çırak ile cümle

çırak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Çırak tembel.The apprentice is lazy.
Tom çırak olarak on yıl geçirdi.Tom spent a decade as an apprentice.
Her çırak kendi işini yapmalı.Every apprentice must do their own work.
Tom bir çıraklık eğitimini tamamladı.Tom completed an apprenticeship.
İlkokul beşinci sınıftan sonra yaz tatillerinde onların yanında çıraklık yaptım.After fifth grade in primary school I would spend my summer vacations as their apprentice.
Okulu bırakmış ve Mısır’a gitmeden önce Swiss otel sahibinin yanına çırak olarak verilmiştir.He left the school and was apprenticed to a Swiss hotelier for a time, before moving to Egypt.
Defterhaneye çırak olarak girdi ve başdefterdarlığa kadar yükseldi.It performed well at the box office and elevated Dunaway to stardom.
Oyunculuk işi bulmaya çalışırken Walt Disney Studios'ta makyaj üzerine çıraklık yapmaya başladı.Struggling to find an acting job, he began a makeup apprenticeship at Walt Disney Studios.
Fırıncı olarak çıraklık yaptıktan sonra 1945'ten 1948'e kadar antrenör olarak görev yaptı.After his apprenticeship as a baker, he worked from 1945 to 1948 as a coachman.
Neyse ki cenaze levazımatçısı Mr. Sowerberry’nin yanına çırak olarak verilir.The violent behavior of the orphan is duly brought to the notice of Mr. Sowerberry.
Daha sonra ise Art Students League of New York'ta Paul Manship'e çıraklık yapmıştır.Later he studied at the Art Students League of New York and was apprenticed to Paul Manship.
Ticari bir çıraklıktan sonra federal muhasebeci diploması aldı.After a commercial apprenticeship, Maurer received a federal accountant's diploma.
30 Temmuz: Vincent Lahey'de Goupil & Cie'de çırak olarak işe başladı.July 30: Vincent starts apprenticeship with Goupil & Cie, The Hague.
Sonunda ressamlık ve mozaik yapmayı öğrenmek için "Alessio Baldovinetti" yanına çırak olarak girdi..He was eventually apprenticed to Alesso Baldovinetti to study painting and mosaic.
Daha sonra kardeşi Cemal ile birlikte bir saraç dükkânında çıraklığa başladı.Thereafter, along with his brother Cemal, he embarked on an apprenticeship in a saddle shop.
1919-1922 yılları arasında Königsbronn'da ahşap işçisi Robert Sapper'ın yanında çıraklık yaptı.Between 1919 and 1922, he was apprenticed to master woodworker Robert Sapper in Königsbronn.
Bir öğrenci bir çırak olması gereklidir.The student must be an amateur.
Pehlivanlıkta olduğu gibi cazgırlıkta da usta-çırak geleneği vardır.Gűnűműzde Geleneksel Tűrk Sanati.
Demirci ve kalaycılar bu işleri yapmak için körükçü çırakları kullanırlardı.Snow ploughs and blowers needed to be used for that purpose.
Ardından müzenin ahşap oymacısı Abel Brown'ın çıraklığını yamaya başlamıştır.He then became an apprentice for the museum wood-carver Abel Brown.
Usta çırak ilişkisi içinde bir "alaylı" olarak gelişimini sürdürdü.Ember appeared to have some kind of "relationship" with Tridart.
Siena'da doğan di Giorgio, Vecchietta'nın yanında çıraklık yaparak ressamlığı öğrenmiştir.Born in Siena, he apprenticed as a painter with Vecchietta.
Daha sonra gömlek ustalığı, ayakkabıcı çıraklığı gibi çeşitli işlerde çalıştı.He would then go to work for several hours as a shochet.
Küçük bir çocukken Agostino Carracci'nin yanında çırak olarak çalıştı.Others state he was a follower of Agostino Carracci.
Harold Meadows (Harold Lloyd), terzi olan amcasının yanında çıraklık yapan fakir bir gençtir.Harold Meadows (Lloyd) is a tailor's apprentice for his uncle in Little Bend, California.
Nesilden nesle ustadan sadece tek bir öğrenciye (çırak) aktarıldı.Skipping a student is just the opposite.
Bu işlemler usta-çırak ilişkisiyle devamlılığını günümüze kadar sürdürmüştür.This lineage still exits with relationships maintained to this day.
Oyuncu, çırak olarak galaksi üzerinde barışı sağlayan çeşitli görevlere gönderilir.Jaden is then dispatched on various peace-keeping missions across the galaxy.
