Ana içeriğe geç
Sözlük

çığ ile cümle

çığ kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Cavendish, benzersiz ve çığır açan bir kadın yazar olarak savunuluyor ve eleştiriliyor.Cavendish werd als een uniek baanbrekend vrouwelijk schrijver zowel geprezen als bekritiseerd.
Genç bir adam kızın çığlıklarını duymuştur.Ik hoorde de jongen schreeuwen.
İnanılmaz büyük bir çığlık atar.Dit heeft een enorm geschreeuw tot gevolg.
Çiğnemeden parçalar halinde yutarlar.Zouden ze ons in stukjes hakken?
Yasağı çiğnemenin cezası ise ölümdü.De straf op het verbreken van het verbond was de dood.
Sadece Hannibal'in Birinci Pön Savaşı sonrasında yapılan antlaşmayı çiğnemiş olması nedeniyle huzursuzdular.Zij waren ontstemd dat Hannibal het verdrag had geschonden dat na de Eerste Punische Oorlog gesloten was.
Bunlar sıklıkla çiğ olarak da tüketilmektedir.Het gaat vaak gepaard met grondstoffen delven.
Violet Beauregarde: Durmadan sakız çiğneyen kız.Violet Beauderest (Violet Beauregarde) is een meisje dat voortdurend kauwgom kauwt.
Çiğ tüketildiğinde mutlaka sirke kullanmak gerekir.Tijdens het manoeuvreren moet het roer rigoureus gebruikt worden.
Çığlıkları rakibi itebilir.Hij kan tegenstanders opzuigen.
Çığlık Geçidi'nde kayboldu.Het verdween op de plank.
Jarmusch'un en önemli projelerinden biri, seri kısa filmlerden oluşan Coffee and Cigarettes'tir.Een ander bekende film waarin Jarmusch zijn kortfilms had gemonteerd was Coffee and Cigarettes.
Çeneleri dişsizdir, bu nedenle gaga çiğnemek için kullanılmaz.De mond is gesloten en wordt niet gebruikt om te ademen.
Karanlıkta Bir Çığlık (film, 1964), Blake Edwards'ın yönettiği 1964 yapımı komedi filmi.A Shot in the Dark is een film uit 1964 geregisseerd door Blake Edwards.
Çiğdemci ve Uluyol mahalelerinden oluşur.Tussen Onland en Verwonderland.
1999 - Avusturya'da Galtür köyüne çığ düştü: 31 kişi öldü.1999 - Een lawine treft het Oostenrijkse dorp Galtür met 31 doden tot gevolg.
Bu yüzden Halife keçeye sarılıp atlar tarafından çiğnetilmişti.Daarom werden ze in een tapijt gewikkeld en door paarden vertrappeld.
Bu çalışmasında büyük miktarlarda ciğerin (karaciğer) hastalığı tedavi ettiğini keşfetmiştir.Hij ontdekte dat het eten van grote hoeveelheden lever de aandoening leek te verhelpen.
Afrika'da filler, doğumu başlatan hodangiller familyasından bir ağacın yapraklarını çiğnerler.Olifanten gebruiken bladeren van een boom uit de ruwbladigenfamilie om een bevalling in te leiden.
O gece Mia ve John uyurken Mia, komşularının evinden bir çığlık sesi duyar.Die nacht schrikt Mia wakker van herrie bij de buren.
Hem çiğ hem pişmiş olarak tüketilebilir.Ze kunnen zowel rauw als gekookt gegeten worden.
Bu uyuşturucu, yutularak, çiğnenerek veya sigara ile içilerek kullanılır.Hij vloekt, drinkt, rookt sigaren en gokt.
2006 yılında Çiğdem Talu bazı şarkıları albüm haline getirlerek satıldı.Om de uitgave in 1978 te promoten werd een speciaal album verkocht aan radiostations.
Aynı zamanda film şeritleri esnasında eğlenceli zamanlarda çığlık atabilen genç bendim.Tevens was Drost te zien in de speelfilm Rokjesdag.
Çiğneme tütününe tat vermek için katılır.Hij ondervindt moeilijkheden om zijn sigarettenmerk van de grond te krijgen.
Çiğ et alırlar.Griffioenen eten rauw vlees.
Kuralları hiç çiğnemez.Deze stoppen door de regel niet.
Teyzesi çığlık attı ve birkaç kişi tuvalete girdi.Vandaar ontsnapte hij met enkele collegae via het WC-raampje.
İşler iyice çığrından çıkar.De zaken gaan goed.
Schrei (Alm: Çığlık at), Alman rock Tokio Hotel 'in ilk albümüdür.Schrei is het debuutalbum van de Duitse rockgroep Tokio Hotel.
Ve korkunç çığlıklar.Met Hein Schreuder.
Fakat İngilizler bu maddeyi dikkate almayıp bu yasaklıları şehre kabul edip antlaşmayı çiğnemiş oldu.De Britten erkenden deze gewoonte echter niet, en annexeerden de staat.
Sıklıkla çiğ balık yeriz.Wij eten dikwijls rauwe vis.
Yeşil fasulyeyi çiğ yemek mümkündür.Het is mogelijk groene bonen rauw te eten.
Kurallar çiğnenmek içindir.Regels zijn er om gebroken te worden.
Onların çığlıkları uzun mesafeden duyuldu.Porozumiewają się krzykami, które słychać z daleka.
Uyarıcı olarak Koka yaprağı çiğniyorlardı.Był wieszczem, wróżącym przy pomocy dzięcioła.
Hiçbir şekilde basit göz (ocelli) yoktur ve ağzının bölümleri çiğnemek için uyarlanmıştır.Twarz jednego z nich nie została pokazana, siedział tyłem i bokiem do widza.
Clear çığlık atar ve ambulansı arar.Sprawdź, czy oddycha prawidłowo. zadzwoń po pogotowie.
Bu sonuçlar kozmik ışınların incelemesinde çığır açtı.Szczególnie ważne było zbadanie efektów działania promieniowania kosmicznego.
Her gün de dergâha üç ciğer getireceksin!"Zbierz 3 śmieci dziennie.
(Çığlıklar) RABARBA: Baba...Ражнов (bułg.). . .
Sava nehri üzerine inşa edilen köprü Ada Ciganlija'yı Čukarica ve Novi Beograd'a bağlar.Most przecina wierzchołek wyspy Ada Ciganlija, łączącej Čukaricę z Nowym Belgradem.
Çok sinirlendiği zaman çığlık atar.Mdleje, kiedy się denerwuje.
Günlerden bir gün kızının çığlığını duyar.W pewnym momencie słyszy śmiech dzieci.
Sürüler halinde, tiz çığlıklar atarak uçarlar.Bydło odchodząc ryczało głośno.
Hayvanlar için yeni ihtiyaçlar: Köpek için çiğneme, kedi için tırmalama ihtiyacı geldi.Rozrywał drobne zwierzęta, ukręcał łby kotom, kastrował psy.
Harezm hükümdarı Cigan, "Hamcerd" adlı bir şehrin emiri olan kardeşi Hürrezat'a karşı ondan yardım istedi.Prosi brata o pomoc z odwróceniem życzenia, niestety i on traci pamięć a po chwili również znika.
Türkler, Çiğil kelimesini Kumçölü içinde kullanırlardı.Grecy powiedzieli „nie” zaciskaniu pasa.
Yasağı çiğnemenin cezası ise ölümdü.Za złamanie tego zakazu groziła kara śmierci.
Benim bu mezarlıkta yatan can ciğer arkadaşlarım vardı.Na cmentarzu znajduje się mogiła tych żołnierzy.
Ağzındaki sakızı üç ay boyunca çiğnediği için ödül almıştır.Jego obcięta głowa przez 3 dni wisiała nad bramą miasta.
Jónsi vejetaryendir ve sadece çiğ gıdalarla beslenmeyi tercih ettiği belirtilmektedir.Jest jadowity, a rzekomo również pluje jadem.
Çığlık Geçidi'nde kayboldu.Rozpoznał krzyk Prokris.
Çigong uygulamalarında üç ana esas bulunmaktadır.Wśród antynicejczyków pojawiły się trzy zasadnicze stanowiska.
Yeti birden arkasına dönünce Pia korkudan çığlık atar.Nagle odwraca się, i przerażona krzyczy.
Çığrale, çağır hele, çağırır mısın.Następnie wygłaszane są wezwania Przyjdźcie, pokłońmy się.
Çiğiller tarihte Karahanlılar devletinin kurulmasında etkili olmuşlardır.Z tego powodu najstarsze zamki miały charakter budowli państwowych.
Çiğneme tütünü en eski tütün tüketim yollarından biridir.Palenie tytoniu jest jedną z najpopularniejszych form palenia.
Bizi gördüklerinde savaş çığlıkları atmaya başladılar.Gdy nas zobaczyli, zaatakowali, wydając głośne okrzyki.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod