O kadar üzgündü ki neredeyse çıldırmıştı.He was so sad that he almost went mad.
O öyle davranmak için çıldırmış olmalı.He must be crazy to behave like that.
Habere sevinçten çıldırmış olabilir.She may well be beside herself with joy at the news.
Dünya çıldırmış mı?Has the world gone mad?
Çıldırmış olmalıyım.I must be out of my mind.
O çıldırmış.That is insane.
Tom çıldırmıştı.Tom was distraught.
Tom çıldırmış olmalı.Tom must be crazy.
Tom öfkeden çıldırmıştı ama dilini tuttu çünkü çocuklar vardı.Tom was furious, but he tempered his language because there were children present.
Çıldırmış insanlardan uzak durmaya çalışıyorum.I try to stay away from crazy people.
Tom çıldırmış olabilir.Tom may be mad.
Tom bunu yapmayı kabul etmek için çıldırmıştı.Tom was crazy to agree to do that.
Tom çıldırmış görünüyordu.Tom seemed to be crazy.
Hem Tom hem de Mary çıldırmış.Both Tom and Mary are insane.
Tom benim kadar çıldırmış değil.Tom isn't as crazy as I am.
Sami çıldırmıştır.Sami is insane.
Tamamen çıldırmışım.I'm completely crazy.
Tom çıldırmış, değil mi?Tom is insane, isn't he?
Tom ve Mary çıldırmış.Tom and Mary are mad.
İtalyan şoförler çıldırmış.Italian drivers are crazy.
Agrippa çıldırmıştı ve öfkesi o bölgenin yerlilerine 100,000 drahmi ceza olarak döndü.Agrippa was furious, and in his anger he fined the locals 100,000 drachmae.
Gerçek şudur ki; aile çıldırmıştır." şeklinde açıklamada bulunmuştur.Her family was shocked when it was revealed that she had posed—and been portrayed—in the nude.
Bunlar çıldırmış!They're crazy!
Bütün ülke çıldırmıştı.The whole country went mad.
Bir keresinde "Tanrılar Çıldırmış Olmalı" diye bir film izlemiştim.I once saw a film called "The Gods Are Crazy."
Siz.--Siz kesinlikle çıldırmışsınız.You're -- you're absolutely crazy.
Diğer bir gün bir babayla tanıştım. Biraz çıldırmış gözüküyordu.I met a father the other day; he looked a little crazed.
Onlar çıldırmıştılardı da, biz bunu bilmiyor muyduk?Were they crazy also, and we didn't know it?
Onu sadece bir kaç kez gördüm gerçekten çıldırmış!I just dated her really briefly, but she's a total nutcase.
Ne? Çıldırmışsın sen!What, you're crazy!
Bu 50,000 bireysel parçadan oluşan bir oyun. Buna başalama kararı aldığımda çıldırmış olmalıyım.I was crazy when I decided to start it, but I'm in the middle of it now.
Pavlus, ‹‹Sayın Festus›› dedi, ‹‹Ben çıldırmış değilim. Gerçek ve akla uygun sözler söylüyorum.But he said, I am not mad, most noble Festus; but speak forth the words of truth and soberness.
"Yalan düzüp Allah'a iftira mı ediyor, yoksa çıldırmış mı bu?"Has he fabricated a lie about God, or is he possessed?"
Kadın besbelli çıldırmış!”We think she is in clear error."
Böyle yaparsak doğrusu sapıtmış ve çıldırmış oluruz!Shall we follow a man from among us?
"Yalan düzüp Allah'a iftira mı ediyor, yoksa çıldırmış mı bu?" Hayır, söyledikleri gibi değil!Has he (Muhammad SAW) invented a lie against Allah, or is there a madness in him?
Sevda ateşi bağrını yakmış. Kadın besbelli çıldırmış!”We think she is clearly mistaken."
