çıkaran ile cümle

çıkaran kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
İki güçlü arzunun birbiriyle çarpışmasından daha güzel ses çıkaran başka bir şey var mı?Что может быть прекраснее, чем звук от столкновения двух сильных характеров?
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.A primeira é a corda bordão, que produz um som contínuo como a gaita de foles.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.Az első a basszus húr, a "bőgő", ami a dudához hasonló folytonos hangot ad.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.De eerste snaar is de bourdonsnaar, die maakt een onafgebroken geluid als een doedelzak.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.Den första strängen är bordunen, som spelar en jämn ton som på en säckpipa.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.Die erste Saite ist die Bass-Saite. Sie liefert einen kontinuierlichen Ton wie ein Dudelsack.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.El primer tipo son los bordones que emiten un sonido continuo como el de las gaitas.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.첫번째는 저음 현입니다. 백파이프 같이 연속적인 소리를 만들어내죠.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.La première est un bourdon qui joue une note continue comme une corne-muse.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.Pierwsza z nich to: struna burdonowa, która wytwarza dźwięk ciągły, podobnie jak dudy.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.Prima coardă este coarda zumzăită, care face un zgomot continuu ca al cimpoiului.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.Prvá je bourdonová struna, ktorá vydáva nepretržitý zvuk podobný zvuku gájd.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.Senar yang pertama adalah senar bass. yang mengeluarkan suara terus menerus seperti bagpipe.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.Thứ nhất là dây "drone" phát ra một chuỗi âm thanh liên tục như bộ khí (kèn, sáo).
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.Η πρώτη χορδή είναι η βουΐζουσα χορδή, η οποία παίζει έναν συνεχόμενο ήχο όπως η γκάιντα.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.Первая струна басовая. Она звучит протяжно, как волынка.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.Перша струна - басова, яка грає протяжний звук, як волинка.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.Първата струна е монотонната струна, която издава непрекъснат звук като гайда.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.המיתר הראשון הוא מיתר הדבור, אשר מנגן צליל חד-גוני שנדמה לצלילה של חמת החלילים.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.السّلسلة الأولى هي سلسلة الدّندنة، وهي التي تُصدر صوتا مستمرّا مثل مزمار القربة.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.バグパイプのような持続する音を出します 2番目の弦は「旋律弦」で
İnsanı suçlu çıkaran hizmetin yüceliği varsa, aklanmayı sağlayan hizmetin yüceliği çok daha aşkındır.Bo jeźlić usługiwanie potępienia było chwalebne, daleko więcej usługiwanie sprawiedliwości obfituje w chwale.
İnsanı suçlu çıkaran hizmetin yüceliği varsa, aklanmayı sağlayan hizmetin yüceliği çok daha aşkındır.정죄의 직분도 영광이 있은즉 의의 직분은 영광이 더욱 넘치리라
İnsanı suçlu çıkaran hizmetin yüceliği varsa, aklanmayı sağlayan hizmetin yüceliği çok daha aşkındır.Lebo ak bola služba odsúdenia slávna, služba spravedlivosti je o mnoho slávnejšia!
İnsanı suçlu çıkaran hizmetin yüceliği varsa, aklanmayı sağlayan hizmetin yüceliği çok daha aşkındır.Mert ha a kárhoztatás szolgálata dicsõséges, mennyivel inkább dicsõséges az igazság szolgálata?
İnsanı suçlu çıkaran hizmetin yüceliği varsa, aklanmayı sağlayan hizmetin yüceliği çok daha aşkındır.Nebo poněvadž přisluhování pomsty slavné bylo, mnohemť se více rozhojňuje v slávě přisluhování spravedlnosti.
İnsanı suçlu çıkaran hizmetin yüceliği varsa, aklanmayı sağlayan hizmetin yüceliği çok daha aşkındır.Porque, se o ministério da condenação tinha glória, muito mais excede em glória o ministério da justiça.
