çılgın ile cümle
çılgın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Artık yalnız çılgın değil, iki çılgın da değil, bir güruh, ve bir güruh da haber olur.Um movimento deve ser público.
Artık yalnız çılgın değil, iki çılgın da değil, bir güruh, ve bir güruh da haber olur.Và nó không phải là 1 kẻ gàn dở cô đơn, cũng ko phải 2 người. 3 là đám đông rồi, và đám đông thật gây chú ý.
Artık yalnız çılgın değil, iki çılgın da değil, bir güruh, ve bir güruh da haber olur.Ya no es 1 chiflado solo, ni 2, 3 es multitud, y una multitud es noticia.
Artık yalnız çılgın değil, iki çılgın da değil, bir güruh, ve bir güruh da haber olur.Zdaj ni več osamljeni norec, nista dva norca, trije so skupina in skupina je novica.
Artık yalnız çılgın değil, iki çılgın da değil, bir güruh, ve bir güruh da haber olur.Τώρα δεν πρόκειται για έναν μοναχικό τρελό, ούτε για δύο, τρεις είναι πλήθος, και το πλήθος είναι είδηση.
Artık yalnız çılgın değil, iki çılgın da değil, bir güruh, ve bir güruh da haber olur.Сега това не е самотна откачалка, това не са две откачалки, трима са тълпа, а тълпата е новина.
Artık yalnız çılgın değil, iki çılgın da değil, bir güruh, ve bir güruh da haber olur.Тепер це не самотній дивак, не два диваки, три це вже юрба, а юрба - це новина.
Artık yalnız çılgın değil, iki çılgın da değil, bir güruh, ve bir güruh da haber olur.Теперь это не чудак-одиночка, и их не двое, три — это уже толпа, а толпа значит: тут что-то есть!
Artık yalnız çılgın değil, iki çılgın da değil, bir güruh, ve bir güruh da haber olur.עכשיו זה לא משוגע אחד, אלו לא שני משוגעים, שלושה זה קהל, וקהל זה אירוע.
Artık yalnız çılgın değil, iki çılgın da değil, bir güruh, ve bir güruh da haber olur.ولكن الأمر ليس الآن مساندة " مجنون وحيد " إنما مساندة مجنونين وثلاثة تابعون يعني جمهوراً والجمهور يعني خبراً !
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.Au selectat "Imigrant înnebunit de iubire o omoară pe fiica senatorului" pentru titlu.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.De foreslog, at "Kærlighedssyg immigrant dræber senators datter" var det, der skulle stå i overskriften.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.De tyckte Othello var fascinerande- -om än okänd. Jag bad dem sätta en rubrik på Othello.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde."Emigrante Louco e Apaixonado Mata Filha de Senador", como cabeçalho.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.Heidän vastauksensa oli "Lemmenkipeä muukalainen tappaa senaattorin tyttären" kirkuvana otsikkona.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.Ils ont sorti " Immigrant Fou Amoureux Tue La Fille Du Sénateur ". Gros titre.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde."Immigrant doodt senatorsdochter uit blinde liefde" in chocoladeletters.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde."Inmigrante loco de amor mata hija de senador" puesto en el encabezado.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.Izmislili so si "Od ljubezni nor imigrant ubije hčerko senatorja" čez celo naslovnico.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.'사랑에 미친 이주민, 상원의원의 딸을 살해하다' 라는 기사 제목이 나왔습니다.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde."Őrülten szerelmes bevándorló ölte meg a szenátor lányát", írták a szenzációs főcímbe.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde."Oszalały z miłości imigrant morduje córkę senatora", na pierwszej stronie.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.Přišli s nápisem "Poblouzněný přistěhovalec zabil senátorovu dceru" přes celou stránku.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.Sie dachten sich "Liebestoller Einwanderer bringt Senatorentochter um" als Überschrift aus.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.Vymysleli "Bláznivo zaľúbený imigrant zabil senátorovú dcéru" ako titulok.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.Yang keluar adalah "Imigran yang Mabuk Cinta Membunuh Putri Senator". sebagai judulnya.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde."Закоханий емігрант вбив доньку сенатора" на всю першу полосу.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.Они придумали "Свихнувшийся на любви иммигрант убил дочь сенатора". Большими буквами на всю полосу.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde."Полудял от любов емигрант убива дъщерята на Сенатор", сложено на първа страница.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.הם חשבו על "מהגר חולה-אהבה הורג את בת הסנאטור" מרוח על פני הכותרת.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.فاقترحوا العنوان " مهاجر مجنون بالحب يقتل ابنة عضو مجلس الشيوخ" لعنوان رئيسي لهذه القصة اذا نشرت في الصحف
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.という見出しを書きました 私がボヴァリー婦人のあらすじを渡すと
Asla tasavvur edemezdim, düşündüğüm en çılgın hayallerimde bile --Ik had het nooit gedacht, zelfs niet in mijn stoutste dromen --
Asla tasavvur edemezdim, düşündüğüm en çılgın hayallerimde bile -- Kendimi bir yazar olarak bile düşünmüyorum.Nigdy nie wyobrażałbym sobie tego, nawet w moich najśmielszych snach, nie uważałem siebie za pisarza.
