Sizin fikirleriniz çılgınca görünüyor.Your ideas sound crazy.
Tüketici fiyat endeksi çılgınca dalgalanıyor.The consumer price index has been fluctuating wildly.
Onun fikirleri çılgınca gözüküyor.His ideas sound crazy.
Onun fikirleri çılgınca görünüyor.Her ideas sound crazy.
Joe bu kıza çılgınca âşık.Joe is madly in love with that girl.
Ben sadece okumayı çılgıncasına seviyorum.I simply adore reading.
Çılgınca gelebilir ama sanırım geri dönüp tekrar yapmak istiyorum.This may sound crazy, but I think I want to go back and do it again.
Son zamanlarda yaptığın en çılgınca şey nedir?What's the craziest thing you've done lately?
Tom hava kararmadan önce çiti boyamayı bitirmek için çılgınca bir girişim yaptı.Tom made a frantic attempt to finish painting the fence before dark.
Tom Mary'ye çılgınca âşıktır.Tom is madly in love with Mary.
Tom bir zamanlar Mary'ye çılgınca âşıktı.Tom had once been madly in love with Mary.
Bu çılgınca gelebilir fakat sanırım ben hâlâ Mary'ye âşığım.It might sound crazy, but I think I'm still in love with Mary.
Tom Mary'ye çılgıncasına âşıktı.Tom was madly in love with Mary.
Tom'un çılgınca bir şey yapmayacağından oldukça eminim.I'm pretty sure Tom won't do anything crazy.
Eğer ebeveynlerim sizin geldiğinizi keşfederse, onlar çılgınca bir şey yapabilirler.If my parents discover that you came over, they are capable of doing something crazy.
Eğer ebeveynlerim geldiğini öğrenirse onlar çılgınca bir şey yapabilir.If my parents discover that you came over, they might do something crazy.
Bu çılgınca.This is crazy.
O sadece çılgınca.That's just crazy.
Bu çılgınca iyimser.This is wildly optimistic.
Çılgınca geldiğini biliyorum, ama Tom'la Mary'i randevuda gördüm.I know it sounds crazy, but I did see Tom and Mary out on a date.
Bu şimdiye kadar duyduğum en çılgınca şey.This is the craziest thing I've ever heard.
Bu şimdiye kadar gördüğün en çılgınca şey.This is the craziest thing I've ever seen.
Kalbi çılgınca çarpıyordu.His heart was beating wildly.
Öyle çılgınca bir şey yaparsan, sana gülerler.If you do something that crazy, you'll be laughed at.
Çılgınca bir şey yapalım.Let's do something crazy.
Sadece çılgınca bir şey yapmanı istemiyorum.I just don't want you to do anything crazy.
Tom çılgınca güldü.Tom laughed hysterically.
Tom çılgınca mücadele etti.Tom struggled frantically.
Çılgınca görünüyor.It sounds crazy.
Çılgınca bir şey yapmayın.Don't do anything crazy.
Bundan daha çılgınca şeyler yaptım.I've done crazier things than this.
Bunun çılgınca göründüğünü biliyorum ama bu doğru.I know it sounds crazy, but it's true.
Asla çılgınca bir şey yapmam.I never do anything crazy.
Bir işletmeyi çalıştırmak için ne kadar çılgınca bir yol!What a crazy way to run a business!
O yeri çılgınca seviyorum.I adore that place.
Bu çok çılgınca.This is so crazy.
Onun neden bu kadar çılgınca davrandığını anlamıyorum.I don't understand why she is acting so crazy.
Bunun çılgınca olduğunu düşünüyor musun?Do you think this is crazy?
Bu çılgınca! Biz yakalanabiliriz.This is crazy! We could get caught!
Bu çılgınca bir fikir.This is a crazy idea.
Oh, bu çılgınca.Oh, that's crazy.
Şimdiye kadar yaptığın en çılgınca şey nedir?What's the craziest thing you've ever done?
Bu çılgınca bir duyguydu.It was a crazy feeling.
O bana çılgınca görünüyor.That seems crazy to me.
Ben onun çılgınca göründüğünü biliyorum.I know that sounds crazy.
Onun çılgınca olduğunu düşündüm.I thought that was crazy.
Bu çılgınca görünüyor.That sounds crazy.
İnsanlar onun çılgınca olduğunu düşündü.People thought that was crazy.
Bunun çılgınca bir fikir olduğunu biliyorum.I know it's a crazy idea.
Neden Tom bu kadar çılgınca davranıyor?Why is Tom acting so crazy?
O, o çılgınca fikri nereden aldı?Where did he get that crazy idea from?
Bu çılgınca geliyor, biliyorum.It sounds crazy, I know.
Tom çılgınca bağırmaya başladı.Tom began to cry hysterically.
Bu, sandığınız kadar çılgınca değil.This isn't as crazy as you think.
Tom telefonunda çılgınca mesaj atıyor.Tom is texting frantically on his phone.
Tom hiç bu kadar çılgınca davranmadı.Tom has never acted that crazy.
Kulağa çılgınca geldiğini biliyorum.I know it sounds crazy.
O çılgınca bir oyundu.It was a crazy game.
Sağlık görevlileri Tom'un hayatını kurtarmak için çılgınca çalıştı.Paramedics worked frantically to save Tom's life.
Onu yapmak çılgınca olurdu.It would've been crazy to do that.