Ana içeriğe geç
Sözlük

çılgınlık ile cümle

çılgınlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tek başına onu yapmaya çalışman çılgınlık.You are mad to try to do it all alone.
Çılgınlık yapmadan yaşayan insan düşündüğü kadar akıllı değildir.Who lives without folly is not so wise as he thinks.
Yaşamını riske atman çılgınlık.It is crazy of you to put your life at risk.
Buz gibi suda yüzmeyi denemesi çılgınlıktı.It was mad of him to try to swim in the icy water.
Senin annen altı dil konuşuyor - Bu çılgınlık.Your mom speaks six languages — that's nuts.
Bu çılgınlık.That's crazy.
Bu, çılgınlık.This is madness.
Tom onun çılgınlık olduğunu düşünüyor.Tom thinks that's crazy.
Bu bir çılgınlıksa içinde yöntem vardır.If this is madness, there is method in it.
O çılgınlık değil mi?Isn't that crazy?
Bu havada dışarı çıkmak çılgınlık.It is bonkers to go out in this weather.
Çılgınlık, sonuçların farklı olacağını umarak, aynı deneyimi tekrarlamaktır.Madness is repeating the same experience, expecting the results to be different.
Bende biraz çılgınlık var.I am a bit crazy.
Kurak bir ülkeden yağışlı Avrupa'ya su ihraç etmek saf çılgınlık.Exporting water from an arid country to the rainy Europe is pure folly.
Kapıyı açık bırakması çılgınlık.It is crazy of him to leave the door open.
Boston'u saran son çılgınlık bu.It's the latest craze sweeping Boston.
Aşk çılgınlıktır.Love is insanity.
Bu çılgınlık.""This Is Madness".
Sonunda çılgınlık bitti.END THIS MADNESS.
Mackay’ın açıklanamayan çılgınlık nitelemesi 1980’lere kadar eleştirilmedi ve incelenmedi.Mackay's account of inexplicable mania was unchallenged, and mostly unexamined, until the 1980s.
Brooklyn Çılgınlıkları.Brooklyn Legends.
Bu olaydan sonra McCarthy saygınlığını yitirirken, antikomünist çılgınlık da yatıştı.Worst of all, McCarthy besmirched the honorable cause of anti-communism.
Bu veriler Çin'in çılgınlık yıllarından.So that's when China was mad.
Çılgınlıklardan bahsedelim.Let's talk about manias.
İşte, dini çılgınlık. Kendinden geçmeler. Ağlamalar.Okay, religious mania: there's rapture, there's weeping, there's visions.
Çılgınlıklar güzel olabilir.Manias can be good.
Çılgınlıklar telaşlandırıcı olabilir.Manias can be alarming.
Veya, çılgınlıklar ölümcül olabilir.Or manias can be deadly. (Recording of crowd cheering)
Dünyada yeni bir çılgınlık ortaya çıktı.The world has a new mania.
Yani bu herkesin istediği kabine girmesine izin verildiği bir çılgınlık değil.So none of this mishegas of letting everybody go into whatever car they want.
Bu bir çılgınlık, henüz mest olmadıkIt is madness, I'm enchanted.
Yani bunu hemen hemen hiç bu şekilde yazılmış olarak görmezsin çünkü bu çılgınlık.So you almost never see it written like this because this is kind of crazy.
Hidrojen, hidrojen, hidrojen, yazması çılgınlıktır, sonsuza kadar sürer.Hydrogen, hydrogen, hydrogen.. At least crazy to write, it takes forever.
Binanın su yalıtımı biraz çılgınlıktı.Waterproofing the building was a bit crazy.
En başta diyebilirsiniz ki, bu çılgınlık, ben daha nereden başlayacağımı bile bilemiyorum.At first you might say wow, this is crazy, Sal, I don't know how to even start here.
Böylece bu çılgınlıkta sona erer.Then we will finally have an excuse to stop this madness.
Dedim, "Dinle, bu çılgınlık!I said, "Listen, it's insane.
Bu bir çılgınlık.It's crazy.
Çocuk güvenliğine yönelik kuralların ulaşabileceği çılgınlık seviyesinin sınırı yok gibi görünüyor.There doesn't seem to be any limit on how crazy child safety regulations can get.
Orada üç çocuk her zaman yaptığımız çılgınlıkları yapıyorduk.And we were kind of just out there doing the stuff we crazily did.
Ama bu çılgınlık, Otto!But that's madness, Otto!
Onun Ingrid Bergman'la ilgili çılgınlıklarını duydum.I heard he had some kind of a fling with Ingrid Bergman.
Cilginlik oldugunu dusuneceksiniz, 103 G.Would it be crazy to know: 103 Gs?
Bu çılgınlık.That's crazy.
Bu çılgınlık!That's crazy!
Ona şöyle dedim: "Bay Brahimi, evrensel bir ateşkesi denemek sizce çılgınlık mı?And I said to him, "Mr. Brahimi, is this nuts, going for a global truce?
Çılgınlık yapmaya bayılıyorumGet what I mean?
"Durun" dedim, "çılgınlık bu." (nuts: 'çılgınlık', aynı zamanda 'testisler')I said, "Stop. This is nuts."
Diğerleri benliklerinden çılgınlıklarla kurtuluyor.Others overcome their self at raves.
Sanırım bu şimdilerde gençler arasında bir çılgınlık.I think that's a craze among teens right now.
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz dediler.In that case we shall he in error and insane.
Suçlular bir sapıklık ve çılgınlık içindedir.Surely the sinners are misguided and insane.
Bu durumda gerçekten biz bir sapıklık (delalet) ve çılgınlık içinde kalmış oluruz."In that case we shall he in error and insane.
Hiç şüphesiz suçlular-günahkarlar, bir sapmışlık (dalalet) ve çılgınlık içindedirler.Surely the sinners are misguided and insane.
Doğrusu suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.Surely the sinners are misguided and insane.
Vallahi böyle bir durumda biz, sapıklık ve çılgınlık içine düşeriz."In that case we shall he in error and insane.
Kuşkusuz, suçlular, şaşkınlık ve çılgınlık içindedir.Surely the sinners are misguided and insane.
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık etmiş oluruz" dediler.In that case we shall he in error and insane.
Şüphesiz suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.Surely the sinners are misguided and insane.
O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz." dediler.In that case we shall he in error and insane.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod