çıkın ile cümle

çıkın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Eşyalarını tuttuğun bir yer. Çıkınca da daha fazla eşya alıyorsun.Es un lugar para guardar tus cosas mientras que sales y consigues más cosas.
Eşyalarını tuttuğun bir yer. Çıkınca da daha fazla eşya alıyorsun.Un endroit pour garder vos affaire pendant que vous êtes dehors et que vous en ramener encore plus.
Evden dışarı çıkınca, her oyun, sanırım her oyun uzatmaya gidiyordu değil mi?집에 있으면 나가고 싶었어요. 왜냐하면 모든 경기가, 제 생각에 모든 경기가 오버타임이었어요, 맞죠?
Evden dışarı çıkınca, her oyun, sanırım her oyun uzatmaya gidiyordu değil mi?Oder die Häuser: Man war draußen, denn jedes Spiel, oder beinahe jedes Spiel, ging in die Verlängerung.
Evden dışarı çıkınca, her oyun, sanırım her oyun uzatmaya gidiyordu değil mi?Of als je je huis uitkwam - want elke wedstrijd, of bijna elke wedstrijd, werd beslist in de verlenging.
Evden dışarı çıkınca, her oyun, sanırım her oyun uzatmaya gidiyordu değil mi?Ou à la maison, on sortait, car à chaque match, enfin je crois presque tous, il y avait des prolongations.
Evden dışarı çıkınca, her oyun, sanırım her oyun uzatmaya gidiyordu değil mi?Ou então as casas — saía-se à rua, porque todos os jogos ou então quase todos, iam para prolongamento, certo?
Evden dışarı çıkınca, her oyun, sanırım her oyun uzatmaya gidiyordu değil mi?Vagy a házak, kimentél, mert minden meccs, vagyis azt hiszem majdnem minden meccs hosszabbításos volt, ugye?
Evden dışarı çıkınca, her oyun, sanırım her oyun uzatmaya gidiyordu değil mi?Або як ми виходили з будинків у перервах, адже майже кожна гра виходила пізно ввечері.
Evden dışarı çıkınca, her oyun, sanırım her oyun uzatmaya gidiyordu değil mi?А вечером после окончания игры можно было выйти из дома, ведь почти каждая игра заканчивается поздно.
Evden dışarı çıkınca, her oyun, sanırım her oyun uzatmaya gidiyordu değil mi?Или къщите, от които излизате, защото всяка игра, мисля, че почти всяка игра, свършва, нали?
Evden dışarı çıkınca, her oyun, sanırım her oyun uzatmaya gidiyordu değil mi?או הבתים, הייתם יוצאים, מפני שבכל משחק, ובכן, אני חושבת שכמעט כל משחק, עבר להארכה, נכון?
Evden dışarı çıkınca, her oyun, sanırım her oyun uzatmaya gidiyordu değil mi?او المنازل, تخرج من المنزل, لأن كل مباراه حسنا, اظن في كل مباراه, تذهب الى الاشواط الاضافيه, صحيح؟
Evden dışarı çıkınca, her oyun, sanırım her oyun uzatmaya gidiyordu değil mi?確か試合は延長戦ばかりで 外に出てみると どの家も明かりがついているんです
Evet! Haklı çıkınca çok seviniyorum![Diana] "맞아! 내가 오른쪽에 있는게 좋아."
Evet! Haklı çıkınca çok seviniyorum![דיאנה] "יש! אני אוהבת כשאני צודקת!"
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›A la media noche se oyó gritar: "¡He aquí el novio! ¡Salid a recibirle!
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›Ale o polnoci povstal krik: Hľa, ženích ide! Vyjdite mu vústrety!
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›A mezzanotte si levò un grido: Ecco lo sposo, andategli incontro
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›A o północy stał się krzyk: Oto oblubieniec idzie; wynijdźcie przeciwko niemu!
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›Au milieu de la nuit, on cria: Voici l`époux, allez à sa rencontre!
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›Ðến khuya , có_tiếng kêu rằng : Kìa , chàng rể đến , hãy đi ra rước người !
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›Ðến khuya, có tiếng kêu rằng: Kìa, chàng rể đến, hãy đi ra rước người!
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›Éjfélkor pedig kiáltás lõn: Ímhol jõ a võlegény! Jõjjetek elébe!
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›밤중에 소리가 나되 보라 신랑이로다 맞으러 나오라 하매
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›La miezul nopţii, s'a auzit o strigare: ,Iată mirele, ieşiţi -i în întîmpinare!`
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›Mas � meia-noite ouviu-se um grito: Eis o noivo! saí-lhe ao encontro!
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›Men midt på natten lød der et rop: Se, brudgommen kommer! gå ham i møte!
