.
Lonca sistemi: yani ben bir çırakken iyi bir çömlek üstadı olabilmek için çıraklık etmem gerekiyordu.Гилдията : когато бях чирак трябваше да чиракувам, за да стана добър грънчар.
Lonca sistemi: yani ben bir çırakken iyi bir çömlek üstadı olabilmek için çıraklık etmem gerekiyordu.שיטת הגילדה: זה אומר שאני הייתי שולייה הייתי חייבת להיות שולייה כדי להיהפך למאסטרית בקדרות.
Lonca sistemi: yani ben bir çırakken iyi bir çömlek üstadı olabilmek için çıraklık etmem gerekiyordu.ما أعنيه بنظام النقابة، هو أنه عندما كنت تلميذة كان يجب علي أن أتمرن من نفسي لأصبح خبيرة في صناعة الفخار
Lonca sistemi: yani ben bir çırakken iyi bir çömlek üstadı olabilmek için çıraklık etmem gerekiyordu.陶芸のマイスターを目指すなら まず見習いから始めなければならなかったのです 私が学び 教わった工房では 伝統的なヒエラルキーがあり
Ne diyorsunuz? Bu seferlik bir çırak alır mısınız?Co pan na to, żeby ten jeden raz przyjąć praktykantkę?
Ne diyorsunuz? Bu seferlik bir çırak alır mısınız?Miten on, jos ottaisitte kerrankin oppilaan?
Ne diyorsunuz? Bu seferlik bir çırak alır mısınız?Τι λέτε; Δεν αξίζει να την πάρετε για μαθητευόμενη;
O yolculuk benim kutup çıraklığım gibiydi.Aceasta a fost ucenicia mea polară.
O yolculuk benim kutup çıraklığım gibiydi.Było to moje pierwsze spotkanie z biegunem
O yolculuk benim kutup çıraklığım gibiydi.C'était mon apprentissage polaire.
O yolculuk benim kutup çıraklığım gibiydi.Das war quasi meine Polarlehre.
O yolculuk benim kutup çıraklığım gibiydi.Dit was voor mij als een poolstage.
O yolculuk benim kutup çıraklığım gibiydi.Era como mi práctica en el polo.
O yolculuk benim kutup çıraklığım gibiydi.È stato il mio apprendistato sul Polo.
O yolculuk benim kutup çıraklığım gibiydi.Ez volt az én sarki tanoncságom.
O yolculuk benim kutup çıraklığım gibiydi.Foi a minha aprendizagem polar.
O yolculuk benim kutup çıraklığım gibiydi.Itu seperti kesempatan bagi saya untuk magang.
O yolculuk benim kutup çıraklığım gibiydi.저는 그때 마치 북극탐험 견습생 같았습니다.
O yolculuk benim kutup çıraklığım gibiydi.Tôi giống như là đi học việc.vậy thôi.
O yolculuk benim kutup çıraklığım gibiydi.Това беше нещо като моето полярно обучение.
O yolculuk benim kutup çıraklığım gibiydi.Це було щось на зразок мого стажування на полюсі.
O yolculuk benim kutup çıraklığım gibiydi.Это было моим "полярным ученичеством".
O yolculuk benim kutup çıraklığım gibiydi.זה היה מסע החניכה שלי אל הקוטב.
O yolculuk benim kutup çıraklığım gibiydi.كان هذا شبيه بما تعلمته خلال تجربتي القطبية.
O yolculuk benim kutup çıraklığım gibiydi.ここにあるセヴェルナヤ ゼムリャ諸島から
Usta da, çırak da umutsuz vaka.Både mästare och lärling är utom allt hopp.
Usta da, çırak da umutsuz vaka.Dla mistrza, jak i dla ucznia nie ma już nadziei.
Usta da, çırak da umutsuz vaka.Mestari ja oppilas ovat toivottomia.
Usta da, çırak da umutsuz vaka.Mester og lærling er uden håb.
Usta da, çırak da umutsuz vaka.Nem mestra nem aprendiz têm remédio.
Usta da, çırak da umutsuz vaka.No tenemos remedio.
Usta da, çırak da umutsuz vaka.Sia il maestro che l'allievo sono senza speranza.
Usta da, çırak da umutsuz vaka.Δάσκαλος και μαθητής δεν έχουν ελπίδα.
Usta da, çırak da umutsuz vaka.И учитель, и ученик безнадёжны.
Ve sonunda çıraklığımı ahlaklı davranış ve başarıyla tamamladığıma dair bir belge aldım.I w końcu otrzymałam dokument potwierdzający odbytą praktykę i moralność mojego zachowania.
Ve sonunda çıraklığımı ahlaklı davranış ve başarıyla tamamladığıma dair bir belge aldım.드디어 저는 견습공 과정을 성공적으로 수료했을 뿐만아니라 견습공 과정 중 도덕적인 생활도 했다는것도 증명해 주는
Ve sonunda çıraklığımı ahlaklı davranış ve başarıyla tamamladığıma dair bir belge aldım.Врешті решт я отримала документ про успішне завершення навчання ремісництву.
Ve sonunda çıraklığımı ahlaklı davranış ve başarıyla tamamladığıma dair bir belge aldım.ולבסוף, קיבלתי מסמך שאני סיימתי את תקופת השולייה שלי בהצלחה,
Ve sonunda çıraklığımı ahlaklı davranış ve başarıyla tamamladığıma dair bir belge aldım.وفي النهاية حصلت على وثيقة تنص بأنني أنجزت عملي كتلميذة بنجاح
Ve sonunda çıraklığımı ahlaklı davranış ve başarıyla tamamladığıma dair bir belge aldım.見習い期間を立派に終了し 道徳的に行動したことで この証書が授与されたの
Yani bu insanlar, biyomimikçiler, doğanın çıraklarıdır.그러니 [의생학자]라 불리는 이 사람들은, 자연의 제자(Apprentice, 徒弟)들인 셈입니다.
Yani bu insanlar, biyomimikçiler, doğanın çıraklarıdır.Así que estas personas, los biomiméticos, son aprendizes de la naturaleza.
Yani bu insanlar, biyomimikçiler, doğanın çıraklarıdır.Deze mensen, de biomimics, zijn dus de leerlingen van de natuur.
Yani bu insanlar, biyomimikçiler, doğanın çıraklarıdır.Diese Menschen, die Naturnachahmer, sind Lehrlinge der Natur.
Yani bu insanlar, biyomimikçiler, doğanın çıraklarıdır.Donc ces gens, les pratiquants du biomimétisme, sont les apprentis de la nature.

İlgili Sayfalar