İnsanı suçlu çıkaran hizmetin yüceliği varsa, aklanmayı sağlayan hizmetin yüceliği çok daha aşkındır.Se gia il ministero della condanna fu glorioso, molto di più abbonda di gloria il ministero della giustizia
İnsanı suçlu çıkaran hizmetin yüceliği varsa, aklanmayı sağlayan hizmetin yüceliği çok daha aşkındır.Thi når Fordømmelsens Tjeneste havde Herlighed, er meget mere Retfærdighedens Tjeneste rig på Herlighed.
İnsanı suçlu çıkaran hizmetin yüceliği varsa, aklanmayı sağlayan hizmetin yüceliği çok daha aşkındır.Vậy, nếu chức vụ về sự định tội còn được vinh hiển, thì chức vụ về sự công bình được vinh hiển hơn bội phần.
İnsanı suçlu çıkaran hizmetin yüceliği varsa, aklanmayı sağlayan hizmetin yüceliği çok daha aşkındır.Zakaj ako je bila služba obsojanja slavna, veliko bolj je obila v slavi služba pravičnosti;
İnsanı suçlu çıkaran hizmetin yüceliği varsa, aklanmayı sağlayan hizmetin yüceliği çok daha aşkındır.А Господ е Духът; и гдето е Господният Дух, там е свобода.
İnsanı suçlu çıkaran hizmetin yüceliği varsa, aklanmayı sağlayan hizmetin yüceliği çok daha aşkındır.Бо коли служеннє осуду - слава, то геть більше служеннє правдї багатше славою?
İnsanı suçlu çıkaran hizmetin yüceliği varsa, aklanmayı sağlayan hizmetin yüceliği çok daha aşkındır.Ибо если служение осуждения славно, то тем паче изобилует славою служение оправдания.
İnsanı suçlu çıkaran hizmetin yüceliği varsa, aklanmayı sağlayan hizmetin yüceliği çok daha aşkındır.כי אם השרות אשר לחיב כבוד הוא כמה יעדף בכבוד השרות אשר לזכות׃
İnsanı suçlu çıkaran hizmetin yüceliği varsa, aklanmayı sağlayan hizmetin yüceliği çok daha aşkındır.لانه ان كانت خدمة الدينونة مجدا فبالأولى كثيرا تزيد خدمة البر في مجد.
İnsanı suçlu çıkaran hizmetin yüceliği varsa, aklanmayı sağlayan hizmetin yüceliği çok daha aşkındır.若 是 定 罪 的 職 事 有 榮 光 、 那 稱 義 的 職 事 、 榮 光 就 越 發 大 了
İnsanı suçlu çıkaran hizmetin yüceliği varsa, aklanmayı sağlayan hizmetin yüceliği çok daha aşkındır.若是 定罪 的 職事 有 榮光 、 那 稱義 的 職事 、 榮光 就 越 發大了
İşleyen bir hükümete sahip olmak -- Californiya'yı 1850 sefaletinden çıkaran şey budur.Att ha en regering som fungerar -- det är vad som fick Kalifornien att lämna 1850-talets misär bakom sig.
İşleyen bir hükümete sahip olmak -- Californiya'yı 1850 sefaletinden çıkaran şey budur.Có một chính phủ có thể vận hành -- đó là điều kiện giúp đưa California ra khỏi tình cảnh năm 1850.
İşleyen bir hükümete sahip olmak -- Californiya'yı 1850 sefaletinden çıkaran şey budur.Legyen egy működő kormány -- ez hozta ki Kaliforniát a tragédiából 1850-ben.
İşleyen bir hükümete sahip olmak -- Californiya'yı 1850 sefaletinden çıkaran şey budur.Mít vládu, která funguje - to je to, co vytáhlo Kalifornii z mizérie v roce 1850.
İşleyen bir hükümete sahip olmak -- Californiya'yı 1850 sefaletinden çıkaran şey budur.Musíte mať vládu, ktorá funguje -- to vytiahlo Kaliforniu z biedy okolo roku 1850.
