çıkarak ile cümle

çıkarak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Teğmen yavru ayıya memleketinin isminden yola çıkarak Winnipeg, kısaca Winnie adını koymuş.著名的卡通画《小熊维尼》中,维尼的名字就是温尼伯的缩写。
Bireylerden yola çıkarak ustalıkla gerçekleştirilen bir toplum çözümlenmesi...在裕人等人的畢業旅行中擔當嚮導。
1907'de Lenin'e karşı çıkarak RSDİP'deki bütün hiziplerin uzlaşmasını savundu.1907年,李可夫主张与孟什维克等党内的机会主义派别妥协。
Referandum sonucunda %57.88 evet ve %42.12 hayır oyu çıkarak anayasa değişiklikleri kabul edildi.결국 개표 결과 57.8% : 32.9%로 이규희 후보가 압승을 거두며 당선되었다.
Teğmen yavru ayıya memleketinin isminden yola çıkarak Winnipeg, kısaca Winnie adını koymuş.그는 그의 집이 있던 위니펙(Winnipeg)을 따서 곰의 이름으로 붙였고, 위니가 애칭이 되었다.
New York'taki konserde "Jewels n' Drugs" söylenirken T.I. da sahneye çıkarak Gaga'ya eşlik etti.בעת המופע בניו יורק הדי ג'י T.I. הצטרף אל גאגא בביצוע השיר "Jewels n' Drugs".
Gece geç saatte askerler attan çıkarak kapıları açarlar ve Yunan ordusunun içeri girmesini sağlarlar.באישון לילה יצאו הלוחמים מן הסוס ופתחו את השערים לצבא הנכנס וטרויה נחרבה עד היסוד.
1980'lerin televizyon dizisi 21 Jump Street ile öne çıkarak gençlik idolü oldu.דפ עלה לגדולה בסדרת הטלוויזיה משנות ה-80 "רחוב ג'אמפ 21", והפך לאליל נוער.
Bu periyotta ayrıca 15 kere Brezilya için maça çıkarak yedi gol atmıştır.Играе 15 пъти за Бразилия.
Çünkü araç bazı kazalarda yoldan çıkarak devrilmişti.Бил е предвиден за движение на автомобили при аварийни случаи.
2006 yılında ise Şampiyonlar Ligi Finaline çıkarak, bunu başaran ilk Londra ekibi olmuşlardır.През 2006 година става първият отбор от Лондон класирал се за финал на Шампионската лига.
Daha sonra ise Gary, yeni bir Pokémon yolculuğuna çıkarak Pallet Kasabası'ndan ayrılmıştır.Междувременно Сула потегля да срещне новата понтийска армия.
Bu dönemde sarığını çıkarak hasır bir şapka giymeye basladı.Разградчани трябва да свалят шапка пред него!
Piri Reis bu haritadaki bilgilerden yola çıkarak 1513'de ilk dünya haritasını çizdi.Галиполи, работи върху „Морска книга“ и през 1513 г. начертава карта на света.
Tersi şekilde, düzensiz fiiller de kalıp dışına çıkarak beklenmeyen şekiller alır.Подобни неразшифровани портрети, вероятно, ще останат достатъчно много.
Kimse resme bakıp köpeğin parçalarından yola çıkarak köpek gördüğünü söylemez.Не е прието да се виждат части от склерата, когато кучето гледа напред.
1990'da, Pierre Henri Cami’nin yaşamı ve yapıtlarından yola çıkarak yazdığı Yorgun Matador’u yönetti.През 1990 година написва "Yorgun Matador", вдъхновен от живота и произведенията на Pierre Henri Cami.
Şarkılar buradan yola çıkarak küresel toplumun yükseliş ve düşüşünü anlatan bir hikâye şeklindedir.Pjesme koje vode do ovoga govore o usponu i padu ljudskog društva.
Kiliseye 116 metre merdiven çıkarak ulaşılır.Do crkve se dolazi preko 29 stepenica.