Yönetmen Jamie Uys tarafından keşfedildi ve Tanrılar Çıldırmış Olmalı filminde baş rolde oynadı.Fue escrito y dirigido por Jamie Uys, quien es más conocido por su película Los Dioses Deben Estar Locos.
Kederinden neredeyse çıldırmıştı.Джордж обезумел от горя.
Türkler Çıldırmış Olmalıالأتراك يجب أن يكونوا جنوا
Gerçek şudur ki; aile çıldırmıştır." şeklinde açıklamada bulunmuştur.De waarheid van een ding bestaat in de wijze waarop hij verschijnt, uit de verborgenheid naar voren treed.
Yönetmen Jamie Uys tarafından keşfedildi ve Tanrılar Çıldırmış Olmalı filminde baş rolde oynadı.Jamie Uys är mest känd för att ha gjort filmen Gudarna måste vara tokiga samt dess uppföljare.
Yönetmen Jamie Uys tarafından keşfedildi ve Tanrılar Çıldırmış Olmalı filminde baş rolde oynadı.Jamie Uys se proslavil snímkem Bohové musejí být šílení.
Tom çıldırmıştı.Tom on tullut hulluksi.
Dünya çıldırmış olmalı," der ve bu sohbeti keserek gider.Έχω βαρεθεί να ακούω «Αυτή είναι τρελή» και άλλα τέτοια.
Agrippa çıldırmıştı ve öfkesi o bölgenin yerlilerine 100,000 drahmi ceza olarak döndü.Agrippa var rasende og hans sinne bøtela de lokale med 100 000 drakmer.
Gerçek şudur ki; aile çıldırmıştır." şeklinde açıklamada bulunmuştur.家族にも半ば責任はある」と開き直る言葉を報道陣に返した。
Gerçek şudur ki; aile çıldırmıştır." şeklinde açıklamada bulunmuştur.果不其然,遺囑就如同傳言所述,整個家族的人陷入瘋狂。
Gerçek şudur ki; aile çıldırmıştır." şeklinde açıklamada bulunmuştur.사람들은 마치 컴퓨터처럼 계산하며 자신을 완변히 조절한다"라고 말한 바 있다.
Biraz çıldırmış gözüküyordu. Dedim ki, "Green School'a hoşgeldiniz"פגשתי אבא יום אחד, שנראה קצת מטורף.
Bir keresinde "Tanrılar Çıldırmış Olmalı" diye bir film izlemiştim.Egyszer láttam egy filmet: "Az istenek a fejükre estek"
Bir keresinde "Tanrılar Çıldırmış Olmalı" diye bir film izlemiştim.Ho visto un film che si chiama "Ma che siamo tutti matti?"
Bir keresinde "Tanrılar Çıldırmış Olmalı" diye bir film izlemiştim.Ich sah mal den Film "Die Götter müsen verrückt sein".
Bir keresinde "Tanrılar Çıldırmış Olmalı" diye bir film izlemiştim.Ik heb ooit een film gezien: "De goden zijn gek".
Bir keresinde "Tanrılar Çıldırmış Olmalı" diye bir film izlemiştim.부시맨이란 영화를 본 적이 있는데요.
Bir keresinde "Tanrılar Çıldırmış Olmalı" diye bir film izlemiştim.Odata, am vazut un film care se numea "Zeii sunt nebuni."
Bir keresinde "Tanrılar Çıldırmış Olmalı" diye bir film izlemiştim.Tôi đã từng xem một bộ phim tên là "The Gods Are Crazy" (Thượng Đế cũng phải cười)
Bir keresinde "Tanrılar Çıldırmış Olmalı" diye bir film izlemiştim.Una vez ví una película, "Los dioses están locos."
Bir keresinde "Tanrılar Çıldırmış Olmalı" diye bir film izlemiştim.Une fois j'ai vu un film qui s'appelait "Les dieux sont tombés sur la tête."
Bir keresinde "Tanrılar Çıldırmış Olmalı" diye bir film izlemiştim.Widziałem kiedyś film "Bogowie są szaleni"