çıkıntılı ile cümle
çıkıntılı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Tom, çıkıntılık yapmak istemediği için sessizliğini korudu.Tom didn't want to rock the boat, so he held his peace.
Girintili çıkıntılı ve pürtüklü bir yüzeye sahiptir.It has a mottled and bile stained surface.
STS-4, 1982 : Çıkıntılı Hava Yükü (PAL) rampa kaybı.STS-4, 1982: PAL ramp loss; 40 tiles require outright replacement.
Anneniz ve babanız buluştuğunda, döllenmiş bir yumurta oldu; şu küçük çıkıntılı yuvarlak şey.So, when your mom and dad met, there is a fertilized egg, that round thing with that little blip.
Sürtünme tırmanışları herhangi bir yüksek çıkıntılı kenar içermez.Friction climbing doesn't have any sort of hard positive edges.
Olekranonun deri altındaki çıkıntılı konumu onu direkt travmalara karşı savunmasız kılar.Its subcutaneous location makes it vulnerable to direct trauma.
"Malleus kafası" kısmı, büyük ve çıkıntılı bir bölümdür ve örs kemiğine buradan bağlanır.The head of the malleus is the large protruding section, which attaches to the incus.
Osmanlı tarzı çıkıntılı topuzOttoman style flanged mace
Bazen iç yüzeylerde çıkıntılı saplamalara sahip basit bir mengene şeklinde görülür.It is a simple vice, sometimes with protruding studs on the interior surfaces.
Bu dönemlerde dik eğimli, çıkıntılı bataklıklar sudaki adalar gibi görünür.Steep-sloped, raised bogs stand as islands in the water.
İncelediği iskeletlerin çoğunlukla alçak alınları ve çıkıntılı çeneleri olduğunu keşfetti.He found that the skeletons that he studied mostly had low foreheads and protruding jaws.
Bu sokette, işlemcideki temas noktalarına temas eden 1567 tane çıkıntılı pim bulunur.It has 1567 protruding pins to make contact with the pads on the processor.
LGA 1366'da işlemcilerdeki deliklere temas eden çıkıntılı 1356 tane pim bulunur.LGA 1356 has 1356 protruding pins to make contact with the pads on the processor.
Çanak yapraklar çıkıntılı veya geriye dönük.The sepals are protruding or struck back.
Doğu ve batı yakasındaki çıkıntılı yapı, hünkâr kasrıdır.Erkervorbauten im Osten und Westen gliedern die Fassade.
Apsisler Suriye bazilikalarında görüldüğü gibi dışarıya çıkıntılı olmayıp, düz bir duvar şeklindedir."Seinesgleichen an Grund und Boden in Bayern nicht leicht einer vorhanden seyn wird."
Standart S60'tan farklı olarak S60 R'da daha çıkıntılı bir bagaja sahiptir.Esthétiquement, la S60 ne diffère pas tellement de la S60 normale.
STS-4, 1982 : Çıkıntılı Hava Yükü (PAL) rampa kaybı.STS-4, 1984: Pérdida de la rampa PAL; Hubo que reemplazar completamente 40 baldosas.
Mihrabı çıkıntılıdır.Calcaterra è disperato.
Kafatası küçük, düzgün ve az çıkıntılıdır.Il cranio era relativamente piccolo, basso e gracile.
Hücre zarı girintili çıkıntılıdır.La membrana cellulare è evidente.
Koruma ve kontrol amacıyla girintili – çıkıntılı inşa edilmiştir.Система контроля и охраны изначально была построена неверно.
İlçenin İstanbul Boğazı kıyıları oldukça girintili çıkıntılıdır.Dus blijft de westelijke begrenzing van het Oudnederduitse taalgebied tamelijk onzeker.
Karstik bir yapıya sahip olan bölgenin kıyıları çok girintili çıkıntılı olup çok sayıda ada yer alır.Trakten kännetecknas av en mycket sönderskuren kust med ett stort antal öar.
Beyaz başlı yunusun ağzı belirgin bir şekilde çıkıntılı değildir.Vita fläckar på kroppen är absolut inte önskvärt.
Kemiklerin birleşim noktaları girintili çıkıntılı bir yapıya sahiptir.Har våra elementarpartiklar någon inre struktur?
Gölün kıyıları, Ege Denizinin kıyıları gibi girintili çıkıntılıdır.Vnitrozemské přístavy pak fungují jako vzdálené brány mořských přístavů.
Susan'ın girintili çıkıntılı ilişkisi olan sevgilisidir.Dar Carlos este deja angajată suferă de gelozie mireasa lui .
Girintili çıkıntılı kıyılarında birçok koy ve küçük doğal limanlar bulunur.Järven rannoilla on useita pieniä jokilaaksoja ja joensuita.
Girintili çıkıntılı ve pürtüklü bir yüzeye sahiptir.Είχαν μια ξεχωριστή, διακοσμημένη και κυματιστή επιφάνεια.
Yarımadanın batı kıyıları çok girintili çıkıntılıdır.Halvøens vestlige bred er er højereliggende.
İlçenin İstanbul Boğazı kıyıları oldukça girintili çıkıntılıdır.Nordspidsen af Lundø er ganske flad.
