çıkma ile cümle

çıkma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Hafta içi akşamları dışarı çıkmam.I don't go out on weeknights.
Tom ile çıkmanı istemiyorum.I don't want you going out with Tom.
Bir horozun öttüğünü duydum ve yakında yataktan çıkmak zorunda kalacağımı biliyordum.I heard a rooster crow and knew I'd soon have to get out of bed.
Yürüyüşe çıkmak istiyorum.I want to take a walk.
Çıkmaya ne zaman başladınız?When did you start dating?
Siz ikiniz ne zaman çıkmaya başladınız?When did you two start dating?
Ben sadece hayatımdan çıkmanı istiyorum.I just want you out of my life.
Gerçekten Tom'la çıkmak istemediğini yeterince iyi bildiğini biliyorum.I know you well enough to know that you didn't really want to go out with Tom.
Köpeğin çıkmasına izin verdim.I let the dog out.
Sen çıkmadan önce geri dönebilirim.I might be back before you leave.
Bu adadan çıkmalıyım.I need to get off this island.
Bu adadan çıkmam gerekiyor.I need to get off this island.
Boston'dan çıkmam gerekiyor.I need to get out of Boston.
Bu yerden çıkmam gerekiyor.I need to get out of this place.
Bu yerden çıkmalıyım.I need to get out of this place.
Şehirden çıkmam gerekiyor.I need to get out of town.
Şehirden çıkmalıyım.I need to get out of town.
Pazartesi izne çıkmalıyım.I need to take Monday off.
Tom'un hapishaneden çıkmasını hiç beklemiyordum.I never expected Tom to get out of prison.
Mary'den gerçekten hoşlanıyorsan, ona çıkma teklif etmelisin.If you really like Mary, you should ask her out.
Tom'un bununla başa çıkmasına izin vermeni şiddetle tavsiye ediyorum.I strongly advise you let Tom handle this.
Sanırım hepimiz dışarı çıkmalıyız.I think we should all go outside.
Tom Mary'den ayrıldıktan sonra Alice ile çıkmaya başladı.After Tom broke up with Mary, he started dating Alice.
Benimle bir yürüyüşe çıkmak ister misin?Do you want to go for a walk with me?
Hava kötüyse yürüyüşe çıkmayacağız.We won't go for a walk if the weather's bad.
Eğer hava kötüyse yürümek için dışarı çıkmayacağız.If the weather is bad, we won't go out for a walk.
Tom sorunla nasıl başa çıkmayı planlıyor?How does Tom plan to cope with the problem?
Yatak odandan çıkmanı bekleyerek bütün gece boyunca gizleniyorum.I've been lurking all night, waiting for you to come out of your bedroom.
Siyah bulutlar ortaya çıkmaya başladı.Black clouds began to come up.
Dudakların mavi. Sudan çıkmalısın.Your lips are blue. You should get out of the water.
Tom bugün evden erken çıkmasına rağmen işe geç kaldı.Even though Tom left home early today, he was late for work.
Tam da dışarı çıkmak üzereydi.She was just about to go out.
Telefon çaldığında Tom tam dışarı çıkmak üzereydi.Tom was just about to go out when the phone rang.
O, ebeveynleriyle tatile çıkmayı reddetti.He refused to go on holiday with his parents.
Ebeveynleriyle tatile çıkmayı reddetti.He refused to go on holiday with his parents.
Tom ve Mary'nin birbiriyle çıkmaktan vazgeçtiğini bilmekle ilgilenebileceğini düşündüm.I thought you might be interested to know that Tom and Mary have quit dating each other.
Tom, Mary'nin onunla çıkmayı kabul edeceğini umdu.Tom hoped that Mary would agree to go out with him.
Kızınla çıkmak için iznini istiyorum.I'd like your permission to date your daughter.
Hava karardıktan sonra yalnız başına dışarı çıkmamalısın.You shouldn't go out after dark by yourself.
Tom, Mary'nin onun hayatından çıkmasını diliyor.Tom wishes Mary would get out of his life.
Şimdi oradan çıkmak zorundasın.You've got to get out of there right now.
Tom ve Mary dışarı çıkmaya hazırlanıyorlar.Tom and Mary are getting ready to go out.
Hiç kimse Mary'ye bir randevuda çıkma teklif etmedi.No one has ever asked Mary out on a date.
Tom Mary'ye öğleden sonra izne çıkmasını söyledi.Tom told Mary to take the afternoon off.
Bir süre dışarı çıkmak umurumda değildi.I wouldn't mind going out for a while.
Tom Mary'ye çıkma teklif etmek istedi.Tom wanted to ask Mary out on a date.
Mary ile asla tekrar çıkmayacağım.I'm never going out with Mary again.
Sadece buradan çıkmaya çalışıyorum.I'm just trying to get out of here.
Şimdi buradan çıkmak zorundasın.You've got to get out of here now.
Mary'ye çıkma teklif etmelisin.You should ask Mary out on a date.
Tom'un çıkmasına izin veren kişi benim.I'm the one who let Tom get away.
Boston'dan çıkmak zorundasın.You've got to get out of Boston.
Tom'a onun çıkmasını istediğimi söyledim.I told Tom I wanted him to quit.
Tom odasından çıkmayacak.Tom won't come out of his room.
Ben Tom'a onun çıkma zamanı olduğunu söyledim.I told Tom it was time to quit.
Buradan çıkmak zorundasın.You've got to get out of here.
Ben buranın dışına çıkmayı deniyorum.I'm trying to get out of here.
Sana buradan çıkmanı söyledim.I told you to get out of here.
Tom seninle çıkmazdı.Tom wouldn't go out with you.
Tom arabayla gezintiye çıkmak istedi.Tom wanted to go for a drive.

İlgili Sayfalar