Sen benim genç bir çırak olduğumu düşünüyorsun.You consider me a young apprentice
Çırak programındaki birisi gibi kollarını uzatmıştı.And he had his arm outstretched like someone out of The Apprentice.
O yolculuk benim kutup çıraklığım gibiydi.This was like my polar apprenticeship.
Bir çırak olarak da, bilirsiniz, böyle yapılır.Being an apprentice, you know, you do that.
Yani bu insanlar, biyomimikçiler, doğanın çıraklarıdır.So these people, biomimics, are nature's apprentices.
Bir çırak olarak yaptığım iş çok temeldi.The work as an apprentice was very primitive.
Ben orada gerçekten bir çırak gibi çalıştım.And there I really worked as an apprentice.
Bana sadece ustayla çırak arasındaki bir ilişki olduğunu söylersen, yemem!Don't just try to say it's just a teacher-student relationship, I won't fall for it.
Ailesiyle çok yakınlaştığım harika bir arıcının yanında çıraklık yaptım.I was apprenticed to a wonderful beekeeper whose family I became very close to.
Kadınlar bazen el sanatlarında çıraklık yapabilir ama loncalara katılamazlardı.In crafts, women could sometimes be apprentices, but they could not join guilds in their own right.
Çırak 1, AÇG sahasından Ham Petrol üretmektedir.Chirag 1 has been producing the Early Oil from the ACG field.
Batı Çırak, AÇG projesinin bir uzantısı olarak planlanmaktadır.West Chirag is planned as an extension of ACG project.
Batı ÇırakWest Chirag
Proje yönetimi, Batı Çırak üretiminin 2014'ün ikinci çeyreğinde başlamasını planlıyordu.Project management plans West Chirag production to start in the second quarter of 2014.
Çırak-1 ve Ham Petrol ProjesiChirag-1 and Early Oil Project
Çırak 1 tesisleri şunları içerir:Chirag 1 facilities include:
Parisli oymacı Pierre Daret'e çıraklık yaptı.He was apprenticed to the Parisian engraver Pierre Daret.
Şehir Tanrısı Tapınağı yakınlarındaki bir resim çerçeveleme dükkanında çırak olarak çalıştı.He worked as an apprentice in a picture framing shop near the City God Temple.
Simone sanata çağdaşı diğer sanatçılar gibi küçük yaştan itibaren çıraklık yaparak başladı.Simone was doubtlessly apprenticed from an early age, as would have been the normal practice.
İş eğitimine de önem verildi, erkek çocuklar çıraklık yoluyla değerli deneyimler kazandılar.Job training was also emphasized, and boys gained valuable experience through apprenticeships.
Lonyson 1582'de öldü ve çıraklık başka bir ustaya devredildi.Lonyson died in 1582, and the apprenticeship was transferred to another master.
İlk çıraklığını Eger'de bir çan ve tabanca dökümhanesinde çalışarak geçirdi.His first apprenticeship was spent working at a bell and gun foundry in Eger.
Bir şairin tam nitelikli olabilmesi için dokuz yıllık bir çıraklık eğitimi gerekiyordu.This "rule book" emphasised their professional status, and the making of poetry as a craft.
Salzburg'daki öğretim seminerlerine katılmayı ve bir iş çıraklığı yapmayı başardı.He still managed to attend teaching seminars in Salzburg and serve a business apprenticeship.
Daha sonra Paul Troger'ın yanında çıraklık yaptı.He later apprenticed with Paul Troger.
Bölgede çırak olan en büyük oğulları Chester ve Samuel ile tekrar bir araya geldiler.They were reunited with their eldest sons, Chester and Samuel, who were apprentices in the area.[33]
4 yıl çıraklık yaptıktan sonra ustası vefat etti.After serving 4 years of apprenticeship, his master died.
Davenport 7 yıl boyunca Whaley için toptancı olarak ve Afrika ticaretinde çıraklık yaptı.Davenport worked for Whaley as a grocer and in the African trades for 7 years.
Babası onu 11 yaşında dokuma tezgâhına çırak vermişti.His father had apprenticed him to the loom at age 11.
Kalfa 'çırak' için Türkçe'dir.Kalfa is Turkish for 'apprentice'.
Kariyerine , Newcastle upon Tyne'da oymacı Ralph Beilby'nin yanında çıraklık yaparak başladı.His career began when he was apprenticed to engraver Ralph Beilby in Newcastle upon Tyne.
Daha sonra bir eczacının yanında çıraklık yaptı.He was then apprenticed to an apothecary.

İlgili Sayfalar