Asla tasavvur edemezdim, düşündüğüm en çılgın hayallerimde bile -- Kendimi bir yazar olarak bile düşünmüyorum.Soha nem gondoltam volna, még a legvadabb álmaimban sem , és nem is tartom magam írónak.
Asla tasavvur edemezdim, düşündüğüm en çılgın hayallerimde bile -- Kendimi bir yazar olarak bile düşünmüyorum.Я ніколи не уявляв цього, навіть у найбожевільніших думках — я навіть не сприймаю себе як автора.
Asla tasavvur edemezdim, düşündüğüm en çılgın hayallerimde bile --그러리라고는 상상도 못했어요. 그런 일은 꿈 꿀 수도 없었죠.
Asla tasavvur edemezdim, düşündüğüm en çılgın hayallerimde bile --Nikdy by som si to nevedel predstaviť. Myslím, že ani v mojich najdivokejších snoch -
Asla tasavvur edemezdim, düşündüğüm en çılgın hayallerimde bile --Nu mi-aş fi imaginat niciodată, nu m-am gândit nici măcar în cele mai îndepărtate vise --
Asla tasavvur edemezdim, düşündüğüm en çılgın hayallerimde bile --Saya tidak pernah membayangkan bahwa, tidak pernah dalam mimpi terliar saya, saya kira--
Asla tasavvur edemezdim, düşündüğüm en çılgın hayallerimde bile --Tôi chưa bao giờ tưởng tượng được rằng, không phải trong giấc mơ hoang dại nhất --
Asla tasavvur edemezdim, düşündüğüm en çılgın hayallerimde bile --Δεν θα το φανταζόμουν ποτέ αυτό, ούτε στα πιο τρελά μου όνειρα δεν το σκεφτόμουν --
Asla tasavvur edemezdim, düşündüğüm en çılgın hayallerimde bile --Никогда бы не смог себе представить, даже в самых дерзких мечтах не подумал бы -
Asla tasavvur edemezdim, düşündüğüm en çılgın hayallerimde bile --מעולם לא תארתי לעצמי, אפילו בחלומות הכי פרועים שלי לא חשבתי --
Asla tasavvur edemezdim, düşündüğüm en çılgın hayallerimde bile --لم أكن لأتخيل ذلك، حتى في أسوأ أحلامي أنني أعتقدت --
Asla tasavvur edemezdim, düşündüğüm en çılgın hayallerimde bile --どんな大胆な夢の中でも一度も 作家になるなんて考えたことは ありませんでした
Aslında çok çılgınca değil, bu olay şu anda oluyor.Ce n'est pas fou, ça se passe réellement en ce moment.
Aslında çok çılgınca değil, bu olay şu anda oluyor.Es ist nicht verrückt; es passiert genau jetzt.
Aslında çok çılgınca değil, bu olay şu anda oluyor.Ez nem őrület; ez valójában épp most történik.
Aslında çok çılgınca değil, bu olay şu anda oluyor.Het is niet te gek. Het gebeurt eigenlijk nu al.
Aslında çok çılgınca değil, bu olay şu anda oluyor.Itu tidak gila; itu bahkan benar-benar terjadi sekarang.
Aslında çok çılgınca değil, bu olay şu anda oluyor.Không điên rồ chút nào; điều đó đang diễn ra ngay lúc nào.
Aslında çok çılgınca değil, bu olay şu anda oluyor.이상하지 않습니다. 사실 이미 일어나고 있습니다.
Aslında çok çılgınca değil, bu olay şu anda oluyor.Men det är inte orimligt, det händer just nu.
Aslında çok çılgınca değil, bu olay şu anda oluyor.Não é de loucos; na verdade está a acontecer neste momento.
Aslında çok çılgınca değil, bu olay şu anda oluyor.Není to bláznivé, ve skutečnosti se to děje právě teď.
Aslında çok çılgınca değil, bu olay şu anda oluyor.Nie je to bláznivé; vlastne sa to deje práve teraz.
Aslında çok çılgınca değil, bu olay şu anda oluyor.No es una locura, en realidad ahora mismo está pasando.
Aslında çok çılgınca değil, bu olay şu anda oluyor.Non è folle; di fatto sta succedendo proprio ora.
Aslında çok çılgınca değil, bu olay şu anda oluyor.Nu e nebunie, se întâmplă chiar acum.