İşleyen bir hükümete sahip olmak -- Californiya'yı 1850 sefaletinden çıkaran şey budur.Ter um governo que funcione foi o que tirou a Califórnia da miséria de 1850.
İşleyen bir hükümete sahip olmak -- Californiya'yı 1850 sefaletinden çıkaran şey budur.Un governo che funzioni; fu quello a strappare la California dalla miseria del 1850.
İşleyen bir hükümete sahip olmak -- Californiya'yı 1850 sefaletinden çıkaran şey budur.Να έχεις μια κυβέρνηση που λειτουργεί -- αυτό είναι που έβγαλε την Καλιφόρνια από τη μιζέρια του 1850.
İşleyen bir hükümete sahip olmak -- Californiya'yı 1850 sefaletinden çıkaran şey budur.Действующее правительство - вот что вывело Калифорнию из кошмара 1850 года.
İşleyen bir hükümete sahip olmak -- Californiya'yı 1850 sefaletinden çıkaran şey budur.Мати функціонуючу владу - ось що вивело Каліфорнію із злиднів 1850-го року.
Karada yaşayan ve ışık çıkaran birkaç canlı daha var, bazı böcekler, solucanlar, mantarlar.이 외에도 빛을 낼 줄 아는 육지 동물이 좀 있지요. 몇몇 곤충, 지렁이나 곰팡이 등이죠.
Karada yaşayan ve ışık çıkaran birkaç canlı daha var, bazı böcekler, solucanlar, mantarlar.Nog enkele andere landorganismen maken licht: sommige insecten, wormen, fungi.
Karada yaşayan ve ışık çıkaran birkaç canlı daha var, bazı böcekler, solucanlar, mantarlar.Și mai sunt alți câțiva "pământeni" care produc lumină, unele insecte, râmele, ciupercile.
Karada yaşayan ve ışık çıkaran birkaç canlı daha var, bazı böcekler, solucanlar, mantarlar.Und es gibt noch ein paar andere Landbewohner, die Licht machen können, ein paar Insekten, Erdwürmer, Pilze.
Karada yaşayan ve ışık çıkaran birkaç canlı daha var, bazı böcekler, solucanlar, mantarlar.Има и някои други сухоземни жители, които могат да светят - някои насекоми, дъждовни червеи, гъби
Karada yaşayan ve ışık çıkaran birkaç canlı daha var, bazı böcekler, solucanlar, mantarlar.Некоторые наземные обитатели могут излучать свет, некоторые насекомые, черви и грибки.
Karada yaşayan ve ışık çıkaran birkaç canlı daha var, bazı böcekler, solucanlar, mantarlar.וישנם עוד כמה יצורי יבשה שמייצרים אור, כמה חרקים, תולעות אדמה, פטריות.
Karada yaşayan ve ışık çıkaran birkaç canlı daha var, bazı böcekler, solucanlar, mantarlar.كما هناك عدد قليل اخر يسكن اليابسة ويستطيع صنع ضوء، كبعض الحشرات و ديدان الارض والفطريات.
Karada yaşayan ve ışık çıkaran birkaç canlı daha var, bazı böcekler, solucanlar, mantarlar.一部に何種かいますが 一般的に地上では かなりまれです
Küçükken konu hakkında hiçbir bilgim yoktu tabi ki. Ortadaki, dil çıkaran benim.Când eram mică, bineînțeles, habar nu aveam de asta.
Malcolm, sorun çıkaran biri olarak görüldüğünden, şartlı erken tahliye hakkını kaybetmişti.1930 년대 후반입니다. 말 콤, 괴수, 고려 초기 가석방을 거부 되었습니다.
Malcolm, sorun çıkaran biri olarak görüldüğünden, şartlı erken tahliye hakkını kaybetmişti.Malcolm, der als Unruhestifter galt, wurde eine frühzeitige Entlassung verweigert.

İlgili Sayfalar