çıkaracak ile cümle
çıkaracak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Onlar kitabı ne zaman piyasaya çıkaracaklar?When are they going to put the book on the market?
Polis dava ile ilgili gerçeği ortaya çıkaracak.The police will reveal the truth of the case.
Skandalı ortaya çıkaracak cesareti vardı.He had the courage to expose the scandal.
Tom evini satışa çıkaracak.Tom is going to put his house up for sale.
Onların beni işten çıkaracaklarını düşünüyordum.I thought they were going to put me out of business.
O, Gilles'i odasına kadar çıkaracak.He will send Gilles up to the room.
Bunun keyfini çıkaracaksın.You'll get a kick out of it.
Tom bizi açığa çıkaracaktı.Tom was going to expose us.
Bizi ortaya çıkaracaklarından korktum.I was scared they'd find out about us.
Bizi karanlıktan çıkaracak birine ihtiyacımız var.We need someone to lead us out of the darkness.
Bence Tom çok iyi bir iş çıkaracak.I think Tom will do a very good job.
Tom muhtemelen bunu yapmanın keyfini çıkaracaktır.Tom will probably enjoy doing that.
Gerçekten ama gerçekten sizleri ilginç bir yolculuğa çıkaracak.It takes you through a really really interesting ride.
Sonra sizi yine oraya döndürecek ve kesinlikle sizi (yeniden) çıkaracaktır."From Compost You Came and to Compost You Shall Return".
Hep beni savunuyorsunuz, şimdi bunu haklı çıkaracak harika şarkılarım var.You guys are always defending me, so now you've got some great songs to justify it.
Bazı tuşlara basmak ve tutmakla benzeri karakterler ortaya çıkaracaktır.Pressing and holding certain keys will reveal similar characters.
Hat sayesinde Mısır'ın doğalgaz ihracatı iki katına çıkaracaktır.This proposal would increase the protected natural areas of Ukraine twofold.
Ancak buradan kişilerin olumlu bir cevap çıkaracak test yöntemleri aradığı sonucuna ulaşılamaz.However, this does not mean that people seek tests that guarantee a positive answer.
Tarih beni haklı çıkaracaktır!'History will absolve me."
Oksijenin varlığında alkenler karbondioksit ve su açığa çıkaracak şekilde açık bir alevle yanarlar.In the presence of oxygen, alkenes burn with a bright flame to produce carbon dioxide and water.
14 Temmuz'da Ayumi bir yeni single çıkaracak, yeni single'ı "Moon/Blossom" oldu.On July 14, Hamasaki released her forty-eighth single, "Moon/Blossom".
Özgür olacak, içindeki hayvanı ortaya çıkaracak, ama yalnızca ışıklar söndüğünde."She is lured under a solitary street light, and disappears when the light goes out.
Tom tam çıkaracakken Spike uyanır.When Michael awakens he is completely disoriented.
"Nasılsa zaman beni haklı çıkaracak" der.Whatever she says will be appropriate."
Ve doğrusu, gördükleriniz sizi, 100 olay içinden, 95'inde haklı çıkaracaktır.And the thing is, you'd be right 95 percent of the time to intuit that from the things you see.
Canımı çıkaracaksınYeah You will suck the life out of me
Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.I had to write five pages a day towards papers or I would have to give up five dollars.
Böylelikle sorun, ışığı nasıl getirecek ve bu küçük şeyleri açığa çıkaracaktık?So the challenge was, how are we going to bring light and expose these things?
Peki sonra kim yavru kedileri toplayayıp onları oradan çıkaracak?But who's going to round up all the pussycats and get them out of there?
Ben de bu tür öyküleri su üstüne çıkaracak bir çerçeve yaratmanın ilginç olabileceğini düşündüm.And so I thought it would be interesting to build a framework to surface those types of stories.
Pekala, 10. Dağ Bölüğü zırhlılar için güvenlik sağlayacak, bizi sıcak bölgeden çıkaracak.Sergeant, you got your men this far.
İyi iş çıkaracaksınız, değil mi?You can do well, right?
Bu bana, ileride çok sorun çıkaracak bir seçenek gibi geliyor.It seems to me that that's a very problematic ship to get on for the future.
Buradan nasıl bir iş çıkaracaksın?How are you going to build a business here?
Ve bu devasa bir problemi ortaya çıkaracaktır.And that's going to pose an enormous problem.
Onu baştan çıkaracaktınln case you want to seduce him to bed
Çiftçiler işçi çıkaracaklar.The farmers will lay off people.
Fabrikalar eleman çıkaracaklar.The factories will lay off people.
Restoranın muazzam bir iş çıkaracak.This is so that your business will unravel into greatness.
Bugünkü oylama sonucu ortaya çıkaracak.Today's vote will decide the outcome.
Birçoğunuz yeterli hatta, doğrusunu söylemek gerekirse yetersiz işler çıkaracak.Many of you will start out doing satisfactory work or, truth be told, less than satisfactory work.
Zira bu, davanızı haklı çıkaracaktır.) Steven Levitt:Steven Levitt:
Burada, bu ifadeyi karekökten çıkaracak olursak, y'nin artı veya eksi olacağını anlamış olduk.And so, that is -- so y would be approximately equal to the plus or minus.
Yine bir çek mi çıkaracaksın yoksa?You're using a check again?
Bölüm değişikliği için başvurdum bu defa geçersem, Noel'de beni bir yerlere çıkaracaksın!I applied to change majors! If I pass this time then go on a date with me on Christmas.
Bir büyük elçiliğe düzenlenen saldırıyı haklı çıkaracak hiç bir video da yoktur.There is no video that justifies an attack on an embassy.
Pratik uygulamalarda ansiklopedi kendi maliyetini çıkaracaktır.The encyclopedia will quickly pay for itself in practical applications.
Romantik diller, illa ki ortaya pek çok sorun çıkaracak.And the romantic language is bound to create lots of problems.
Bu beklenmedik güzellikte şeyler ortaya çıkaracak bir şey.That's serendipitous.
İnsanlar büyük bir karmaşa çıkaracaktır.They will say it is cropped together and the situation will get bigger.
Gelecekte daha neler çıkaracaksın merak ediyorum!The next piece is even in there!
Bütün alaycı kuşlar uçup gittiğinde, son dört gün gibi ses çıkaracaklar.When all the little mockingbirds fly away, they're going to sound like the last four days.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Heaven forbid they play in the dirt, the kal, or even worse, lokvi, water -- that will kill them.
Ve eğer cebinizin rehberindeki herkesi çıkaracak olsaydınız, odanız oldukça kalabalıklaşırdı.And if you were able to print out everybody in your cell phone, the room would be very crowded.
Yakında bize problem çıkaracaklar.They're trouble makers
Ve sonra çıkaracaksın.And then you subtract. 70 minus 64 is 6.
Yuttuğu servetleri kusacak, Tanrı onları midesinden çıkaracak.He has swallowed down riches, and he shall vomit them up again. God will cast them out of his belly.
Suçunu gökler açığa çıkaracak, Yeryüzü ona karşı ayaklanacak.The heavens shall reveal his iniquity. The earth shall rise up against him.
‹‹Adaletimi boşa mı çıkaracaksın? Kendini haklı çıkarmak için beni mi suçlayacaksın?Will you even annul my judgment? Will you condemn me, that you may be justified?
Aşırı ahmaklığı onu yoldan çıkaracak, Terbiyeyi umursamadığı için ölecek.He will die for lack of instruction. In the greatness of his folly, he will go astray.