Ayvalık ilçesinde dağlar denize dik uzandığından kıyılar girintili çıkıntılıdır.忽聞海上有仙山,山在虛無縹緲間。
Epijin uzun çıkıntılı bir yapıdadır.特別的是這個反應爐是長方體。
Yunusun ağzı dışa doğru çıkıntılı değildir.洗手間設於出閘口外。
Gözler çıkıntılıdır.Oči su blijedožute.
Anneniz ve babanız buluştuğunda, döllenmiş bir yumurta oldu; şu küçük çıkıntılı yuvarlak şey.Aşadar, din întâlnirea părinţilor voştri a apărut un ovul fecundat, acel lucru rotund cu codiţă.
Anneniz ve babanız buluştuğunda, döllenmiş bir yumurta oldu; şu küçük çıkıntılı yuvarlak şey.Khi mẹ và và bố bạn gặp nhau, một cái trứng đã được thụ tinh cái tròn tròn đó với cái chấm nhỏ kia.
Anneniz ve babanız buluştuğunda, döllenmiş bir yumurta oldu; şu küçük çıkıntılı yuvarlak şey.Kiedy wasi rodzice się spotkali, powstało zapłodnione jajo, to małe, okrągłe z malutką wypustką.
Anneniz ve babanız buluştuğunda, döllenmiş bir yumurta oldu; şu küçük çıkıntılı yuvarlak şey.당신의 어머니와 아버지가 만났을 때, 약간의 변이가 있는 둥그런 수정란이 되지요
Anneniz ve babanız buluştuğunda, döllenmiş bir yumurta oldu; şu küçük çıkıntılı yuvarlak şey.Toen mama en papa elkaar leerden kennen, was er een bevruchte eicel, dat ronde ding met het bliepje.
Anneniz ve babanız buluştuğunda, döllenmiş bir yumurta oldu; şu küçük çıkıntılı yuvarlak şey.Когда ваши родители встретились, получилась оплодотворённая яйцеклетка — вот эта круглая штучка с пимпочкой.
Anneniz ve babanız buluştuğunda, döllenmiş bir yumurta oldu; şu küçük çıkıntılı yuvarlak şey.כשאמא ואבא נפגשו, נוצרה ביצית מופרית, הדבר העגול הזה עם הכתם הקטן שם.
Anneniz ve babanız buluştuğunda, döllenmiş bir yumurta oldu; şu küçük çıkıntılı yuvarlak şey.لذا، عندما اجتمع أمي وأبي، تكونت بويضة مخصبة، ذلك الشيء المستدير الذي تخرج منه بقعة.
Anneniz ve babanız buluştuğunda, döllenmiş bir yumurta oldu; şu küçük çıkıntılı yuvarlak şey.このような受精卵がつくられます この丸く ちょっと何かが飛び出しているものです これが育って 育って
Sürtünme tırmanışları herhangi bir yüksek çıkıntılı kenar içermez.A tapadásos mászásnál nincsenek semmiféle kemény pozitív peremek.
Sürtünme tırmanışları herhangi bir yüksek çıkıntılı kenar içermez.Beim Spannungsklettern hat man keine harten oder schroffen Kanten.
Sürtünme tırmanışları herhangi bir yüksek çıkıntılı kenar içermez.Bij op frictie klimmen zijn er geen harde uitstekende randen.
Sürtünme tırmanışları herhangi bir yüksek çıkıntılı kenar içermez.Dalam pendakian friksi tidak ada tepian positif yang kuat.
Sürtünme tırmanışları herhangi bir yüksek çıkıntılı kenar içermez.Il n'y a pas de prises solides en saillie dans l'escalade en friction .
Sürtünme tırmanışları herhangi bir yüksek çıkıntılı kenar içermez.In catarare pe stanci alunecoase, nu ai margini iesite in relief.
Sürtünme tırmanışları herhangi bir yüksek çıkıntılı kenar içermez.In questo tipo di arrampicata basata sull'aderenza non ci sono prese buone da tenere.
Sürtünme tırmanışları herhangi bir yüksek çıkıntılı kenar içermez.마찰만을 이용하여 등반한다는 것은 어떠한 종류의 단단하고 튀어나온 날이나 도구를 사용하지 않는 것을 의미합니다.
Sürtünme tırmanışları herhangi bir yüksek çıkıntılı kenar içermez.La escalada de fricción no tiene ninguna clase de bordes duros salientes.
Sürtünme tırmanışları herhangi bir yüksek çıkıntılı kenar içermez.Leo núi dựa vào sự ma sát thì không có bất kỳ những cạnh sắc nhọn nào.
Sürtünme tırmanışları herhangi bir yüksek çıkıntılı kenar içermez.Lezenie na trenie nemá žiadne výrazné stupy.
Sürtünme tırmanışları herhangi bir yüksek çıkıntılı kenar içermez.Lezení na tření nemá žádné výrazné hrany.
Sürtünme tırmanışları herhangi bir yüksek çıkıntılı kenar içermez.Na escalada de fricção não há saliências sólidas.
Sürtünme tırmanışları herhangi bir yüksek çıkıntılı kenar içermez.Plezanje na trenje nima dobrih stopov.
Sürtünme tırmanışları herhangi bir yüksek çıkıntılı kenar içermez.Przy wspinaniu "na tarcie" nie ma żadnych wystających krawędzi.