Gece geç saatte askerler attan çıkarak kapıları açarlar ve Yunan ordusunun içeri girmesini sağlarlar.Grčki su ratnici iskočili iz konja i otvorili vrata tako da i ostali Grci mogu ući.
1978'de İsviçre turnesine çıkarak 27 kez sahnelendi.Nastupio je 89 puta za reprezentaciju Švicarske.
Suikastla ilgili delillerden yola çıkarak yeniden inceleme yapılacağı açıklandı.Priča govori o ponovnom pronalaženju sebe.
O zaman da Karanlık Ay çıkarak Mag Mel yeniden doğarak daha güçlü oldu.No je čoraz tmavšia a nad rybníkom opäť vyšiel mesiac.
İkisi birlikte Vatikan'dan çıkarak Monteriggioni'ye geri dönerler.Dajú sa na útek a vracajú sa k Magdaléne.
Bu ölçümlerden yola çıkarak, spirometri yaşlı insanlarda KOAH için aşırı-tanıya yol açabilir.Na podlagi teh meritev bi spirometrija privedla do prekomernega diagnosticiranja KOPB pri starejših.
1980'lerin televizyon dizisi 21 Jump Street ile öne çıkarak gençlik idolü oldu.Zaslovel je v osemdesetih s televizijsko serijo 21 Jump Street, s katero je postal najstniški idol.
Burdan yola çıkarak Kutsal ittifak'ımeydana getirdi.Naročeno jim je bilo tudi, naj svetega trupla ne nosijo od tam.
On yaşındayken, geleneğe karşı çıkarak boşandı.Že kot dvanajstletnica je imela poroko za nesmiselno.
Böylece silik bir liman olmaktan çıkarak modern tesislere sahip, iyi planlanmış bir kente dönüştü.Tuo metu jis iš paprasto uosto pavirto nauju, gerai suplanuotu šiuolaikiniu miestu.
Buradan yola çıkarak Mediciler önce Floransa'da, sonra da İtalya ve Avrupa'da politik güce kavuştular.Todėl jie įgijo politinės galios Florencijoje, o vėliau – Italijoje ir Europoje.
Grup, 1997'yi Almanya ve Avusturya turnesine çıkarak bitirdi.1997-uosius metus grupė užbaigė surengdama jų pirmąjį tarptautinį turą Vokietijoje ir Austrijoje.
Ayrıca sahneye çıkarak şarkıcılık da yapmıştır.Aktorė taip pat dainuoja.
Gece geç saatte askerler attan çıkarak kapıları açarlar ve Yunan ordusunun içeri girmesini sağlarlar.Naktį, arklyje pasislėpę graikai išlindo, nukovė miesto sargybą ir atidarė Trojos vartus graikų kariuomenei.
Bu görevinde basın önüne ilk defa 6 Haziran 2017'de çıkarak ilk açıklamarını başarıyla yapmıştır.Ta kandis 6. oktoobril 2017 esmakordselt ajaloos oma kõne ette Facebooki kaudu.
865 yılı sonlarına doğru Vikingler Doğu Anglia Krallığında karaya çıkarak istilaya başlarlar.865 − Taani ründajad alustasid Inglismaa püsivamat asustamist.
Afganistan'dan yola çıkarak Avrupa'ya oradan da ABD'ye ulaşan uyuşturucu ticareti.아프가니스탄에서 흘러나와 유럽을 거쳐 미국까지 흘러들어가는 마취제나 아편들의 이동입니다.
Afganistan'dan yola çıkarak Avrupa'ya oradan da ABD'ye ulaşan uyuşturucu ticareti.Opium komt uit Afghanistan via Europa naar de Verenigde Staten.
Afganistan'dan yola çıkarak Avrupa'ya oradan da ABD'ye ulaşan uyuşturucu ticareti.Это контрабанда из Афганистана через Европу в США.
