çıkaran ile cümle

çıkaran kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tavuk civcivlerini çıkarana kadar yumurtalarının üstünde oturur.The hen sits on her eggs until they hatch.
Gerçekleri en çok açığa çıkaran, en çabuk ölür.He who uncovers the most dies the fastest.
Sadece yangını çıkaran kişinin belki Tom olup olmadığını merak ediyordum.I was just wondering if maybe Tom was the one who started the fire.
Benimle kavga çıkaran şu kadın çok saygısız davranıyordu.That woman who picked a fight with me was being very disrespectful.
Karanlığı boşa çıkaran ışık da gölgeler yaratır.The light that casts away the darkness also creates shadows.
Kavgayı çıkaran sensin.You're the one who picked the fight.
Bu foyasını meydana çıkaran bir şey.It's a dead give-away.
Çöpleri dışarı çıkaran kişi bendim.It was me who took out the garbage.
Çöpleri dışarı çıkaran bendim.It was me that took out the garbage.
Çöpü dışarıya çıkaran Tom'du.It was Tom who took out the garbage.
Tom genellikle çöpü çıkaran kişidir.Tom is the one who usually takes out the garbage.
Tom Mary'nin kolundaki bandajı çıkaran kişi.Tom is the one who took the bandage off of Mary's arm.
Çöpü çıkaran kişi ben değilim.I'm not the one who takes out the garbage.
Ben genellikle çöpü çıkaran kişiyim.I'm usually the one who takes out the garbage.
Mary bir baştan çıkaran kadın.Mary is a femme fatale.
Tom bir sorun çıkarandı.Tom was a troublemaker.
Tom'un kolundan bandajı çıkaran kişi benim.I'm the one who took the bandage off of Tom's arm.
Tom genellikle köpeğimizi yürüyüşe çıkaran kişidir.Tom is usually the one who takes our dog out for a walk.
Tadı insanı baştan çıkaran enfes bir lezzetti.It was sinfully sweet and delicious.
Başarıdan kendine pay çıkaran çok olur, ama başarısızlığı kimse sahiplenmez.Success has many fathers, but failure is an orphan.
Tom tarikatların ipliğini pazara çıkaran biri.Tom is a cultbuster.
Şimdi gaz çıkaran ben değildim.I wasn't the one who just burped.
Bir adamın gözünü çıkaranın gözü çıkarılır.You're gonna have someone's eye out!
The Economist, Ermeni kökenini açığa çıkaran Türklerin sayısının arttığına işaret ediyor.The Economist suggests that the number of Turks who reveal their Armenian background is growing.
İlk, basit bir kötü değildir, kötülüğün kendisidir, onu ortaya çıkarandır.He is not the first to distort and falsify it.
Letonya 2016 yılında finale çıkaran 10. kez Finalde yer almıştır.Latvia made its 10th appearance in the final in 2016.
Jerry Nibbles'a bakar, sinirlenir, Nibbles masumca gülümser ve ses çıkaran aletleriyle oynar.Jerry looks at Nibbles, annoyed, and Nibbles smiles innocently and plays with his noisemakers.
Halk, "Ey İsrailliler, sizi Mısır'dan çıkaran Tanrınız budur!" dedi.He replied them: "When you say: O Allah!
Malezya, 1998 Mart ayında biyometrik pasaportu çıkaran dünyada ilk ülke oldu.Malaysia was the first country in the world to issue biometric passports in 1998.
Laurent LeClaire – Camille'nin çocukluk ve iş arkadaşı aynı zamanda Therese'yi baştan çıkaran kişi.Laurent LeClaire – a childhood friend and coworker of Camille who seduces Thérèse.
Yarın'ı çıkaran ekiptendi.Imagine What Tomorrow Holds.
Bununla birlikte her sistemde yeni kanun ve kurallar çıkaran bir yasama organı da vardır.In addition, every system will have a legislature that passes new laws and statutes.
Bu adamın ölümünden siz —ve sizin gibi beyaz üstünlüğünü çıkaranlar— sorumlusunuz.It is because of you—the men that created this white supremacy—that this man is dead.