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›Men ved Midnat lød der et Råb: Se, Brudgommen kommer, går ham i Møde!
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›Men vid midnattstiden ljöd ett anskri: 'Se brudgummen kommer! Gån ut och möten honom.'
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›Mutta yösydännä kuului huuto: `Katso, ylkä tulee! Menkää häntä vastaan.`
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›Opolnoči pa nastane hrup: Glej, ženin! Pojdite mu naproti!
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›O půlnoci pak stal se křik: Aj, Ženich jde, vyjděte proti němu.
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›Tengah malam, barulah terdengar suara teriakan, 'Pengantin laki-laki datang! Mari sambut dia!
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›Zur Mitternacht aber ward ein Geschrei: Siehe, der Bräutigam kommt; geht aus ihm entgegen!
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›Εν τω μεσω δε της νυκτος εγεινε κραυγη Ιδου, ο νυμφιος ερχεται, εξελθετε εις απαντησιν αυτου.
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›Но в полночь раздался крик: вот, жених идет, выходите навстречу ему.
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›О півночі ж постав крик: Ось жених ійде; виходьте назустріч йому!
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›по среднощ се нададе вик: Ето младоженецът [иде!] излизайте да го посрещнете!
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›ויהי בחצות הלילה ותהי צוחה הנה החתן צאינה לקראתו׃
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›ففي نصف الليل صار صراخ هوذا العريس مقبل فاخرجن للقائه.
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›半 夜 有 人 喊 著 說 、 新 郎 來 了 、 你 們 出 來 迎 接 他
‹‹Gece yarısı bir ses yankılandı: ‹İşte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!›半夜 有 人 喊 著說 、 新郎 來 了 、 你 們出來 迎接 他
Genelde konuşmamın ne olduğunu grubun önüne çıkınca anlıyorum.Eu de obicei înțeleg ce voi spune abia când sunt în fața unui grup.
Genelde konuşmamın ne olduğunu grubun önüne çıkınca anlıyorum.Ik sprong van de hak op de tak. Meestal improviseer ik mijn speeches.
Genelde konuşmamın ne olduğunu grubun önüne çıkınca anlıyorum.J'ai l'habitude de comprendre ce qu'est mon discours quand je me lève en face d'un groupe.
Genelde konuşmamın ne olduğunu grubun önüne çıkınca anlıyorum.Jeg plejer at finde ud af hvad mit foredrag er, når jeg stiller mig op for folk.
Genelde konuşmamın ne olduğunu grubun önüne çıkınca anlıyorum.저는 주로 청중들 앞에 선 후에야 말할 것을 생각해내곤 하지요.
Genelde konuşmamın ne olduğunu grubun önüne çıkınca anlıyorum.Normalerweise habe ich meinen Vortrag durchdacht, wenn ich vor einer Gruppe spreche.
Genelde konuşmamın ne olduğunu grubun önüne çıkınca anlıyorum.Normalmente capisco di cosa parla la mia discussione quando sono di fronte a un gruppo.
Genelde konuşmamın ne olduğunu grubun önüne çıkınca anlıyorum.Normalmente me doy cuenta de qué va mi charla cuando me levanto en frente de un grupo.
Genelde konuşmamın ne olduğunu grubun önüne çıkınca anlıyorum.Saya biasanya menemukan saya harus berbicara tentang apa di depan sekelompok orang.
Genelde konuşmamın ne olduğunu grubun önüne çıkınca anlıyorum.Tôi thường ứng biến bài nói ngay lúc xuất hiện trước đám đông.
Genelde konuşmamın ne olduğunu grubun önüne çıkınca anlıyorum.Zazwyczaj wiem o czym jest moja przemowa, gdy staję przed grupą ludzi.
Genelde konuşmamın ne olduğunu grubun önüne çıkınca anlıyorum.Обикновено решавам какъв ще е разговорът, когато се изправя пред група.
Genelde konuşmamın ne olduğunu grubun önüne çıkınca anlıyorum.Обычно я прикидываю, о чём рассказывать, когда я уже стою на сцене.
Genelde konuşmamın ne olduğunu grubun önüne çıkınca anlıyorum.בד"כ אני מוצא על מה לדבר כשאני מופיע לפני קהל.
Genelde konuşmamın ne olduğunu grubun önüne çıkınca anlıyorum.وعادة ما أحدد كلامي عندما أمام مجموعة
Genelde konuşmamın ne olduğunu grubun önüne çıkınca anlıyorum.では最後に、残った一分で、
Grip virüsü bu görüntüsünde var olan bu değişik renkteki çıkıntılar sayesinde sizi enfekte ediyor.Dalam gambaran virus flu ini, duri-duri dengan berbagai warna ini digunakan untuk menginfeksi Anda.

İlgili Sayfalar