Afganistan'dan yola çıkarak Avrupa'ya oradan da ABD'ye ulaşan uyuşturucu ticareti.על ידי העברת סמים, אופיום, שכאן מגיעים מאפגניסטן דרך אירופה לתוך ארצות-הברית.
Afganistan'dan yola çıkarak Avrupa'ya oradan da ABD'ye ulaşan uyuşturucu ticareti.بحركة المخدرات، والأفيون، والذى يُجلب من أفغانستان مرورا بأوروبا وصولا للولايات المتحدة.
Afganistan'dan yola çıkarak Avrupa'ya oradan da ABD'ye ulaşan uyuşturucu ticareti.アフガニスタンを起点に 欧州を経由し アメリカに至ります アフガニスタンを起点に 欧州を経由し アメリカに至ります アンデス山脈北部産の
Afrika kıtasından yola çıkarak dünyanın diğer yerlerine yerleştiler.Afrika und besiedelte den Rest der Welt.
Afrika kıtasından yola çıkarak dünyanın diğer yerlerine yerleştiler.아프리카대륙을 떠나 밖으로 나가 세계의 다른곳으로 이주했습니다.
Afrika kıtasından yola çıkarak dünyanın diğer yerlerine yerleştiler.עזבו את אפריקה ויצאו ליישב את שאר העולם.
Afrika kıtasından yola çıkarak dünyanın diğer yerlerine yerleştiler.أفريقيا ليعمروا باقي العالم
Afrika kıtasından yola çıkarak dünyanın diğer yerlerine yerleştiler.共通の先祖は 何年前に生きていたのか?
Ancak hepsi bu basit fonksiyonlardan yola çıkarak elde edilebilirler.모두 이 주요 삼각비들을 통해 유도할 수 있습니다.
Ancak hepsi bu basit fonksiyonlardan yola çıkarak elde edilebilirler.אבל כולם נובעים משלושת הפונקציות הטריגונומטריות הבסיסיות האלה.
Astronotlar uzaya çıkarak ayrılığın zirvesini yaşadılar.A început, cred, cu miscarea de mediu, în anii 1960, care a fost prima trezire in constiinta de masa.
Astronotlar uzaya çıkarak ayrılığın zirvesini yaşadılar.Die Astronauten verließen die Erde und machten diese ultimative Erfahrung der Separation.
Astronotlar uzaya çıkarak ayrılığın zirvesini yaşadılar.Do tego astronauci polecieli na orbitę i tam doświadczyli totalnego oddzielenia od Ziemi.
Astronotlar uzaya çıkarak ayrılığın zirvesini yaşadılar.in i kollektivt medvetande. Och astronauterna åkte upp och upplevde höjden av separation.
Astronotlar uzaya çıkarak ayrılığın zirvesini yaşadılar.massa tietoisuuteen. Sitten astronautit menivät avaruuteen ja kokivat tämän eristäytynäisyyden huipun.
Astronotlar uzaya çıkarak ayrılığın zirvesini yaşadılar.Mentre lo sbarco sulla luna rappresentò l'apice della separazione.
Astronotlar uzaya çıkarak ayrılığın zirvesini yaşadılar.Myslím že to začalo v 60. letech, s ekologickým hnutím, to bylo první probuzení davového vědomí.
Astronotlar uzaya çıkarak ayrılığın zirvesini yaşadılar.Και οι αστροναύτες πήγαν στο διάστημα και βίωσαν την επιτομή του διαχωρισμού.
Astronotlar uzaya çıkarak ayrılığın zirvesini yaşadılar.電送された写真は、
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.A jeho táta využíval ty býky k tomu, aby chlapci vyprávěl příběhy o staré civilizaci a o jejím díle.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.Dan sang ayah sering menggunakan banteng itu untuk bercerita tentang peradaban itu beserta karya-karyanya.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.De vader gebruikte die stieren om de jongen verhalen te vertellen over die beschaving en hun werken.

İlgili Sayfalar