VHS versiyonunu piyasaya çıkaran ilk şirket Media Home Entertainment'tır.Early VHS versions were released by Media Home Entertainment.
Lubbe, yangını çıkaranın kendisi olduğunu itiraf etti.Alfie confesses that it was he who started the fire.
İnsanoğlunu yoldan çıkaran ve kötülüğün simgesi olan varlık.When a man is unregenerate, it is his essence that sins and does evil.
Abigaille Nabucco'yu alaya alır ve bu gerçeği ortaya çıkaran belgeyi yırtarak imha eder.Abigaille mocks him, produces the document and tears it up.
25:5 Mahkeme, kadını baştan çıkaranı cezalandırmalı Ex.25:5 The court must fine one who sexually seduces a maiden — Ex.
Nacer Chadli, ikinci yarının başlamasından 36 saniye sonra farkı ikiye çıkaran golü kaydetti.Nacer Chadli doubled it 36 seconds into the second half.
Karanlıktaki ses neredeyse her zaman karanlıkta ses çıkarandan daha korkutucudur."Today Hair seems, if anything, more daring than ever."
Bir de altar yapan Harun "İsrail, sizi Mısır'dan çıkaran tanrılarınız bunlardır" dedi.They exclaimed, "This is your god, O Israel, who brought you out of the land of Egypt!"
Bu yüzden insanlığın baştan çıkaran oldu.Mankind appears to be responsible.
Bu bellekler Dov Frohman yeni bir fikir ortaya çıkarana kadar kullanıldı.Marie, Michigan was used until a new indoor facility was built.
Herkes elinden bir kart çıkarana kadar kartlar açılamaz-alınamaz.No one can call a card before it reaches the table.
İsyanı çıkaran tayfalar öldürüldü.The hostage has been killed.
1993 yılında In Utero albümünü çıkaran grup başarısını sürdürmüştür.It is part of their 1993 album In Utero.
Lagrange değişkenler kalkülüsünü ortaya çıkaranlardan biriydi.Lagrange is one of the founders of the calculus of variations.
Ormanda ses çıkaran hayvanlar var.There are animals making noises in the mountains.
İlki devamlı olarak gaydaya benzer bir ses çıkaran bas telidir.The first string is the drone string, which plays a continuous sound like the bagpipe.
Fakat onu ortaya çıkaran değer sistemi ölmedi.But the value system that produced him is not.
Yerli halkla beraber çalışan... Onları hasta olmamaları için evlerinden dışarı çıkaran...Working with residents, getting them out of their homes, so they don't get ill.
Ses çıkaran çubuklar, yunusbalıklarının radarına karışıyor.Sounding rods beneath the water's surface interfere with the dolphin's sonar.
Bunun 155 desibel ses çıkaran bir sürümünü yaptık.We make a version with this which puts out 155 decibels.
Peki pistonu yukarı çıkaran kuvvetin büyüklüğü nedir?So what is the force that it pushed it up?
İşleyen bir hükümete sahip olmak -- Californiya'yı 1850 sefaletinden çıkaran şey budur.To have a government which functions -- that's what brought California out of the misery of 1850.
Bakın, nadirlik bağlamsaldır, ve teknoloji kaynakları boşa çıkaran bir etkidir.You see, scarcity is contextual, and technology is a resource-liberating force.
Tarihte yaratıcılığı olağanüstü seviyelere çıkaran ortamlar nerelerdi?What are the spaces that have historically led to unusual rates of creativity and innovation?
Yine nehrin üzerinde güneşin tadını çıkaran bir sürü Ganj timsahını görmek harikaydı.I mean, just incredible to see bunches of gharial basking on the river again.
Çünkü beni öileden çıkaran bu fanatikler aslında fanatik değillerdi.And that's because those fanatics that were driving me crazy weren't actually fanatics at all.
"Tanrıya günah çıkaran zavallı bir kul eğildi, boynunu büktü. "Yenildim" diye yakındı."At God's footstool to confess, a poor soul knelt, and bowed his head.

İlgili Sayfalar